DİRENİŞE DÖRTLÜKLER 1 MAYIS…

Tohumda umut sabırla beklerken
Çözüldü sancılı şafaklara acılarla
Yürüdü gözü kara sevdalı sarmaşıklar
Yürüdü yaşamaya çatlayan tohumlarla
Direnmek yaşadığını haykırmaktır. Yaşadığını haykırırken nasıl bir yaşam istediğini de dile getirir! En kısa yanıt ise; insan onuruna yaraşır bir yaşamdır…
Bir küçük dünya avuçlarınızda
Gine de kaybolup gidiyorsanız
Başka çareniz yok artık anlayın
Omuz omuza vererek çoğalacaksınız
Tek başına bir emekçi egemenlerin karşısında yalnız ve çaresizdir, bu yalnızlık birlikteliklerle ve örgütlenmelerle güçlenir. Örgütlenme bilinçle yapılması gerekendir ve bu bilinç sınıf bilincidir.
Umut tutunur çaresizliğine yaşamın
Ve yürek her atımında kana belenir
Ayrılık bir okun ucunda zamansız gelir
Ama o ok giderken yürek delinir
Egemenler ballı börekli, bol soygun ve sömürülü yaşantılarını sürdürmek için yollarına çıkan engelleri aşmanın bir yolunu bulur. Bu yol öteden beri yok etmek, kitabına uydurarak ortadan kaldırmaktır. Ama öncelik itibarsızlaştırmaktır. İtibarsızlaştırma bütün kötülüklere kapı açabilir.
Gelecek bizimle, bizim ellerimizdeydi.
Su üstüne yazıldı umut yazıları,
Çıkarcılar korurken kanlı çıkarlarını.
Vakitsiz ölümler gezindi namlularda!
Aslında ölümün vakitsizliği sadece ondan habersiz olanlar içindir. Onu planlayanlar ne zaman nerede ve nasıl bir kırım veya kıyım yapacaklarını bilirler.
Gider gül dalında sevdalıları bulur.
Kabaran dalgalara çelme takar, döş vurur!
Hep kavganın önde gidenlerini bulur,
Neden ölümlere gelmez ki, bu ölüm?
Kanun onu koyabilenlerin kendileri dışında kalan sıradanlara buyruklarıdır. Onlar,buyrukların dışına çıkanları kendi kuralları ile yok eder. Sistemleri, kurumları ve örgütleri bu amaca ulaşmak için kullanırlar!
Taşkın kavgaları oldu kurtuluş umudunun,
Ve yenilgiler gördük ki, söndürdü baharları.
Yaşanan mevzi yenilgiler evrensel değil ki;
Devrimci kazanıncaya dek kavgası sürer!..
Sınıfsal kavgalar en uzun soluklu olandır, düşenin bayrağını ardından gelen alır. Yenilgi yaşamın sonu değil, yeni kavgaların başlangıcıdır. Kavgayı bitirecek olan onurlu barışlardır.
Gül döker sevdasını su akarlarına...
Özlemler DENİZ'e kavuşsun diye!..
Özgürlüğe çözer yüreğinin zincirlerini;
Sönmeyen umutlar sevdasını bulsun diye!
İşçinin ve emekçinin bayramı, güle oynaya kutlananlardandır. Yaşama katılmanın sevinci herkesi kucaklar.
Gelirken gül açımlı gülüşünle gel
Sular gebeyken sevdanın çığlıklarına
Giyin tüm renklerini doğanın
Ve bir sabah yalnız kurtuluşunla gel.
Kurtuluş barıştır, özgürlüktür ve yaşam yararına üretkenliktir. Doğa ile uzlaşma ise, olmazsa olmazlardandır.
Ve bu bitişlerdeki çoğalmalarımız…
Çözülürken güçlenmeler eşliğindedir!
Umutla bir olmaya akan çağlayanlar,
Denize akarların dönülmez ligindedir!
Hasan Hüseyin Korkmazgil, dünyanın bütün ırmaklarını Kızılırmak’a yönlendirir. Kızılırmak’ın özlemi denize erişince biter…
Hakkını bilmez, hukuku tanımazlardansın.
Yalana inanan, talana göz yumar, aldırmazsın!
Ot gibi yaşayıp, yaşamamış gibi gideceksin ama;
Bu aymazlığınla, yaşantıları yaşanılmaz kılanlardansın!..
Ne zararı var? Ne kadar masum bir soru. Oysa, yeterince bilmez ve görmezlerin tercihleri; görenlerin hayatını zindana çevirir!
Közlü su söner yürek yangınlarına,
Yatağından çözülür ki, deli çaylar…
Çeker kınından kurtuluşun sevdasını;
Cümle akarlar umutla ayağa kalkar!..
Öyle birlik olup birleşelim ki; yaşamda, yaşamın düşmanlarına yer kalmasın! Bu güzelim dünyada doğaya saygıda kusur etmeden dostça, kardeşçe ve barış içinde yaşayalım!...
Benim sayfamda var. 1Mayıs için yazdığım köşe yazısını paylaşıyorum:

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }