Tanınmış bir eğitimci matematik dersini “öğrencilerin belası ders” diye nitelemiş.  Ekranlarda sık sık görüşüne başvurulan zat daha ileri gitmiş, demiş ki;”Matematiği hiç sevmedim.  İlkokuldan üniversiteye kadar matematiğin ne işe yaradığını anlamadım.”
Matematiğe “korkutulan ders” dese daha isabetli olurdu.  Kars Lisesi’nde II.sınıfa başlıyorum. Ailevi sıkıntılardan ötürü 1 yıl ara vermiştim ve yeni sınıfımda kimseyi tanımıyordum.  İlk dersimiz cebir.  Doktorlar misali beyaz ceketli iri kıyım öğretmen sınıfa girdi, bir süre sıralar arasında caka satar gibi gezindikten sonra birden döndü, gözlüklerinin arkasından mavi gözlerini kısarak şöyle konuştu:
“Bakın çocuklar “cebir” zor demek;bu dersi öğrenmek pek kimsenin harcı değildir,ona göre!” 
Öğretmen kendi dersinin diğer derslerden farklı olduğundan hareketle; aslında egosunu tatmin ediyordu.
Kendimi tutamadım, arka sıradan seslendim: “Öğretmenim, ben cebiri çok seviyorum.”  Yalnızca öğretmen değil, tüm sınıf   dönüp şaşkın bakışlarla bana bakıyordu.  Öğretmen,karizması çizilmişcesine önce homurdandı, sonra hızla tahtaya yönelip, kara tahtaya bir cebir denklemi yazdı.  Sınıfta çıt çıkmıyordu. Alaylı bakışlarla beni süzen öğretmen; “Madem cebiri çok seviyorsun, şunun eğrisini çiz bakalım.”
Usulca kalkıp tahtaya yürüdüm, herhangi bir işlem yapmadan istenen fonksiyon eğrisini kusursuzca çizip, yerime oturdum.  İlk şaşkınlık geçince bir mırıldanmadır sınıfı kapladı.  “Susun!” diye kızgınca bağıran öğretmen, tahtayı sert hareketlerle silerek derse başladı.  O olaydan sonra sınıf arkadaşlarımın takdirini mezun oluncaya dek kazanacaktım ve bu olgu binbir sıkıntı içindeki öğrenim hayatımda beni dimdik ayakta tutacaktı.
 Olağanüstü çaba ve sabır gerektiren matematik öğretimi, genç insanı hayatın aşılmaz görünen sıkıntılarını aşıp geçmede şekillendiren en önemli öğretim dalıdır.  Genç insanlar bu öğrenim dalında yalnızca rakamların girift ilişkilerini değil, yaşamın problemlerini çözme yolunda donanmış olurlar.
Sözünü ettiğim eğitimci, “matematiğin yararını anlamadım” yerine “bilimin,teknolojinin,mantığın yararını anlamış değilim” dese aynı şeyleri söylemiş olurdu.
Matematiğe karşı bu tür aymazlıklar bir toplum için tehlikelidir.  Örneğin, şu yıllarda birçok öğrencinin sınavlarda matematikten sıfır çekmesi geri kalmışlığımızın başlıca göstergesidir.  Matematiğin “korkulan” değil, “sevilen” bir ders olduğu bir dönemde ülke eğitimi düzlüğe çıkmış olacaktır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner26

banner27