Siyaset yurt işlerini yürütmek için yöneticilerin tuttuğu ölçülü yol, eşanlamı politika. Siyasetçi siyasetle uğraşan kimse anlamına gelir.
Milletvekili seçmenlerden aldığı güven ve sorumluluk duygusunu temsil eder. Bu nedenle ölçülü, düşünerek konuşmak zorundadır.
Demokraside, tartışma sonunda en iyi ve doğru düşünce uygulamaya konur. Mecliste yapılan konuşmalar teoridir, uygulamaya yol gösterir, anahtarıdır.
Müzakere edilecek konu önceden belirlenir, konuşacak parti temsilcilerine kaç dakika zaman verildiği bildirilir. Konuşmaya yazılı hazırlanır ve gazetecilere de verilir. Konuşulan geçerlidir diye not düşülür.
İfadeler dikkatle seçilmelidir, çünkü sistem partilerin rekabet etmeleri anlamına gelir. İcabında konuşmanın içinden bir cümlesi alınır, terazinin altın kefesinde tartılırsa yanlış anlaşılabilir. 
Bu dikkat ortamı, dinleyiciye politikacılar ne söyledi, sorusunu anlama zorunluluğu getirir.
Sol Parti Milletvekili Gregor Gysi, Politikacılar ne söylemez, kitabında işin zorluğunu açıklıyor. Çünkü mesele gerçekler değil, çoğunluğun duymak istediğini söyleme becerisi, diyor. Toplumda çoğunluğun sempatisini kazanamayan bir siyasetçi, gelecek seçimde seçilmeyebilir.
Mecliste yapılan konuşmaları, siyaset bilim insanların yorumunu dinleyince daha iyi anlıyorum.
Dr. Gregor Gysi 1948 yılında doğdu, avukat olduğu konuşmalarında hak, adalet ve eşit paylaşım tarafı açıklamalarında belli olur. Bilgili, hazırcevap olduğundan dolayı rakiplerini korkutur. 1990 yılına kadar Doğu Almanya Halkodası (Volkskammer) görevinde bulundu.
İki Almanya’nın birleşmesi 1990 tarihinden sonra Federal Almanya Meclisinde Almanya Sol Parti grup (PDS) başkanıydı. 2016 yılından itibaren Avrupa Sol Partiler grup başkanı.
Konuşması dikkatle dinlenen milletvekilleri sırasında en önde gelir. Konuşmasını şaka ve yine kendisinin cevap verdiği sorular ilginç yapıyor. Ayrıca Almanya Demokrat Cumhuriyet’inde deneyimleriyle ifadesine çeşitlilik katıyor.
Federal Almanya Cumhuriyeti, BATI zihniyetiyle iki Almanya birleşince kendi bildiğini dikte etti. Doğu Almanya’da pozitif olan sosyal ve ekonomik konular programa alınmadı.
Batı’da 1970 yılına kadar kadınlar eşlerinin imzası olmadan seyahat edemiyor, çalışamıyor, hatta bankada hesap açamıyordu.
Doğu’da ise kadınlar kendi ayakları üstünde durabiliyordu, çok daha özgürdü. Fakir ve zengin farkı Batı’da olduğu gibi açık değildi. Ve daha önemlisi işsizlik yoktu.

Dil, yazılı veya sözlü ifadeyle hayatımıza yön veriyor. Sözlüde vücut dili tamamlıyor. Konuşmayı meslek edinenler, toplumda düşünce önderliği gibi önemli bir sorumluluk üstleniyorlar. Söz gümüş, susmak altındır, atasözü politikacılar için geçerli değildir. Söylenmesi gereken söylenmeyince yalan olmuyor, ama yanıltıcı oluyor.
Retorik söz sanatı demektir. Doğuştan beceri tahsil ile daha iyi geliştirilebilir. Amerika’da ders verilir, Türkiye’de Siyasal Bilgiler Fakültelerinde konuşma dersi vardır. Öğretmen okullarında münazara iki grup, iki konuda tüm okul öğrencileri önünde salonda yapılırdı. Söz sanatı iyi olan taraf kazanırdı.
Almanya’da Hitler zamanında beyanlar halkı kutuplaştırdı, kin ve nefretle Musevi dininde olanları ölüme götürdü. Bu nedenle bu ders, ders programından çıkarıldı.
Retorik derslerin başlama ve konuşmanın meslek olarak tanınma tarihi, bu kitapta antik Yunan filozofu Milet kentinde yaşamış olan Thales (625-547 M.Ö.) ile başlıyor. Daha önceki medeniyetleri araştırmak gerek.

“Yaşamda insan ilişkilerini, doğa ile bağlantıları anlayarak, gerçeği söylemek erdemliktir. Doğaya uygun davranmak bilgeliktir. Bu iki niteliği kazanmak ise doğayı dinleyerek mümkündür.”  Heraklit (520-460 M.Ö.)

Politikaya yeni başlayanlar için bu kaynak olarak kullandığım kitap, ders kitabı niteliğinde. Türk kökenli Alman politikacılarına hediye edilmesi gerekiyor. Zira bu kitabı okuyan tarihte Dünya, Avrupa ve Almanya da politikacıların söylemediklerini de öğreniyor.
İyi bir konuşma nesnel olmalı, insanların özeline dokunmamalı. Duygu uyandırmalı, demokrasiye katılımı teşvik etmeli. Kin, nefret ve kutuplaşmaya fırsat vermemeli. Birleşmeye, dayanışmaya ve sorgulamaya açık olmalıdır.
Türkiye’de İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Konuşmasını dinleyince okuldaki öğretmenlerimi hatırlıyorum. Köy Enstitüleri konu edilince, neden devamı olan yalnız kız ve erkek öğrencilerin ayrıldığı Öğretmen Okulları’ndan bahsedilmediğini, her zaman soruyorum. Cumhuriyet Gazetesinde Emre Kongar’ın makalelerini okumak da üniversite siyasal öğrenimine denk sayılır. 
Dil de moda gibi zamana uymak zorundadır. Söz sanatını meslek edinenler, konuşmalarında toplumu kutuplara ayırmaktan çekinmeli. Belli bir azınlık halk grubunu din, ten renginden dolayı küçümseme, hor görmeye asla yer verilmemelidir. Nefret ve kin kusan politikacılar gelecek seçimlerde kazanma şansını kaybederler.
Uzlaşmayı bilmeyen demokrat olamaz. Ama çok sık uzlaşan da kendi benliğini, karakterini kaybeder. Politika sanatı, altın yol olan orta yolu bulmak ile mümkündür.

Konuşma politikacının en önemli aracıdır.   Gregor Gysi

Söz sanatı, dinleyeni ikna etme sanatıdır. Beceri dinleyerek, okuyarak geliştirilebilir. Her iyi konuşan iyi yazar, iyi yazar da iyi konuşamaz. Her ikisi bir arada olursa zenginliktir.

Hoşça konuşarak kalın!

Kaynak ve tavsiye kitap:
Gregor Gysi, Was Politiker nicht sagen, Ullstein Buchverlage, Berlin 2022
ISBN: 978-3-430-21043-0  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner26

banner27