ALGI YARATMAK

Algılar gerçekleri yansıtabileceği gibi(pozitif algı), birazcık gerçekle yola çıkarak, olabildiğince gerçek dışılıkları yüklemek olasıdır. Buradaki birazcık gerçek sadece taşıyıcıdır. Az gerçeğin taşıdığı gerçek dışılıklar, kitleleri yanıltır. İktidarlar için önemli olan, kitle tabanının olmasıdır. Bu tabana dayanarak(abanarak) kendi çıkarlarını, ülke çıkarı imiş gibi kitlelere benimsetirler.
Vasatlar öne geçince, tehlikeli olma olasılıkları azımsanmamalıdır. Çıkarlar temelinde tek kanala yüklendiklerinden; yapıcılıkları veya yıkıcılıkları her koşulda normalleri aşar(!) Bu süreçte ahlak veya yasa tanımadıklarından, yıkıcılıkları tartışılamaz. Tek kanal yoğunlaşmaları karşısında, iyi niyetlilerin etkinlikleri yerle bir olur. Bu gibi süreçlerde doğrular, gerçekler ve iyi niyetliler etkisiz kılınır. Kaçınılmaz olarak, istenilmezler yapıya egemen olur ki, bu vasatın başarısıdır!
“Kavramların, değerlerin, ilkelerin içinin boşaltılmasına, sınıf mücadelesinin yerini kimlik siyasetinin almasına koşut olarak, iç ve dış siyasette, akademide, kültürde, sanatta yoğun bir değişim ve çözülme yaşanıyor son 40 yıldır. Bu değişim toplumda, yoğun bir çürümeyi, yozlaşmayı, bencilliği, benmerkezciliği de beraberinde getiriyor ülkemizde ve dünyada. İçerik geriye itilirken imaj öne çıkıyor. Emeğiyle geçinmek ve dürüstlük değersizleşirken hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık, torpil, iltimas kabul görüyor. Bilgi, çaba, erdem, tutarlılık, ilkeli olmak anlamını yitirirken cehalet, fırsatçılık, ilkesizlik, tutarsızlık, her devrin adamı olmak, cehaletten beslenen küstahlık, şımarıklık yaygınlaşıyor. Olguların önemi zayıflarken algı yönetimi güçleniyor. (BARIŞ DOSTER, CUMHURİYET, 9 NİSAN, 2022 ,Cumartesi)”
Bir toplumdaki bilinç düzeyinin yüksekliği algıları etkiler. Bilinçli bireyler okur, araştırır ve bir takım sorular sorar. Genellikle bu sorular, bireyin ve toplumun yararını temel alır. “Hakkı tanıyan, haksızlığa baş eğmez!” söylemi işlevini sürdürür. Algı yaratmak isteyeneler, genellikle bilgisiz ve inanmaya hazır olan kitleleri avlarlar. Bu kitleler soyut düşünme yetisinden yoksun ve basit çıkarların ardına takılmaya hazır olan yığınlardır. Neden-sonuç ilişkisi kurmazlar. Yoksulluklarının, muhtaçlıklarının nedeninin; kurum, kural ve yasa tanımayan bir avuç azınlık olduğunu göremezler(!) İşsizliklerinin nedeninin, birden çok maaş alan liyakatsiz yandaşlar olduğunu göremezler. Gelir bölüşümü adaletsizliğinin, haksızlıkların ve hukuksuzlukların yönetememekten değil; bilerek ve isteyerek “o” şekilde yönetmek istediklerinden kaynaklandığını anlayamazlar(!) Kötü yönetimle, kötü niyetli yönetimi ayırt edemezler!
Algı, yönlendirme temelli çarpıtmalardır. Algı kurgusunda, bir miktar taşıyıcı gerçekler vardır(dış güçler). Bu taşıyıcılara yüklenir yönlendirici kurgular. Genellikle ön kabullerin ağır bastığı alanlarda avlanır yığınlar. İnançlar, algı kurgucularının kullandığı en elverişli malzemedir. İnançlar sorgulanmadığı gibi, dokunulmazlık ayrıcalığı ile donatılmışlardır. Din ve milliyetçilik söylemleri bu kapsamdadır. Araştırılıp sorgulanmadığı gibi; soruşturmaya kalkışanlarda suçlanarak susturulurlar(!) Çıkarların kılıfı olan algılar, yığınları tutsak alır.
Olmayanları olmuş gibi ve olmayacakları da olacakmış gibi göstermek temel amaçtır. Doğru olmayan söylemleri satın almaya hazır olan kitlelerin varlığı ve hatta medya aracılığıyla kitlelerin yönlendirilmesi söz konusudur.
Algıların, yığınlar üzerindeki etkileri yadsınmamalıdır. Murat Ağırel’in, “Algı nasıl yaratılır.”  Başlıklı ve 30 Ocak 2019 tarihinde Yeniçağ Gazetesinde yayınlanmış. Ağırel, algının amaçlarını belli başlıklar altında örneklemiş: Örtme, unutturma, kısa bellek için şu örneklemeyi yapmış:
"Kısa bellek" iki günlük bellek anlamına gelir. Medya belleği ise 24 saattir. Ertesi gün başka olaylar gündemdedir ve bellek, olayı unutmuştur.
Habur rezaletini bugün konuşan var mı?
Askerin başına çuval geçirilmesini?
Bir ara çok konuşulan "gemi-gemicik olayı" kimin aklında yaşıyor?
Atatürk Orman Çiftliği'nde yapılan sarayın "kaçak" olduğu şimdi kaç kişinin aklında ilk günkü gibi yaşıyor?
AKP ve Erdoğan algı yaratma konusunda son derece uzman. AKP teşkilatları sosyal medyayı çok ciddiye alıyor. Bunun için oluşturulmuş troll hesapların olduğu da herkes tarafından bilinmektedir.
Algı kampanyasına MHP lideri de eklendi ve Millet İttifakı'nı HDP ile bir iş birliği olmamasına rağmen yarattıkları algı ile sanki berabermiş algısı yaratılmaya çalışıyor.”
Son günlerde asgari ücret üzerinden söz dalaşı yapıldı. Sözüm ona Avrupa’da yaşayan emekçiler çok zor durumdalar. Domatesi 3 Avrodan alan kişi(Avro 16 lira varsayarak), 48 lira öder. Yığınlar bu örnekten yola çıkarak durumlarına şükrederler(!) Veli Ağbaba asgari ücret karşılaştırmaları yapıyor. Yaklaşık olarak; Hollanda’da 27600, Belçika’da 26528, Almanya’da 25936, Fransa’da 25648 ve Yunanistan’da 12384 lira.
Asgari ücret alan bir Yunan emekçisi 943 kilogram şeker alırken, bizim emekçimiz, 223 kilogram şeker alabiliyor. Aynı şekilde,368 kilogram yağ alabilirken, bizim emekçimiz 146 kilogram yağ alabiliyor. Yağ ile şekeri örneklememin nedeni, bu iki tüketim maddesini de biz üretebiliriz. Zaten geçmişte üreterek kendimize yetebiliyorduk diyor ve başkaca bir şey demiyorum.
Gerçek hiç bu kadar üryan kalmamıştı! 

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }