“DEUS SİVE NATURA”
(HURAFELERDEN, BATIL İNANÇLARDAN, KADERCİ ZİHNİYETLERDEN KURTULABİLMEK UMUDUYLA...)
“Tanrı, Evrenin ve doğanın işleyişinin adıdır…
Ve bütün var olanlar, matematiksel ve mantıksal zorunlulukta türerler…”
***
Bilin bakalım kimden bahsediyoruz…
Siz düşünürken biz de başlayalım bu öyküye…
Öyküler de sahibine benzer bu âlemde…
Herkesin yaşamı bir öyküdür aslında...
Ve herkes de kendi öyküsünün kahramanı…
Amsterdam’ın nem ve küf kokan bir odasında
Durmadan gözlük camı yontuyor genç bir adam
Dalarak geçmişin girdaplarına…
Hep takılıyor, ailesinin her anlatışında iç geçirdiği göç serüvenine...
İspanyol engizisyonu dehşet saçıyor Yahudilerin üzerine
Ve kaçmak zorunda kalıyor ataları bir umudun adı olan Hollanda’ya...
Doğuyor 1632 de Yahudi kimliğiyle Amsterdam’da
Yapıştırılıyor üzerine tüm geçmiş ve geleceğe dair olanlar da...
İspanyolca ve Portekizceyle büyütülüyor…
Bu yetmiyor Latinceyi ve İbraniceyi de bilmeli o…
Yaşadığı yerin dilini zaten çoktan öğrenmiş durumda…
Haham Okuluna gönderilmezse zaten hiç olmaz…
Talmud ve Eski Ahit metinlerini öğreniyor orada
Çok hızlı öğreniyor ve öğrendikçe büyüyor çelişkileri de...
Görüyor metinlerin Tanrı kaynaklı olmadığını da
Tevrat’ın tamamının Hz Musa tarafından yazılamayacağını da…
Gittikçe uzaklaşıyor, Yahudiliğin kutsal sayılan öğretilerinden…
Düşüncelere dalarak devam ederken gözlük camı yontuculuğuna
Descartes’in Felsefesinin İlkelerine yoruyor kafayı…
***
Tahammül edemiyor artık Yahudi Cemaati Spinoza’ya
Uyguladığı ve öğrettiği menfur sapkınlıklarına!..
Ve şöyle veriyorlar kararlarını:
“Bu yönde gittikçe artan korkunç uygulama ve eylemlerine
Meleklerin hükmü, kutsal adamların emri ve Tanrının rızasıyla
23 yaşındaki Baruch de Spinozayı aforoz ediyor,
İsrail halkından kovuyor, aşağılıyor ve lanetliyoruz”…
***
Ve bu kararla daha da özgürleşiyor Spinoza …
Aldırmıyor kâfir olarak etiketlenmesine
Saldırıya uğrayarak bıçaklanmasına da…
Dolaşıyor yıllarca sokaklarda bıçaklanmış peleriniyle inadına…
Din adamlarını rahatsız etmeme koşuluyla
Teklif alıyor Felsefe Kürsüsü kurmak için Heidelberg Üniversitesinden...
Geri çeviriyor bu teklifi parmağının ucuyla...
***
Ha bu arada kimden bahsettiğimizi de çoktan anlamış durumdasınız ya…
Bakalım kısa yaşamına daha neler sığdırmış öykümüzün kahramanı Spinoza…
Birdir diyor Tanrıyla doğa
Bana bak Tanrıyı gör …
Tanrı ve doğa özünde tek varlıktır ona göre…
Spinoza’dan asırlar önce Enel Hak diyen
Türk Bilgini Hallac-ı Mansur gibi...
***
Reddediyor:
Ruhun ölümsüzlüğünü
İbrahim, Yakup ve İsa’nın tanrısının ilahiliğini de…
Doğa tektir ve doğa ve tanrı aynı şeydir ona göre…
Var olanlardan ayrı bir şey değildir tanrı
Tanrı, Evrenin ve doğanın işleyişinin adıdır…
Ve bütün varolanlar, matematiksel ve mantıksal zorunlulukta türerler…
***
Bilgimizin kaynağı üçe ayrılır ona göre
Duyusal, bilimsel ve sezgisel bilgi
İnsan var olmak ve varlığını sürdürmek için bir çaba harcar...
Köken-tözsel- olarak iyi ve kötü yoktur.
Hoşlandığımıza iyi sevmediğimize kötü deriz öylesine
Oysa öznel bir değerlendirmedir iyi ve kötü…
***
Ve ona göre:
En ussal devlet, en özgür olandır.
Demokrasi, tüm hükümet biçimleri içinde en doğal olanı
Ve bireysel özgürlükle en uyumlu olanıdır.
Mutluluk, erdemin ödülü değil, erdemin kendisidir,
Sevgi, ne kadar derinse acısı da o kadar büyük olur.
Önemli olan yargılamak değil; anlamaktır.
***
Cam tozlarıyla yaralanan ciğeri
Vereme dönüşüyor sonunda
Ve kırkbeş yaşında veda ederken yaşama
Asırlardır süren tartışmaları da bırakıyor ardında...
***
Kim bilir ne derdi arkasından konuşulanlara:
Spinoza’nın Tanrısına inanıyorum diyen A. Einstein’e
“Her filozofun, iki felsefesi vardır, kendininki ve Spinoza’nınki” diyen H. Bergson’a
“Batı Felsefesi tarihi filozoflarının en asil ve mütevazısıdır” diyen B. Russel’e
“Matematiksel hokus pokuslarla felsefi sistemi kuran "hasta münzevi" diyen Nietsche’ye
Tanrı sarhoşu diyen Alman idealistlerine
Her türlü din ve ahlak için tehdit olarak gören Yahudilere,
Ateist ve materyalist olarak gören materyalistlere…
***
Ve felsefe Dünyasından bir Spinoza geçti. (.(1632–1677)
Tartışmaları ve soruları bırakarak arkasında…
Okumak ve sorgulamak düşüyor bize…
Başka bir öyküde buluşmak üzere…
***
Kaynaklar: Felsefenin Evrimi- Prof. Macit Gökberk, Felsefe Masalları - Martin Cohen, Modern Felsefe–1 Anadolu Üniversitesi Yayınları, Felsefe Sözlüğü - Ahmet Cevizci , Çağın Bir (Tez çalışmasından)