Özet
20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuktan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini ve varlığını korumak amacıyla icra ettiği tarihî bir askerî müdahaledir. Harekât, yalnızca askerî bir başarı değil; aynı zamanda Türk milletinin tarih boyunca mazlum soydaşlarını koruma iradesinin somut bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma, Kıbrıs meselesinin tarihsel gelişimini, harekâtın sebeplerini, icrasını ve sonuçlarını kronolojik bir çerçevede ele almaktadır.
Giriş
Kıbrıs, Akdeniz'in doğusunda stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca büyük devletlerin mücadele alanı olmuştur. Ada, 1571 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiş ve yaklaşık üç asır boyunca Türk hâkimiyetinde kalmıştır. Osmanlı idaresi süresince adada Türk ve Rum toplumları barış içerisinde yaşamış, ancak 19. yüzyılda yükselen milliyetçilik akımları ve özellikle Enosis (Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması) ideali adadaki dengeleri bozmuştur.[^1]
1878 yılında adanın yönetimi İngiltere'ye bırakılmış, 1914 yılında ise İngiltere tarafından tek taraflı ilhak edilmiştir. Lozan Antlaşması ile Türkiye bu durumu hukuken kabul etmiş olsa da adadaki Türk toplumunun varlığı ve hakları hiçbir zaman göz ardı edilmemiştir.[^2]
Kıbrıs Meselesinin Derinleşmesi
1950'li yıllarda Rumların Enosis hedefi doğrultusunda kurulan EOKA adlı silahlı örgüt, Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırılar gerçekleştirmiştir. Buna karşılık Türk toplumu Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) çatısı altında meşru müdafaa mücadelesi vermiştir.[^3]
1960 yılında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş; ancak ortaklık düzeni kısa sürede Rum yönetiminin tek taraflı girişimleriyle bozulmuştur.
21 Aralık 1963 tarihinde başlayan ve tarihe Kanlı Noel olarak geçen saldırılar, Kıbrıs Türklerine yönelik ağır katliamların başlangıcı olmuştur. Yüzlerce Türk hayatını kaybetmiş, binlerce kişi göç etmek zorunda kalmıştır.[^4]
1974 Darbesi ve Türkiye'nin Müdahale Kararı
15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askerî cunta destekli darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios devrilmiş, yerine Enosis yanlısı Nikos Sampson getirilmiştir. Bu gelişme, 1960 Garanti Antlaşması'nın açık ihlali anlamına gelmekteydi.
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğinde diplomatik girişimlerde bulunmuş, sonuç alınamayınca garantörlük hakkını kullanarak askerî müdahale kararı vermiştir.[^5]
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı
20 Temmuz sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri "Ayşe tatile çıksın" parolasıyla harekâtı başlatmıştır.
Türk paraşüt birlikleri Gönyeli bölgesine inerken deniz kuvvetleri Girne kıyılarından çıkarma gerçekleştirmiştir. Mehmetçik ile Kıbrıs Türk Mücahitleri omuz omuza mücadele ederek Türk halkının güvenliğini sağlamıştır.
14 Ağustos'ta başlayan ikinci safha sonunda adanın kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmuş ve Kıbrıs Türk halkının geleceği güvence altına alınmıştır.[^6]
Harekâtın Sonuçları
Kıbrıs Barış Harekâtı ile birlikte Kıbrıs Türkleri ilk kez güvenli bir coğrafyada özgürce yaşama imkânına kavuşmuştur.
1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, 15 Kasım 1983 tarihinde ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir.
KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinin en önemli liderlerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.[^7]
Türk Dünyası Açısından Kıbrıs Barış Harekâtı
Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil bütün Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir dönüm noktasıdır.
Bu harekât;
* Türk milletinin soydaşlarına sahip çıkma iradesini,
* Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk çerçevesindeki kararlılığını,
* Türk Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcılığını,
* "Yurtta sulh, cihanda sulh" anlayışıyla barışın tesisini
gösteren tarihî bir örnek olmuştur.
Sonuç
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk milletinin tarihî sorumluluk bilinciyle gerçekleştirdiği en önemli askerî ve diplomatik girişimlerden biridir. Harekât sayesinde Kıbrıs Türk halkı özgürlüğüne kavuşmuş, varlığını güvence altına almış ve bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında yaşamını sürdürmektedir.
Bu anlamlı yıl dönümünde;
Başta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kahraman mücahitleri ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nda vatan uğruna can veren aziz şehitlerimiz olmak üzere bütün kahramanlarımızı rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
Dipnotlar
[^1]: Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Kronik Kitap.
[^2]: Stanford J. Shaw & Ezel Kural Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey.
[^3]: Sabahattin İsmail, Kıbrıs Tarihi.
[^4]: Rauf R. Denktaş, Hatıralar.
[^5]: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Meselesi.
[^6]: Genelkurmay Başkanlığı, Kıbrıs Barış Harekâtı Resmî Tarihi.
[^7]: Rauf R. Denktaş, Kuruluş Yılları ve Mücadele.
Kaynakça
* Armaoğlu, Fahir. 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi. İstanbul: Kronik Kitap.
* Denktaş, Rauf R. Hatıralar.
* Genelkurmay Başkanlığı. Kıbrıs Barış Harekâtı Resmî Tarihi.
* İsmail, Sabahattin. Kıbrıs Tarihi.
* Shaw, Stanford J. ve Shaw, Ezel Kural. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey.
* Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. Kıbrıs Meselesi ve Tarihî Süreç.
Bu makale, akademik bir çerçevede tarihsel olayları ele almakta olup, 20 Temmuz'un Kıbrıs Türk halkı açısından taşıdığı tarihî önemi ve Türkiye'nin garantörlük rolünü kronolojik bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Saygı ve rahmetle anılan Bütün şehitlerimizin aziz hatırası önünde eğiliyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı en kalbi duygularımla kutluyorum.
Mavi Didim’in değerli okuyucuları, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla