CENGİZ AYT­MA­TOV: BOZ­KI­RIN BİLGE KALEMİ VE TÜRK DÜN­YA­SI­NIN ORTAK SESİ

Giriş
20. yüz­yıl Türk dün­ya­sı­nın ye­tiş­tir­di­ği en büyük ede­bi­yat­çı­lar­dan biri olan Cen­giz Ayt­ma­tov, yal­nız­ca Kır­gız hal­kı­nın değil, bütün Türk dün­ya­sı­nın ortak kül­tür mi­ra­sı­nın tem­sil­ci­le­rin­den bi­ri­dir. Eser­le­rin­de in­sa­nı, ta­bi­atı, ta­ri­hi, ge­le­nek­le­ri ve mo­dern dün­ya­nın aç­maz­la­rı­nı büyük bir us­ta­lık­la iş­le­yen Ayt­ma­tov; boz­kı­rın se­si­ni, Türk mil­let­le­ri­nin ha­fı­za­sı­nı ve ev­ren­sel in­san­lık de­ğer­le­ri­ni dünya ede­bi­ya­tı­na ta­şı­yan müs­tes­na bir şah­si­yet ola­rak kabul edil­mek­te­dir. Eser­le­ri on­lar­ca dile çev­ril­miş, mil­yon­lar­ca oku­yu­cu­ya ulaş­mış ve çağ­daş dünya ede­bi­ya­tın­da ka­lı­cı bir yer edin­miş­tir.

Ço­cuk­luk Yıl­la­rı ve Ha­ya­tı

Cen­giz Ayt­ma­tov, 12 Ara­lık 1928 ta­ri­hin­de Kır­gı­zis­tan'ın Talas böl­ge­si­ne bağlı Şeker kö­yün­de dün­ya­ya geldi. Ba­ba­sı Tö­re­kul Ayt­ma­tov, Sov­yet yö­ne­ti­min­de görev almış önem­li bir dev­let ada­mıy­dı. Ancak Sta­lin dö­ne­min­de­ki si­ya­si tas­fi­ye­ler sı­ra­sın­da 1937 yı­lın­da tu­tuk­lan­dı ve 1938 yı­lın­da kur­şu­na di­zil­di. Bu acı olay, Ayt­ma­tov'un ha­ya­tın­da ve eser­le­rin­de derin izler bı­rak­tı.
An­ne­si Na­gi­ma Hanım ise eği­tim­ciy­di. Ba­ba­sı­nın kay­bın­dan sonra Ayt­ma­tov ve kar­deş­le­ri büyük öl­çü­de ba­ba­an­ne­si Ayım­kan Hanım'ın ya­nın­da bü­yü­dü­ler. Kır­gız des­tan­la­rı, halk hi­kâ­ye­le­ri, ma­sal­lar ve özel­lik­le Manas Des­ta­nı ile küçük yaş­lar­da ta­nış­ma­sı, onun edebî dün­ya­sı­nın te­me­li­ni oluş­tur­du.
II. Dünya Sa­va­şı yıl­la­rın­da kö­yün­de çe­şit­li gö­rev­ler­de bu­lu­nan genç Ayt­ma­tov, sa­va­şın acı­la­rı­nı ve yok­lu­ğu­nu biz­zat ya­şa­ya­rak gördü. Bu göz­lem­ler daha sonra ka­le­me al­dı­ğı eser­le­rin önem­li bir kıs­mı­na ilham ve­re­cek­ti.

Eği­tim Ha­ya­tı ve Ya­zar­lı­ğa Baş­lan­gı­cı

Ve­te­ri­ner­lik eği­ti­mi alan Ayt­ma­tov, Frun­ze Tarım Ens­ti­tü­sü'nü ba­şa­rıy­la ta­mam­la­dı. Bir süre ve­te­ri­ner ola­rak ça­lış­tık­tan sonra ede­bi­ya­ta yö­nel­di. Mos­ko­va'daki Mak­sim Gorki Ede­bi­yat Ens­ti­tü­sü'nde al­dı­ğı eği­tim, onun sanat an­la­yı­şı­nı ge­liş­tir­di ve dünya ede­bi­ya­tı­na açıl­ma­sı­nı sağ­la­dı.
1958 yı­lın­da ya­yım­la­nan "Ce­mi­le" adlı uzun hi­kâ­ye­si, Ayt­ma­tov'un dünya ça­pın­da ta­nın­ma­sı­nı sağ­la­dı. Ünlü Fran­sız şair Louis Ara­gon'un bu eseri "dün­ya­nın en güzel aşk hi­kâ­ye­si" ola­rak ni­te­len­dir­me­si, Ayt­ma­tov'un ulus­la­ra­ra­sı şöh­ret ka­zan­ma­sın­da önem­li rol oy­na­dı.

Eser­le­rin­de Türk Dün­ya­sı ve İnsan­lık

Cen­giz Ayt­ma­tov'un eser­le­ri yal­nız­ca edebî ürün­ler değil, aynı za­man­da Türk kül­tü­rü­nün ve boz­kır me­de­ni­ye­ti­nin ha­fı­za­sı­dır. O, eser­le­rin­de Türk halk­la­rı­nın ge­le­nek­le­ri­ni, tö­re­le­ri­ni, aile ya­pı­sı­nı, des­tan­la­rı­nı ve ta­bi­at­la kur­du­ğu kadim iliş­ki­yi us­ta­lık­la iş­le­miş­tir.
Baş­lı­ca eser­le­ri şun­lar­dır:
* Ce­mi­le
* Selvi Boy­lum Al Yaz­ma­lım
* İlk Öğ­ret­me­nim
* Top­rak Ana
* El­ve­da Gül­sa­rı
* Beyaz Gemi
* Gün Olur Asra Bedel
* Dişi Kur­dun Rü­ya­la­rı
* Kas­sand­ra Dam­ga­sı
* Cen­giz Han'a Küsen Bulut
Bu eser­ler­de insan sev­gi­si, fe­da­kâr­lık, vatan sev­gi­si, tarih bi­lin­ci, ah­la­kî de­ğer­ler ve mo­dern­leş­me­nin yol aç­tı­ğı kül­tü­rel so­run­lar ön plana çıkar.
Özel­lik­le "man­kurt" kav­ra­mı ile kül­tü­rel ha­fı­za­sı­nı kay­be­den top­lum­la­rın ya­şa­ya­ca­ğı teh­li­ke­le­re dik­kat çek­miş; milli kim­li­ğin ko­run­ma­sı­nın öne­mi­ni vur­gu­la­mış­tır. Bu yö­nüy­le Ayt­ma­tov, yal­nız­ca bir ro­man­cı değil aynı za­man­da bir fikir ve me­de­ni­yet ada­mı­dır.

Dev­let Adam­lı­ğı ve Türk Dün­ya­sı­na Hiz­met­le­ri

Ayt­ma­tov, ya­zar­lı­ğı­nın yanı sıra dip­lo­mat ve dev­let adamı ola­rak da görev yaptı. Sov­yet­ler Bir­li­ği dö­ne­min­de ve son­ra­sın­da çe­şit­li dip­lo­ma­tik gö­rev­ler­de bu­lun­du. Türk dün­ya­sı­nın kül­tü­rel bir­lik­te­li­ği­nin güç­len­me­si için önem­li ça­lış­ma­lar yü­rüt­tü.
Tür­ki­ye ile özel bağ­lar kuran Ayt­ma­tov, Türk dün­ya­sı­nın ortak kül­tü­rel mi­ra­sı­nın ko­run­ma­sı­na yö­ne­lik fa­ali­yet­le­re des­tek verdi. Eser­le­ri Tür­ki­ye'de büyük ilgi gördü ve bir­çok üni­ver­si­te ta­ra­fın­dan fahri dok­to­ra un­va­nı­na layık gö­rül­dü.

Ve­fa­tı

Cen­giz Ayt­ma­tov, te­da­vi gör­mek üzere bu­lun­du­ğu Al­man­ya'da 10 Ha­zi­ran 2008 ta­ri­hin­de ha­ya­ta göz­le­ri­ni yumdu. Va­si­ye­ti üze­ri­ne Kır­gı­zis­tan'ın baş­ken­ti Biş­kek ya­kın­la­rın­da­ki Ata-Be­yit Anıt Me­zar­lı­ğı'na def­ne­dil­di. Aynı me­zar­lık­ta Sta­lin dö­ne­min­de kur­şu­na di­zi­len ba­ba­sı Tö­re­kul Ayt­ma­tov da yat­mak­ta­dır.
“İnsan için en zor şey, her gün insan ka­la­bil­mek­tir.”

Boz­kı­rın bilge ka­le­mi, Türk dün­ya­sı­nın ortak sesi olan Cen­giz Ayt­ma­tov'u ve­fa­tı­nın yıl dö­nü­mün­de rah­met, saygı ve min­net­le yâd edi­yo­rum.

Sonuç

Cen­giz Ayt­ma­tov, Türk dün­ya­sı­nın ye­tiş­tir­di­ği en büyük edebî şah­si­yet­ler­den bi­ri­dir. O, boz­kı­rın ru­hu­nu, Türk mil­let­le­ri­nin ortak ha­fı­za­sı­nı ve in­san­lı­ğın ev­ren­sel de­ğer­le­ri­ni eser­le­rin­de bu­luş­tur­muş­tur. Ka­le­me al­dı­ğı roman ve hi­kâ­ye­ler yal­nız­ca bir dö­ne­mi an­lat­mak­la kal­ma­mış, ge­le­ce­ğe ışık tutan kül­tü­rel bir miras hâ­li­ne gel­miş­tir.
Bugün Tür­kis­tan'dan Ana­do­lu'ya uza­nan geniş coğ­raf­ya­da Ayt­ma­tov'un eser­le­ri okun­ma­ya devam et­mek­te; onun dü­şün­ce­le­ri, Türk dün­ya­sı­nın kül­tü­rel bir­li­ği­ne katkı sun­ma­yı sür­dür­mek­te­dir. Boz­kı­rın bilge ka­le­mi ola­rak anı­lan Cen­giz Ayt­ma­tov, eser­le­riy­le ya­şa­ma­ya devam eden ölüm­süz bir fikir ve ede­bi­yat abi­de­si­dir.

Kay­nak­ça
1. Ana­do­lu Ajan­sı, "Boz­kı­rın Bilge Ka­le­mi: Cen­giz Ayt­ma­tov".
2. Ana­do­lu Ajan­sı, "Kır­gız­la­rı Eser­le­riy­le Dün­ya­ya Ta­nı­tan İsim: Cen­giz Ayt­ma­tov".
3. Ana­do­lu Ajan­sı, "Türk Dün­ya­sı­nın Ortak De­ğe­ri, Cen­giz Ayt­ma­tov".
4. Türk Dili ve Ede­bi­ya­tı An­sik­lo­pe­di­si, "Cen­giz Ayt­ma­tov".
5. TDV İslâm An­sik­lo­pe­di­si, "Ayt­ma­tov, Cen­giz".
6. Türk Ma­arif An­sik­lo­pe­di­si, "Ayt­ma­tov, Cen­giz".

Mavi Didim’in de­ğer­li oku­yu­cu­la­rı, tarih sa­de­ce geç­mi­şin ay­na­sı değil, ge­le­ce­ğin pu­su­la­sı­dır. Biz­ler de bu pu­su­la­yı iyi oku­ma­lı, ta­ri­hi­mi­ze, ec­da­dı­mı­za ve on­la­rın bize bı­rak­tı­ğı onur­lu mi­ra­sa sahip çık­ma­lı­yız.
Bir son­ra­ki ya­zı­mız­da bu­luş­mak di­le­ğiy­le...
Ne mutlu Türk’üm di­ye­ne! Son­suz Sevgi ve Say­gı­la­rım­la

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }