DÖRTNALA GELİP…

Nazım Hikmet’in “Dörtnala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” dizeleriyle başlayan Memleketimden İnsan Manzaraları şiirinden alıntı. Bu imge, Anadolu’nun coğrafyasını bir kısrak başına benzeterek hem doğanın biçimini hem de halkın direncini, hareketini ve canlılığını anlatıyor. Dizelere sevgisini özlem ve istemlerini de katıyor.

Bu benzetmede birkaç güçlü katman var:

Coğrafi boyut: Asya’dan Akdeniz’e uzanan Türkiye’nin konumu, bir köprü gibi hem doğuya hem batıya açılıyor.

Kısrak başı imgesi: Dişil, üretken, yaşam veren bir güç; aynı zamanda hareket, hız ve özgürlük çağrışımı. Dahada önemlisi, analık olgusu…

Toplumsal boyut: Nazım’ın amacı yalnızca bir manzara çizmek değil; halkın, emeğin ve yaşamın bütününü bu coğrafyanın içine yerleştirerek yaşamı anlamlandırmak...

Bu dize, Anadolu’nun hem doğasını hem de insanını bir bütün olarak kavrayan, coğrafyayı canlı bir varlık gibi resmeden bir başlangıçtır.

Rüzgarla dörtnala gelen, Asya’dan Akdeniz’e uzanan, bir kısrak başı değil yalnızca, halkın nefesi, emeğin gövdesi, umudun coğrafyasıdır bu!

Nazım'ı saygı ve özlemle anmak öncelikle yurtseverlik, özünde ise, varlık severliktir. Nazım dendiğinde ilk aklıma gelen "Dörtnala..." dizeleri ve "Çocuklar şekerde yiyebilsinler" istem ve özlemidir. Bunlara eklenecek olan; “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!” Hiç kuşkusuz çok sayıda ve değerli dizeler anımsanabilir. Üstelik bu anımsamalar sadece bizimle sınırlı değil; Dünya İnsanlık Ailesi ile ilgili…

Nazım’ın ölüm yıldönümünde onu anmak, yalnızca bir şairi değil, bir çağrıyı, bir vicdanı, bir varlık sevgisini hatırlamak demektir. “Dörtnala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e…” ve “Çocuklar şekerde yiyebilsinler” — aslında onun bütün poetikasını özetliyor: coğrafyanın özgürlükle koşan atı ve çocukların en basit mutluluğu. Biri büyük, tarihsel bir imge; diğeri gündelik, insani bir özlem. İkisi birleşince Nazım’ın hem yurtseverliğini hem de varlık severliğini gösteriyor. Yaşamı anlamak ve anlamlandırmaktır söz konusu olan.

Nazım Anma Manifestosu

Dörtnala gelen Anadolu,

Bir kısrak başı gibi uzanır…

Özgürlüğün coğrafyasıdır bu…

Çocuklar şekerde yiyebilsinler,

Ve hayatın tadı eksilmesin diye

Nazım’ın sesi hâlâ yankılanır.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine,

İşte onun bıraktığı miras.

Sadece Anadolu’nun evlatlarına değil İnsanlığa…

Onu anmak, yurtseverliktir; özünde ise,

Varlık sevgisinin en yalın çağrısıdır.

Nazım, halkın nefesi, emeğin gövdesi,

Umudun coğrafyasıdır.

Nazım’ı anmak,

Geleceği sevmektir.

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }