Dünya Kadınlar Günü'nün ardındaki unutulmuş kadın

    Dünya Kadınlar Günü’nü yine yaşıyoruz ve bugün her zamanki gibi kadınların tarihe, topluma ve siyasete katkılarını vurgulama ve elbette bir şeyler satma fırsatı.
    Anaerkil dönemde kadın, yönetici ve askerlerin komutanı iken sonraki ataerkil dönemde gücünü kaybederek erkekle eşit olma noktasından da geriye düştü. Özellikle Ortaçağ’da kadının statüsü ev ile ilişkilendirildi. Ortaçağ karanlığından sonra Aydınlanma Dönemi ve Endüstri Devrimi döneminde kadının öne çıkacağı beklenebilirdi. Öyle olmadı. Kadınlar (ve çocuklar) fabrikalarda ucuz işçi olarak görüldü, 18 saate varan vardiyalara ilave olarak erkeklerin yarısı kadar ücret ödendi. Kadın evde iken sorunları sosyal bir olay değildi ve dile gelmiyordu, ancak işçi kadınlar sendikalar ve diğer örgütlenmeler sonunda grevler ile seslerini duyurmaya başladılar.Konfeksiyon fabrikasında grev yapan 146 kişinin (123 kadın 23 erkek işçi) yaşadığı tradejiyle, kadınların yaşadığı acılar ve sıkıntılar belirgin hale geldi, izleyen süreçler sonunda Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı. Ülkemizde Mustafa Kemal Atatürk, fikirleri ile yaşadığı dönemin dünya liderlerinden daha ileride bir yerdeydi. Kadınlara oy hakkını ve diğer hakları bir çok Avrupa ülkesinden daha önce Türk kadınlarına verdi. Buna rağmen, kadının konumu ve hakları ile ilgili izleyen dönemlerde  ve günümüzde yapılan iyileştirmeler aynı güç ve kararlılıkta olmadığı için sorunları çözmüş değil. 
    Günümüzde dünyada ve ülkemizde; binlerce yıldan gelen düşünce kalıpları yüzünden;  üzerinde erkeğin hakkı olan bir varlık olarak görülüp ev hizmetçisi, namus sayılarak kıskanıldığı için hakları ve özgürlüğü kısıtlanan; özgür düşündüğünde, eğitimli, güçlü ve kişilikli olmasından korkulan bir varlık aynı zamanda kapitalist pazarın cinsel ve görsel bir metası olarak görülme konumunda. 
    Dünyada 8 Mart’ın ortaya çıkışı emekçi kadınların mücadelesi ve emeğin yaşadığı sorunlar iken zamanla kadının yaşadığı tüm sorunları içine aldı. Bu doğru bir gidişti. Ancak, kutlamalarda emek ve sorunları ve kadının konumu ve statüsünün ikinci plana atılma riski oluştu. Bireyler yönünden gün bağlamından kopup kadına hediye alma ve iltifat edilme günü gibi kutlanmaya başladı. Kadınlara kendi günlerinde sorunları yokmuş gibi iltifat edimeye başlandı.
    365 günün neredeyse hepsine özel bir gün uydurup ticari aktifliği arttırmaya çalışan büyük sermaye güçleri kadına pahalı hediye alınması gibi algıları reklamlarla ve medya görselleri ile yayıyor. Böylece sorunları çözülmeyen, kadın cinayetlerine kurban giden bu büyük kitle yapay bir mutluluk içinde tutulmaya çalışılıyor. Her şey medyayla öne çıkarılan algıya göre anlamlandığı ve gündemler çok kolay değiştiğinden bir gün sonra bu yapay mutluluk rüzgarı uzaklaşıyıp kayboluyor.
    Özel günler, o günle ilgili her yıl bir olumlu gelişme olsun diye var. Özel gün kutlamalarının sorunların çözümüne katkısının olması için “ilerleme programları” oluşturulup her yıl bu programlarda ne kadar aşama kaydedildiği sorgulanmalıdır. Her bireyin takip etmesi gereken ve kutlanması gereken de bu aşamalar olmalıdır.