Sam Altman’la ilişkilendirilen bu sözler de günümüzde hızla yaygınlaşan açıklamalardan biri:
ünkü asıl soru şudur:
Ama bu uygulamanın, bu ürünün sahibi ben değilim. Sunucular benim değil. Model benim değil. Veri merkezleri benim değil. Kullanım koşullarını ben belirlemiyorum. Fiyatı ben koymuyorum. Hangi özelliğin kime, ne kadara (USD bazında), ne süreyle açılacağına ben karar vermiyorum.
Ben yalnızca kullanıyorum. Daha doğrusu, kullandırıldığım ya da izin verildiği ölçüde kullanıyorum.
Bu nedenle YZ çağında yalnızca “kullanıcı” kavramı yetmez. Bir de karşısına yeni bir kavram koymak gerekir:
Tersine durumlarda ben yokum.
Çünkü dijital çağda bize sunulan özgürlük çoğunlukla kiralanmış bir özgürlüktür. Erişim hakkı vardır; sahiplik yoktur. Kullanım izni vardır; güvence yoktur. Abonelik vardır; kalıcılık yoktur. Görünürlük vardır; ama algoritmanın insafına, keyfi tutumuna bağlıdır. Yine bir Türk atasözünde olduğu gibi "emanet ata binen çabuk iner" ki her an bindiğimiz YZ atından indirilme olasılığı her an için vardır. Kıssadan hisse:
Emanet araçla uzun yol gidilmez; hele o aracın sahibi dijital oligarklarsa hiç gidilmez. Onlara kesinlikle güvenilmez.
Bugün erişirsiniz, yarın erişemezsiniz. Bugün kullanırsınız, yarın kullanım hakkınız daraltılır. Bugün yazarsınız, yarın hesabınız kapatılır. Bugün arşivinize ulaşırsınız, yarın “erişim hatası” uyarısı alırsınız. Bugün müşteri sayılırsınız, yarın sakıncalı kullanıcı olarak yasaklanırsınız.
Ben gerçekten özgür müyüm, yoksa yalnızca izin verilmiş bir kullanıcı mıyım?
Çünkü YZ'ye ulaşamama olasılığı her an vardır. Bu nedenle kitaplarımı özenle saklıyorum. Yine önemli bulduğum kitapları satın alma alışkanlığımı sürdürüyorum. Çünkü kitap yalnızca bilgi taşımaz; aynı anda düşünsel bağımsızlığın kalıcı güvencesidir. Kitap raftaysa, oradadır. Bizimledir. Sahipliği, iyeliği, mülkiyeti yalnızca bizimdir. Bir şirketin güncel kullanım koşullarına bağlı değildir.
Türkçe'de çok iyi bilinen bir deyim vardır:
Ben de dijital çağ için bu deyimi güncellemek istiyorum:
kullanmak gerekir; ama ona tapınmamak gerekir. Ondan yararlanmak gerekir; ama düşünceyi ona ipotek etmemek gerekir. Onu çalışma masasına almak gerekir; ama kütüphaneyi çöpe atmamak gerekir. Çünkü YZ yalnızca bir araçtır ve araç olarak kaldığı sürece yararlıdır. Ama Düşüncelerinizin Efendisi konumuna dönüştüğü anda tehlikelidir.
Evet YZ kullananlar, kullanmayanların yerini alabilir. Ama daha derin gerçek şudur:
Şöyle ki YZ'yi kullanan ben olabilirim; ama onun sahibi ben değilim. Sahibi isterse fiyat koyar, sınır koyar, duvar koyar, yasak koyar. Ben de bütün üretimimle, bütün emeğimle, bütün sorularımla birlikte kapının dışında kalabilirim.
Çünkü gün gelir, platform kapanır.
Gün gelir, ücret duvarı yükselir.
Gün gelir, hesap engellenir.
Gün gelir, erişim kısıtlanır.
Gün gelir, kullandırıcı sizi artık kullandırmak istemez.
Çünkü kullanıcı olmak başka, özne olmak başkadır ve insan, ancak kendi belleğine, kendi aklına, kendi kaynaklarına sahip çıktığı sürece özne kalabilir.