Ahmet’le tanışmadan önce “SU ÇÜRÜDÜ” şiiri ile tanışmıştım. Sadece su mu çürüdü? Nice yurtsever güzel insanları çürüttüler zindanlarda. İsyanın yaşama saygı olduğu süreçlerden geçtik. Ahmet’in direşken ligi, “devrimci kazanıncaya dek sürer kavgası” yaklaşımının canlı örneğidir.
SU ÇÜRÜDÜ
Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür sakındığım ve her gün ancak bir kere dudaklarımı değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi artık. Küstü, öldürdü kendini su... Su çürüdü... Adımdan gayrısını bilmiyorum
Ahmet, dizelerinde yaralı bir kuşun kanadını taşır, her sözcüğüyle gökyüzüne uzanan elleri hatırlatır.
Onun şiiri, acının içinden doğan bir umut, karanlığa karşı yakılmış bir ışık gibidir.
Ahmet’i tanımak, kendi yüreğinde yankılanan özgürlük ve sevda sesini duymaktır.
“Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür.” Ama sen gittin dostum, içimize yıkılmak bize kaldı!...
Ahmet, gidişin bile bir yıkım olur, kent onun varlığıyla ayakta durur.
Kuşların kanadında taşıdığı umut, onun dizelerinde yaşam bulur.
Ahmet’i tanımak, bir kentin nefesini, bir kuşun uçuşunu, bir dostun direncini tanımaktır. Yaşamın içinde olduğunu kavramaktır.
Onun sözü, yokluğun karanlığında bile ışık saçan bir varlık olarak kalır. Duyarlı bir can yaşamda ve yaşam için olunca bundan başka bir şey olamazdı…
Ahmet’le aynı yaştaydık. O, yoldaşım, meslektaşım ve arkadaşımdı onun için acısı çifte kavrulmuş!...
Ahmet’in dizeleri, gidenin ardından kalan ışığın kendisidir; dostluk, şiirle çoğalır, unutulmaz.
Tek Nefeslik Akış
Söndü aydınlığın ama dizelerinde hâlâ yanıyor isyanın, gidersen yıkılır bu kent kuşlar da seninle giderdi, bir nehir gibi susardık yüzünün deltasında, fesleğenleri kim sular şimdi, sessizliği dinlerken kırılıyor bir şeyler ama senin soluğun hâlâ içimizde, bunca acıyı bunca aşkı yüreğine sığdırdın fırtınaları da koydun ellerinle sen yüreğin kadar büyüksün unutma, bulutlar çekilir dağların gerisine yakındır avcıların çağrısı ama senin sözlerin şahinlerle güvercinlerin ötesinde hayatı sürdüren sevdalardır, suyu çekilmiş kuyulara rağmen yıkık çıkrıklarda ağıtlaşan zamana rağmen utanır kuşlar utanır bahar ama senin dizelerin utanmaz öcünü mermi değil yeni ırmaklar yeni dağ çiçekleri yapar, öyle yorgunsun ki gözlerinde cam kırıkları dizlerinde zincirler ama biz biliyoruz seninle birlikte yürüyenler o zincirleri kıracak ve senin şiirin mekânın yürekler olsun topraktan incinmesin bedenin.