Hak, Bilim ve Yaşamın Çalınması…

Özet

Bu makale, hırsızlık kavramını yalnızca maddi değerlerin çalınmasıyla sınırlamayıp, hakların gaspı, bilimin yok sayılması ve yaşamın sürekliliğinin engellenmesi bağlamında genişletmektedir. Haksız yargılamalar, bilimsel gerçeklere aykırı uygulamalar ve doğanın talanı; bireysel değil, kolektif bir hırsızlık olarak ele alınmaktadır. Çalışma, adalet, bilim ve laiklik ekseninde yaşamın korunmasına yönelik bir manifesto çağrısı ile sonlanmaktadır.

Giriş

Hırsızlık, insanlık tarihinde çoğunlukla maddi değerlerin çalınmasıyla tanımlanmıştır. Oysa hakların gaspı, adaletin engellenmesi, bilimin yok sayılması ve yaşamın sürekliliğinin kesintiye uğratılması da özünde hırsızlıktır. Bir varlığın hakkını elinden almak, yaşamdan çalmaktır. Bu nedenle hırsızlık, bireysel çıkarın ötesinde toplumsal düzeni bozan ve geleceği karartan bir suçtur. Bu kapsamda yapılması gerekenleri yapmamak, dolaylı olarak yaşamdan çalmaktır. Aynı şekilde, yapılmaması gerekeni yapmak ise, doğrudan yaşamdan çalmaktır.

Hakların Çalınması

Adaletin engellenmesi, hukukun yok sayılması ve özgürlüğün gasp edilmesi, en ağır hırsızlık biçimlerinden biridir. Haksız tutuklamalar, kanıtsız suçlamalar ve hükümsüz cezalar; bireyin yaşamından çalınan geri dönülmez zamanlardır. Hakların gaspı, yalnızca bireyi değil, toplumun ortak vicdanını yaralar. Adaletin olmadığı yerde güven çöker, güvenin olmadığı yerde ise toplumsal yaşamın temeli sarsılır. Üreticilik ve yaratıcılık ve dayanışma bundan zarar görür!

Aforizma: “Adaletin çalındığı yerde özgürlük yetim kalır.”

Bilimin ve Gerçeğin Çalınması

Bilimsel gerçeklere ters düşen kararlar ve dayanaktan yoksun uygulamalar, toplumun ortak geleceğini çalar. Bilim, insanlığın ortak aklıdır; gerçeği yok saymak, aklı çalmaktır. Yanlış bilgiyle alınan kararlar, kuşakların yaşamını etkiler. Bu nedenle bilime karşı işlenen her suç, insanlığın ortak vicdanına karşı işlenmiş bir hırsızlıktır. Bu gibi hırsızlıktan doğa zarar görür!

Aforizma: “Bilimden çalınan hakikat, toplumun geleceğini karartır.”

Yaşamın Çalınması

Yaşamın kendisi, en temel haktır. Bu hak yalnızca insanlara değil, tüm varlıklara aittir. Bir varlığın var olma ve varlığını sürdürme hakkını elinden almak, yaşamdan çalmaktır. Ekolojik yıkımlar, doğanın talanı, hayvanların yaşam alanlarının gaspı; yaşamın sürekliliğini çalan hırsızlıklardır. Bu tür kayıplar, yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşamını da gasp eder.

Hırsızlık yalnızca malı değil, hakkı, bilimi ve yaşamı çalmaktır. Hakların gaspı, gerçeğin yok sayılması ve varlıkların yaşam hakkının inkârı; insanlığın ortak vicdanına karşı işlenmiş suçlardır!...

Laiklik, farklılıkların varlık güvencesidir. İnançların, düşüncelerin ve yaşam biçimlerinin eşit varlık hakkını korur. Laikliğin yok sayılması, farklılıkların yaşam hakkının çalınmasıdır. Bu nedenle laiklik, hırsızlığa karşı en güçlü toplumsal sigortadır. Laiklik özgür yaşamın, güvenin ve üretkenliğin güvencesidir.

Bugün bize düşen görev, hakları, bilimi ve yaşamı savunmaktır. Adaletin çalınmasına karşı vicdanı, bilimin çalınmasına karşı aklı, yaşamın çalınmasına karşı dayanışmayı yükseltmektir. Çünkü yaşamın sürekliliği, varlıkların hakkının korunmasına bağlıdır.

HIRSIZLIK ÜSTÜNE…

“Özgürlüğün her dakikası, yaşamın en değerli hazinesidir.

“Bilimin susturulduğu yerde, gelecek yetim kalır.”

“Adaletin çalındığı yerde özgürlük yetim kalır.”

Bilimden çalmak, insanlığın ortak vicdanını yaralamaktır.”

“Hak gaspı, toplumun vicdanından çalınan en ağır hırsızlıktır.”

“Gerçeği yok saymak, aklı çalmaktır.”

“Yaşamdan çalmak, evrenin vicdanını yaralamaktır.”

“Bilimden çalınan hakikat, toplumun geleceğini karartır.”

“Laiklik, farklılıkların varlık güvencesidir.”

“Varlığın hakkı, yaşamın nefesidir.”

“Doğadan çalınan her şey, gelecekten çalınır.”

“Yaşamın sürekliliği, varlıkların hakkının korunmasına bağlıdır.”

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }