Anaokulları huzurevine, düğün salonları taziye salonlarına dönüşür mü?

Dünyada belirgin bir nüfus düşüşü var. Evlilikler azalıyor, doğum oranı düşüyor, boşanmalar artıyor ve ortalama ömür uzuyor. Türkiye şimdilik bu tehlikenin sınırında. Halen önemli bir oranda genç bir nüfusa sahibiz. Ama tehlike çanları da çalıyor. Bu konuda en sıkıntılı ülkelerin başında Güney Kore geliyor. Yazının başlığı da onlara ait. G.Kore Ekonomi Enstitüsü' nden Randall Jones: " G. Kore’de anaokulları huzurevlerine, düğün salonları cenaze salonlarına dönüşüyor" diyor. Yani durum o kadar vahim.

Birçok ülke aynı sıkıntıları yaşıyor. Japonya, Çin, İtalya, Fransa başta olmak üzere birçok ülkede belirgin bir nüfus düşüşü yaşanıyor. Fransa' da 1945 yılından beri ilk defa ölüm sayıları doğum sayısını geçti. İtalya’da konu ile ilgili örnek verilen Villa Santa Lucia kasabasında 1900' ların başında 2 bin kişi yaşarken şu anda 80 kişinin yaşadığı belirtiliyor ve çoğu da yaşlı. Ülkemizde de benzer örneklerle artık karşılaşabiliyoruz.

Dünyada yaş ortalaması yükselirken doğum oranı düşüyor. Avrupa ülkelerinin çoğu 2028 yılına kadar 500 bin kişiye yeni çalışma vizesi vermeyi planlıyor. Demografiler değişiyor, kültürler birleşiyor ve asıl demografik küreselleşme şimdi başlayacak gibi. Artık çok kültürlü, çok dinli ve çok etnisteli ve çok dilli ülkeler çoğalacak. Çünkü ülkelerin nüfus artışı eskiden olduğu gibi doğrusal bir şekilde artmıyor. Savaşlar, işsizlik, ekonomik sebepler ve benzeri sorunlar ülkeler arası göçleri hızlandıracaktır. Sonuçta farklı demografik yapıya sahip toplumların sayısı artacaktır. Bu iyi mi olur kötü mü olur? zaman gösterecek.

Günümüzde yapay zekânın işsiz bırakacağı insanlar, nüfus düşüşüyle dengelenir mi sorusu da bir yerde duruyor. Bir taraftan azalan nüfus, diğer taraftan yapay zekânın oluşturduğu/ oluşturacağı işsizlik. Yani iş gücü piyasasındaki genç nüfusun azalışı robotik sistemlerle giderilecek mi? Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılıyor. Örneğin İngiltere Shoprshire' de yapay destekli robotlar yaşlılara çeşitli hizmetler sunuyor. İlaç saatini haber veriyor, sağlık durumlarını takip ediyor, bakıcıların ve akrabaların ziyaret takvimini planlıyor. Böylece demografik bozulmaya karşı alternatif süreçler de oluşuyor.

Tüm bunlar dünyayı bekleyen doğum oranı azalışına bir alternatif olur mu? Sanmıyorum. Başta ülkemiz olmak üzere çözüm; genç nüfusu artırmak için evliliği teşvik etmek ve çocuk sayısını artırmaktan geçiyor. Yoksa Güney Kore'deki gibi bir tablo yüzleşmek için çok zamanımız olmayabilir...