24 Temmuz 1923 İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle  
Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti,  İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Romanya Krallığı ve  ilerleyen yıllarda kurulacak olan Yugoslavya'nın temelini oluşturan Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı imza attı
temsilcileri tarafından, Leman Gölü kıyısındaki  Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış barış antlaşmasıdır. 
Tüm tarafların kendi iç onay süreçlerini tamamladığını bildirmesiyle birlikte antlaşma 6 Ağustos 1924'te yürürlüğe girdi. Lozan'ın 2023 yılında geçersiz olacağı yönünde birtakım iddialar zaman zaman ortaya atılıyor. Ancak Lozan, süresi olmayan, kalıcı uluslararası anlaşmalar arasında yer alıyor.


Lozan Neden Sekiz Ay Tartışmadan Sonra İmzalandı, Neden? 
Hiç düşündünüz mü, madem Kurtuluş Savaşı'nda sadece Yunanla savaştık, o halde Mudanya Ateşkesi'ni neden İngiliz’le Fransız’la İtalya’nla yaptık? Tam olarak kurtulduğumuz neydi? 1922'de ordularımız İzmir'i alınca vakit kaybetmeden İstanbul'a yöneldik.  Malum İstanbul İngilizlerin elinde. Bütün ordu İzmit'e yığıldı ve harekat için gün sayıldı derken ateşkes önerdiler. Lozan görüşmeleri başladı. Ordumuz İzmit'te beklerken, Lozan süreci 8 ay sürdü. İyi ama niye? Hangi konuda anlaşamıyorduk? Musul mu? Hayır. Musul 1 ay konuşup geçildi. Lozan'ın 8 ay sürmesinin 3 sebebi vardı...


 1- Yüzyıllarca padişahlar ''KAPİTÜLASYON'' adı altında yabancılara öyle imtiyazlar verdi ki gün geldi tepemize çıktılar. Bankalar, işletmeler, limanlar vs onlarındı. Ordumuz Voynuklar, Martolozlar, Cerahorlar ismiyle Hristiyan askerlerle doluydu. Gün geldi Almanlar yönetti. Paralarımızın üzerine Fransızca, Ermenice, Yunanca ibareler kondu. Devlet dairelerinde onların bayrakları dalgalanıyordu. Faturalardan istasyon isimlerine her şey onların dilindeydi. Aynı bugün Suriyelilere tanınan vergi, askerlik gibi ayrıcalıklar o kadar artmıştı ki bir yabancı suç işlediğinde Osmanlı zabiti onu tutuklayamıyor, kendi konsolosu gelip ilgileniyordu. İşte bu rezil düzenin yani kapitülasyonların Lozan'da kaldırılması için ısrar ettik. 8 ay buna direttiler ve sonunda kabul ettiler.
 2- Bilindiği üzere Osmanlı ekonomisi çökünce DUYUN-U UMUMİYE (Genel Borçlar İdaresi) kurulmuş ve yabancılar Osmanlı maliyesine el koymuştu. Yabancıların bu egemenliği bitecek dedik. Yani Türkiye'nin ekonomisi bağımsızdır dedik! 8 ay direttiler ve sonunda kabul ettiler.
 3- Gayrimüslim ile Müslümanın anlaşmazlığı bile çözülemiyordu çünkü Osmanlı mahkemelerini tanımıyorlardı. Lozan görüşmelerinde ''İDARİ, ADLİ, HUKUKİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI TANIYACAKSINIZ.'' dedik. Yani Türkiye egemen olacaksa o halde bir yabancı suç işlediğinde Türk mahkemesinde yargılanacak! dedik. 8 ay Türk yargısını tanımak istemediler ama sonunda kabul ettirdik!
 Yani Lozan'da Türkler, yüzyıllarca yabancılar tarafından tanınmayan Türk hukukunu ve egemenliğini yabancılara tanıttılar. Lozan imzalandığı gün, imtiyazlı olan bütün yabancılar, evlerinden, dükkanlarından, idari kurumlardan yabancı bayraklarını kaldırdılar. Yabancı gazeteler, ''Türk Zaferi'' diye başlıklar attılar. Hükümeti düşen İngiltere eski Başbakanı Lloyd George, Lozan Anlaşması'nın İngiltere için bir hezimet olduğunu açıkladı.
 İşte Lozan budur. Unutmayın, Kurtuluş Savaşı'mız sonunda İngiliz hükümeti düştü, Yunanistan'da ihtilal oldu, Yunan bakanlar Altılar Davası'nda kurşuna dizildi, kral sürgün edildi, Mısır'daki milliyetçileri ayaklandı, Hindistan'daki direniş sertleşti, İngiltere ve Fransa ilişkileri kopma noktasına geldi ve Türkiye'nin yeni sınırlarını tüm dünya onayladı.

KAPİTALASYONLARIN SONUCU ÜLKE NE HALDE 
BÜTÜN SORULARIN CEVABINI BU ÖNEMLİ TARİHÎ OLAYDA BULABİLİRİZ 

Mersin'e dair tarihi bir hikaye anlatayım...1900 lü yılların başı...Yer Mersin..1860 lı yıllarda başlayan Amerikan iç savaşı sonrası Çukurova’da pamuk üretimi başlar ve Mersin Çukurova'nın ihracat ve ticaret merkezi haline gelir. Şehirde 12 konsolosluk ile çok sayıda yabancı acenta ve temsilcilikler vardır. Bir çok yabancı işadamı yaşamakta ve ticaret yapmaktadır. Yoksul ailelerin çocukları ise hamallık yaparak, yoğurt pazarından (bugün hala Yoğurt Pazarı olarak mevcuttur)veya limandan alışveriş yapanların yüklerini taşıyarak ailelerine katkıda bulunmaktadır.12 yaşındaki Osmanlı bir Türk olan Memet de bunlardan biridir.
 Mersin'de yaşayan İngiliz Lord Thompson, bir gün yurt dışından gelen eşyalarını taşıtmak için Memet’i çağırır. 12 yaşında ki Memet için eşyalar çok ağır olduğu için ilk anda kaldıramaz, fakat çevresindekilerin yardımıyla yük Memet’in sırtına yüklenir. Lord’un malikhanesinin taş avlusuna taşır yükü ve parasını ister. Fakat lord ödemez parayı. Memet ısrar edince elindeki topuzlu bastonla Memet'in kafasına vurur ve 12 yaşında ki hamal Memet oracıkta ölür.


MUTASARRIF NAZIM PAŞA
 O sırada Mersin'in başında yönetici olarak MUTASARRIF NAZIM PAŞA bulunmaktadır.(Mutasarrıf Vali ile aynı yetkilere sahip idarecidir) Nazım Paşa olayı duyunca derhal lordu makamına çağırır. Lord suçunu inkar etmez. Osmanlı kanunlarına göre cezası ölümdür, fakat lord İngiliz olmasına güvenir ve kapitülasyonlar uyarınca kendisine yargılama yapılamayacağını söylemektedir. Fakat Nazım Paşa lordu derhal tutuklatıp, mahkemeye gönderir. Olay İngiliz konsolosluğu aracılığıyla, Mersin açıklarında bekleyen İngiliz savaş gemisine ve İstanbul'a akseder. 
İngiliz savaş gemisinin komutanı lord serbest bırakılmazsa, Mersin’i bombalayacağını söyler. Nazım Paşa bunun üzerine şehirdeki yabancıların Mersin dışına çıkışını yasaklar. Lordu hızla mahkemeye çıkarıp idam kararı verir. Ve bugünkü Yoğurt Pazarı meydanında darağacı kurdurup asar. Ayrıca savaş gemisinin şehri bombalaması halinde tüm İngilizleri asacağını söyler.!
 Ve böylece şehir bombalanmaktan kurtulur... Konu padişah II.Abdülhamit'e aksettiğinde artık çok geçtir, lord asılmıştır. Zaten Nazım Paşa birkaç yıl öncesinde de Avusturya başkonsolosunu kovmuştur. Yani vukuatlıdır... Abdülhamit’e İngilizler tarafından, Nazım Paşa'nın cezalandırılması yönünde 
büyük baskı vardır. Abdülhamit bunun üzerine, Nazım Paşa'yı bir liman ve ticaret kenti olarak dış dünyaya açık olan Mersin mutasarrılığından alır ve Kayseri mutasarrıflığına atar.
 İşte 12 yaşındaki bir çocuk için, gözünü kırpmadan İngiliz lordunu asan, şehrin bombalanması tehditlerine dik durarak gerekli cevabı veren o Nazım Paşa; Şair Nazım Hikmet'in dedesidir.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner26

banner27


Fatal error: Uncaught Error: Call to a member function set() on unknown in /home/mavidid1/public_html/index.php:344 Stack trace: #0 {main} thrown in /home/mavidid1/public_html/index.php on line 344