“Citizen Cattle”: Sığır Demokrasiye Karşı

kavramı; bireyleri sorgulamayan, buyruklara karşı çıkmayan, kolayca yönlendirilebilen bir sürüye indirger. Demokratik sistemin olmazsa olmazı olan yurttaş, bir anda çobanın düdüğüyle yön değiştiren bir sığır sürüsüne dönüşür. Oy veren el artık; yalnızca boyun eğmelidir. Ne düşündüğü önemsenmez, çünkü onun yerine “daha zeki" olanlar "ki onlar Orwell’ın deyimiyle domuzlar" karar verir. Seçmen; koyun da değildir artık, sığırdır. Düşünmeyen, tepki vermeyen, yalnızca tüküren, çiğneyen ve sindiren bir kütleye dönüşür.

Demokrat geçinen ABD'de, dolayısıyla Amerikan siyasal yaşamında kullanılan "citizen cattle" deyimi; Türkçedeki “güdülen koyun” tanımlamasından bile daha serttir. Çünkü “koyun” en azından uysaldır; ama “sığır” deyimi doğrudan zeka yoksunluğuna göndermede bulunur. Sonuç olarak ABD'nin markasında, etiketinde, reklam panosunda “demokrasi” yazmaktadır ama içeride işler “orman yasaları”na göre yürür.

George Orwell boşuna yazmadı Hayvan Çiftliği’ni... Her bir karakteriyle aslında bugünleri öngördü. Onun ünlü yapıtında; domuzlar iktidarı ele geçirdiğinde, geri kalan hayvanlar ne olduğunu anlamadan ve hiç karşı çıkmadan boyun eğmeğe başladı. Demokrasi söylemde vardı ama uygulamada “seçkinler demokrasisi” idi ve burada diğer hayvanlara yer yoktu.

Günümüzde Orwell’ın distopyası ekranlara taşındı ve şimdi dijital çitlerin içine hapsedilmiş citizen cattle’lar, yönlerini TikTok algoritmalarından, haber başlıklarından, reklam panolarından öğreniyor. En tehlikelisi de şudur ki bu sürü, güdüldüğünün ayırdında bile değil ve içinde bulunduğumuz şu dijital çağda şimdi yeni çoban; yapay zeka...

Bize her gün ne izleyeceğimizi, ne satın alacağımızı, hangi partiye sempati duyacağımızı söyleyen sistemler kuruldu. Şeffaflık/açıklık/saydamlık adına her şeyin gözetlendiği ama kimsenin özgürce düşünemediği bir çağdayız. Üstelik insanlık düşünmekten kaçıyor, kolaycılığı seçiyor. Eleştirel akıl değil, hazır bilgi arıyor ve belki de çoktan beynini emekliye ayırdı bile. Dijital çağın insanı düşünen bir birey değil, emir alan bir "veri noktası" olma kolaylığını seçiyor.

Çünkü düşünmekten vazgeçtiğimiz an, işte o an biz de sığır oluruz. Buna karşın seçilmişler kendilerini halkın efendisi değil, temsilcisi olarak görmeyi / görmesi gerektiğini öğrendiğinde de; işte o gün geldiğinde demokrasi yeniden yaşama geçebilir.