Değişim doğanın en değişmez kurallarından biridir. Kurgulanmayan değişimleri sonuçları ortaya çıkınca anlayabiliriz. Kurgulanmış değişimler ise kurgulayanlar tarafından adım adım gerçekleştirilir.
Değişimin dinamikleri; toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik olabilir. Toplumsal dinamikler, toplumdaki güç odaklarıdır. Örgütlü kesimler bu odakları oluşturur. Kuruluşlar, kurumlar ve toplumsal örgütler toplumsal dinamiklerdir.
Bir şey değiştiğinde veya değiştirildiğinde, kendisiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içinde olan şeyleri de etkiler. Değişime neden olan güç planlanmış olabileceği gibi, doğa güçleri tarafından uygulanan bir güç(afet) olabilir. Birden çok değişken aynı anda hedefe yönlendirildiğinde, şok etkisi olabilir. Normali, doğalı ve alışılmışı aşan güç değişimin hızlandırıcısıdır.
Objeye dıştan gelen her etki birtakım dönüşümlere veya bozunumlara neden olabilir. Önemli olan ve istenir olan bu değişimlerden yararlanmaların gruplarla sınırlı olmaması ve tüm toplum yararına olmasıdır. Bu istenir sonuca ulaşmak için, kararların üretilmesinin katılımlara olanaklar sağlaması gerekir. Böyle bir gelişme, demokratik oluşumu işaret eder. Katılımın yeterli olmaması hali paylaşımları dar bir çerçeve ile sınırlar. Demokratik değişimler tabandan başlarken; demokratik olmayan değişimler, tepeden ve zora dayalı olarak yönlendirilebilir. Paylaşımı belirlemenin demokratik olmaması bu kapsama girer!
Haksız kazanç, haksızlığın en belirgin kanıtıdır(!)Böyle bir yola girildiğinde, toplumsal düzlemde halkalar genişleyerek yaşamın her alanını etkiler. Otoriterleşme ve buna bağlı olarak otoriteliklerin oluşması bu süreçle ilişkilidir. Ülke değerlerinin değersizleştirilmesi, kurumların işlevsizleştirilmesi, ehliyeti olmayan ve liyakatsiz kişilerin hak etmedikleri görevlere getirilmeleri bu olumsuz oluşumun kaçınılmaz sonuçlarındandır. Hiçbir şey olmayan birilerinin söz sahibi kılınması, öncelikle toplumun ve aynı zamanda öteki varlıkların yararına olamaz!
Değişim bir objenin bütünselliğine farklı görevler yükleyerek fonksiyonlarını kontrollü olarak güncellemek ve istendik sonuçlara ulaşmaktır. Fiziki değişiklikler buna dahil değildir. Her değişimi (planlanmış kurgular) önceleyen bir karar vardır. İnsanlar eliyle gerçekleştirilen değişimler karar mercileri ile ilişkilidir. Değişimi öngören kararı ehliyetli kadroların yetiştirilmesi, yasal dayanaklı bir kurumun oluşturulması izler. Aynı süreçte gereksiz hale gelen kurumlar kapatılır. Erk tarafından belirlenen ve uygulamaya konan paylaşım kararı değişimin öncülüdür. Genellikle dar gruplara yönelik paylaşım kararları aynı zamanda siyasetin finansmanını da üstlenmek durumdadırlar(!) Ayrıcalıklı olarak kazananlar sosyal, siyasi ve ekonomik güce erişince, toplumda söz sahibi olurlar. Kazanmış oldukları ayrıcalıkları güçlerini artırıp konumlarını güçlendirmek için kullanırlar.
Her ayrıcalık, toplum açısından bir gaspı işaret eder. Ayrıcalıklar eşitlik ve genellik ilkelerine aykırıdır. Hukuksuzluğun ve adaletsizliğin egemen kılındığı bir iklimde, ayrıcalıklı güçler dokundukları nesneleri sıvılaştırır. Daha sonra da sıvılaştırdıkları nesneleri soğururlar(!) Bu anti-demokratik ve çarpık oluşum varlıkların ve birikimlerin hızla el değiştirmesine neden olur. Toplum kaçınılmaz olarak çarpık bir yapıya dönüşür. Sürekli çöküntü kaçınılmaz olarak hırçın tepelerin oluşmasına neden olur (her tepe bir çukura bakar). Böyle bir istenilmez süreçte hakların sınırlanarak yok edildiğine ve haksızlıkların çoğaldığına tanık oluruz. Bunlar istenmeyen değişimlerin olumsuz sonuçlarıdır.