EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK

Yaşam için olmazsa olmazların önde gelenleri eşitlik ve özgürlüktür. Eşitlik, varlığa saygı ile başlayan bir eylemliliktir. Öz saygı, olayların bilinçli algılanmasıyla başlar. Kendisi için saygı bekleyen, başkaları için saygı duymayı içselleştirmelidir. Yaşam algısı böyle olunca, özgürlüğün işi kolaylaşır.

Özgürlük olandır, olması gerekendir ve olabilecek olandır; en önemlisi de istenir olandır. Özgürlük yaşamı olumlayan ve anlamlı kılan üretken bir katkı sunma halidir. Bu nedenle iyilik, güzellik, paylaşıla bilirlik özelliklerini bünyesinde barındırır. İnsanın insan olma yolunda ilerleyişine eşlik eden önemli niteliklerdir.

Eşitlik ve özgürlüğü birlikte ele almamın nedeni, bu iki niteliğin laikliğin olmazsa olmazlarından olmasıdır. Laiklik ise, tüm inançların ve farklılıkların varlık güvencesidir.

Sosyolojik Yorum

Eşitlik olmadan özgürlük eksik, özgürlük olmadan eşitlik anlamsızdır.

Türkiye’de güncel örnekler, bu iki değerin birbirini tamamladığını gösteriyor: eğitimde eşitlik olmadan özgür düşünce gelişemez; kadınların özgürlüğü olmadan toplumsal eşitlik kurulamaz, laiklik olmadan özgürlük olamaz.

Tarihsel Dayanaklar

  • Fransız Devrimi (1789): “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganı, modern toplumların temel ilkelerini belirlemiştir.
  • Cumhuriyetin Kuruluşu (1923): Yurttaşlık eşitliği, laik eğitim ve kadınların seçme-seçilme hakkı, eşitlik ve özgürlüğün somut adımlarıdır.
  • İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948): “Bütün insanlar özgür ve eşit doğarlar” ifadesi, bu değerlerin evrensel norm haline geldiğini ilan etmiştir.

Türkiye’de Güncel Örnekler

Eğitimde Fırsat Eşitsizliği

Kırsal bölgelerdeki öğrenciler kentlerdeki akranlarına göre sınırlı imkânlarla eğitim görüyor. Özel okullar ile devlet okulları arasındaki uçurum, eşitlik ilkesini zedeliyor. Eğitimde eşitlik olmadan özgür düşünce gelişemez.

Kadınların Hak Mücadelesi

Kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği, özgürlüğün önündeki en büyük engellerden biri. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini daha da görünür kıldı. Kadınların özgürlük talebi, toplumun eşitlik talebiyle birleşiyor.

Laiklik ve Özgürlük

Tarikat ve cemaatlerin eğitim ve ekonomi alanında güç kazanması, laikliğin zeminini daraltıyor. Laiklik olmadan özgürlük nefes alamaz; özgürlük olmadan da laiklik anlamını yitirir. Bugün laiklik, özgürlük ve eşitlik için bir varoluş mücadelesidir. Bu mücadele birey temelli olup, toplumsal olgu olma potansiyeline sahiptir. Aynı zamanda farklılıkların birlikteliğini sağlayan bir yaşama biçimidir.

Göçmenlerin Hakları

Suriyeli ve diğer göçmen topluluklar, eğitim, sağlık ve iş gücü piyasasında eşitlikten uzak koşullarda yaşıyor. Toplumsal kutuplaşma, göçmenlerin özgürce yaşam kurmasını zorlaştırıyor. Fırsatçı patronların düşük ücret dayatması, ülke genelinde emeğin gelirinin düşmesine ve örgütlenme girişimlerine engel olmaktadır. Bu durum, eşitlik ve özgürlüğün yalnızca vatandaşlar için değil, tüm insanlık için geçerli olması gerektiğini hatırlatıyor.

Kolektif Çağrı

Eşitlik ve özgürlük, yalnızca teorik kavramlar değil, yaşamsal gerekliliklerdir. Onlar olmadan adalet kurulamaz, barış sürdürülemez, umut yeşeremez. Bugün Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliği, kadınların özgürlük mücadelesi, laikliğin korunması ve göçmenlerin haklarının tanınması; hepsi aynı vicdanın parçalarıdır. Sığınmacıların temel haklardan yoksun bırakılmasının nedeni başlangıçta gizlidir. Düzensiz ve kontrolsüz bir göç, her koşulda sorun üretme potansiyeline sahiptir.

Eşitlik, özgürlüğün zemini; özgürlük, eşitliğin nefesidir. İkisi birlikte insanlığın ortak vicdanıdır.