ELVEDA  CANIM

Elveda kelimesi de birçok kavramlar gibi, Arapçadan Türkçe’ye alınmıştır. Genelde son ayrılıkta söylenir, artık bir daha görüşmek nasip olmayacaktır. Allah’a emanet ol, anlamında kullanılır. Makaleme konu olan ayrılık ölümdür.
Can kelimesi Farsçadan Türkçe’ye girmiştir. Yanına eklenen kelimelerle sözlükte tam iki sayfa açıklama var. İnsan, hayvan ve bitkilere yaşam sağlayan madde dışı güç. Öz varlık, hayat, gönül, yürek, sevgili anlamında kullanıyorum.
Yaşam, hayat hakkında yazmak, konuşmak kolaydır. Ölümden konuşmak, yazmak ise oldukça zordur. Genelde tabu olan bir konudur.
Üç yıl boyunca en fazla konuşulan, korumaya alınan nesil yaşlı nesil oldu. Hatta çocuk ve gençlerin ihmal edildiği geç anlaşıldı. Bu nesiller için aşı yapımında geç kalındı.
Korona çocuk ve gençlerde ölümcül değildir. Altmış üstü yaşlılar, yaşlı oldukları için değil, immün sistemleri zayıf olduğundan dolayı çok sayıda ölüm vakaları oldu. İnsanlık eve kapanmış televizyon karşısında şok etkisiyle, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ölü sayıları dinliyordu. Her sayı arkasında bir can, bir hayat öyküsü olduğu, pandemi tehlikesi azaldıkça kavramak mümkündür.
Uzun yıllar birlikte yaşamış evliliklerde, yaşlı eşlerden birisi vefat edince, geride kalanın hayatını devam ettirmesi oldukça zordur.
Karı koca yıllarca bir iş bölümü ahengiyle alışkanlıklar edinmiştir. Gönül dünyaları, sevgilerine dostluk ilâve olmuştur. Yani bir elmanın yarısı veya ikiz gibi bir yaşam, ölümle karşı karşıya gelince, geride kalan yarım kalmıştır.
Didim’de tanıdık ve komşularda yalnız kalan çoğu kadınlar, Berlin’de ise daha fazla erkekler elveda, dedi. Bu nedenle, dernek çalışmalarında bu gruba yönelik etkinlikler henüz çok yeni, daha fazla ele alınmalı.
Emekli neslin yetişkin çocukları ve torunları, kendi günlük telaş içinde çalışma hayatları var. Yaşdaşları vefat etmiş, yalnızlık hissine kapılıyorlar. İngiltere gibi bazı ülkelerde, yalnızlık duygusuna karşı emekli nesli korumak için bakanlıklar kuruluyor.
Yaşlı insanlar, hasta bakımına düşmeden önce vücudunu dinç tutması konusunda bilinçli olmalı. Sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri lâzım. Yalnız fizikî değil, ruhsal sağlığın önemi konusunda sosyal devlet sistemi sağlık sigortaları aracılığıyla bilinçlendiriyor.
Miras meselesi, mirasçıları rahatlatacak şekilde önlem alınmalı. Geride kalan için düşünce üretmek kolay olmaz. Hatta cenaze için önlem alanlar var, sigortalar mevcut. Defin ve mezar konu edilmeli.

Biraz önce medyada haber verildi. Benim yaşadığım ilçe Berlin-Spandau’da İslâm mezarlığında yer kalmamış, nedeni şimdilik araştırmaya açık. En son üzülerek bir öğrencimin cenaze töreninden haber almıştım.
Böyle sorular ve cevaplar öncü düşünürleri meşgul ediyor. Yazma fikrini, filozof, öğretim üyesi Ufuk Yaltıraklı’nın okumayı tavsiye ettiği, İrvin D. Yalom ve Marilyn Yalom’un birlikte yazdıkları Ölüm ve Hayat, Ayrılmaz (Unzertrennlich über den Tod und das Leben) kitabından aldım.
2019 yılında Marilyn’e Multiples Myelom kanser teşhisi konuyor. Eşi İrvin’e ölene kadar günlük tutmayı, sonra kitap haline çevirmeyi teklif ediyor. Amacı, geriye kalanlara karşı sorumlu olduğunu düşünerek, yardım etmek. Kadın altı ay yaşıyor, kitabı geride yalnız kalan eşi, Marilyn’in ölümünden 125 gün sonunda tamamlıyor. Dört yetişkin çocuğu, onların dört eşi ve sekiz torunu, mesleği icabı çok sayıda dost ve arkadaşları onu yalnız bırakmıyor. Buna rağmen yas tutmaya, eşini özlerken acı ve ıstırap duymaya devam ediyor. Yüreğin, gönlün yarısı boş kalıyor.
Yalom çifti hali vakti yerinde, mesleklerinde en saygın mertebeye yükseliyor. Dünyaca tanınmış, kitapları çok sayıda yabancı dillere çevrilmiş. Aydın, birbirlerini her yönde tamamlayan bu çift, çok sayıda ülkelerde okuma fırsatı buluyor. Dostları her yaşta yalnız yaşadıkları Amerika’da değil, gezegenin her kıtasına dağılmış. 
Yazdıkları kitapların ilk okuru ve eleştirmenleri eşleri oluyor. İrvin psikolog, terapist ruh hastalarını tedavi ediyor. Ailesi Sovyetler Birliği’nden, Marilyn’in ailesi Macaristan’dan Amerika’ya göçmek zorunda kalan Yahudi dini mensuplarından. Edebiyat bilim kadını kitaplarını İngilizce ve Fransızca olarak iki dilde yazıyor. Kadın hakları koruma adına inisiyatif kuran ilk feminist sayılıyor. Her ikisi de sayısız ödül alıyor.
Bu nitelikleri taşıyan iki bilim insanın, geride kalanlara eser bırakma sorumluluğu hissetmeleri iyi anlaşılıyor.
Bugün Dünya’da endüstri ülkesi olan Almanya en zengin ülkelerin başında geliyor. Buna rağmen milyonlarca emekli, aldığı maaşla geçinemeyip, yan işlerde çalışmak veya sosyal yardım almak zorunda kalıyor. Bu insanların gücü, enerjisi, tahsili geride kalanların sorumluluğunu üstlenmesi, geriye eser bırakmaları düşünülmez, beklenemez.
Yalom çifti, biri on beş biri on altı yaşındayken okul yıllarında tanışıyorlar, arkadaşlıkları üniversitede devam ediyor. Tam altmış beş yıl evli kalıyorlar. Yıllarca biriken yoğun sevgiyi, ancak edebiyat bilimi içinde yüzen anlatabilir. İşte bu kitapta okuyucu günlüklerde özeline, duygu dünyasına girebiliyor, okurken anlatanla berabermiş hissi duyuluyor. Fotoğraflar sevgi coşkusunu zenginleştiriyor.
İsviçre’de olduğu gibi ABD’nin bazı eyaletlerinde, tüm tedavi yöntemleri denenmiş, doktorlar artık terapi imkânı kalmadı derlerse, doktor kontrolünde verilen ilâçla hasta ölmeye karar verebiliyor. 

Yaşadıkları Kaliforniya eyaletinde iki doktor imzasıyla, hasta zehri kendi yutacak durumda olması şartıyla, izin veriliyor. İğne yaparak zehir vermek yasak. 
Marilyn makale boyunca saydığım ölüme giden yolu ve sonrasını sağlığında hazırlıyor. Kemoterapi, ışın tedavisi, ilâçların yan etkisi neticesinde acı ve ağrıları dindirmenin tek çaresi ölümdür. Eşi İrvin’i buna inandırmak da ona düşüyor.
Marilyn Yalom (1932-2019), seksen yedi, eşi İrvin D. Yalom (1931) seksen sekiz yaşında iken ELVEDA CANIM diyerek, veda ediyor. Alnına koyduğu son buse, anı olarak kalıyor. Geride kalanlara aşkın, sevginin ve dostluğun yaş sınırı yoktur, diyorlar.

Hoşça ve sağ-lıkla kalın!


Okuma tavsiye ettiğim ve kaynak olarak kullandığım kitap:

İrvin D. Yalom und Marilyn Yalom, Unzertrennlich über den Tod und das Leben, btb-Verlag München 2021, 4. Auflage
http://www.btb-verlag.de
ISBN 978-3-442-75921-7