Suyun rengi kokusu yoktur. İki molekül hidrojen ile bir molekül oksijenden oluşan saydam sıvıdır. Hayvan, bitki ve insan bütün canlılar su içmeden yaşamını sürdüremez, hayatta kalamaz.
Tek Tanrılı üç büyük dinde suyun değeri açıklanmıştır. İslam’da yaradılış, ruh temizliği sağlık anlamında anılır. Musevi ve Hristiyan dinlerinde de temizleme ritüeliyle çocuğun dine, inanca üyeliği kabul edilir.
Uzaya ilk çıkan astronotlar, gezegenin mavi renkte göründüğünü tespit etmişlerdi. Yeryüzünün üçte ikisi sularla kaplıdır. Suyun güneş ışınlarıyla kırılması esnasında mavi rengin etkisi, diğer renkleri bastırır. Buharlaşan suyun atmosferde yansıması gökyüzünde de mavi rengi hâkim kılar.
İnsan yaban hayatından yerleşmeye geçince, suya yakın mekanlara köy, kasaba ve şehirleri kurmuştur. Yola çıkana arkasından su dökülür, yolu açık olması dilenir. İyi okuyan öğrenciye su gibi okuyor, çabuk hesap yapana su gibi hesaplıyor, denir. Dilek haberleri su gibi söylüyor.
Su sabrın sembolüdür, sabırla gücünü kullanarak taşları deler. Yoluna engel çıkarsa, dolanır yoluna yine devam eder.
Damlaya damlaya göl olur. Bu anlayış ve arzuyla çocuklara kumbara hediye edilirdi.
Bu kadar hayati önemi olan elementi, hoyratça kullanan insan suyu da kirletti. Göller, akarsular ve denizler canlıların yaşamasını zorlaştırdı. Artık deniz ve gölde yaşayan bazı hayvanların nesil tükenmesi söz konusu.
Okyanus bilim insanları, plastik çöpten oluşan zerrelere karşı önlem almakta geç kalındığını söylüyor, sorumluları uyarıyor.
Sulara karışan zehirli ve kimyasal maddeler, buharlaşan su damlacıklarıyla oluşan bulutlar, yağmur sularını kirletiyor.
Yerleşik mekânlarda bilhassa büyük şehirlerde, yapı ile betonlaşma yağan yağmurun toprağa sızmasını önlüyor. Bu durumda bir yandan sel felâketleri meydana geliyor, diğer yandan yeraltı içme suları birikmiyor. Akacak yol bulamayınca biriken, aşırı yağan su öfkesiyle engel olan evi, arabayı her şeyi yıkarak önüne katıyor, inatla sel olarak akıyor.
2005 yılında altı buçuk milyar insanın yüzde yedisi su kıtlığı çekiyor, yüzde beşinin suyu yeterli değildi. 2025 yılında ise sekiz milyar nüfusun, yüzde yirmi yedisi su kıtlığı, yüzde on birinin su ihtiyacını karşılamayacağı tahmin ediliyor.
Bunun anlamı insanlar, yalnız açlıktan değil, susuzluktan dolayı da ana yurtlarını terk edip, göç yollarına düşecekler.
Sığınacak ülke arayanlara karşı duvar örme engel olamayacak. Zira suyun da eşit paylaşımı sağlanmıyor.Varlıklı ülkeler endüstri kaynak ve fabrikalarını yoksul ülkelere taşıdı. Böylece hem ham maddeye yakın hem de iş gücü ucuz ve işten çıkarma kolay. Endüstriyi elinde tutan ülkelerde sendika direnişi var. Yasalar uygulanır, işçiyi işten çıkarma öyle kolay değildir.
Şu anda Afganistan’da yaşananlar çok acı, insanlık dramı. Fakat alınmaya çalışılan önlem ve çabaları trajik komedi gibi izliyorum.
Yedi büyük ülke toplanıyor, karar alıyor. Sığınmacılar komşu ülkelerde kalsın, ama komşu ülkeler toplantıya davet edilmiyor. Varlıklı ülkeler insan hayatını para karşılığında alıp, satmaya uğraşıyor. Seçim propagandalarına alet etmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Ama yirmi yılda yirmi NATO ülkesinin hataları konuşulmuyor.
Batı güçleri parayla göç akımını, geçici olarak uzak tutabilecekler. İklimin ısınmasında doğa kaynakların kirlenmesine en fazla sebep olanlar gelişmiş ülkelerdir. Sorumluluklarını kabul etmek zorundalar.
Bir karınca ağzında su ile ormanda yangını söndürmeye gider. Aslan karıncayla alay eder, bu kadarcık suyla yangın söndürülmez, der. Karınca ise, herkes yapabileceği işi yapmalı, diye cevap verir. 
Evet, bir şeyler yapmalı, durup bekleme çare değildir.
Önce çocuk yuvalarında başlanmalı, diş fırçalarken musluğu açık bırakma, diyerek.
Bulaşık ve çamaşır makineleri seçerken ekonomik programı olanları tercih etmeli. Temizlikte az deterjan kullanmalı. 
Öğrencilerin sınıf seviyesine göre su konusu, yakın çevresini genişleterek, küresel tartışmaya açmalı.
Ülkeleri idare edenler okyanus ve diğer su uzmanları dinlemeli, çevre bakanlarına su dağılımına önem vermeleri görevi vurgulanmalı.
Karınca gibi küçük sayılan ülkeler birleşmeli, söz hakkı, dikte etmeyi yalnız yedi ülkeye bırakmamalıdır. Elbette bunu yapabilmek için yurt içinde anlaşma, muhalif iktidar çatışmasına son verilerek mümkündür. Din ile devlet işlerini ayırarak küresel düşünmeli.

İnsanın kafası, düşüncesini her yöne çevirebilmesi ve değiştirmesi için yuvarlaktır.       Francis Picabia

Zengin ülkelerin adlandırdığı gibi ikinci, üçüncü dünya yoktur. Dünya, yeryüzü tek olduğu gibi, kaynakları da küresel bütün insanlığa aittir. Yağmuru kirleten insan, temizlemeye de gücü yeter.

Temiz suyla kalın!
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol