HAMİLİNE ÇEK YAZAR GİBİ ÇOCUK YETİŞTİRİLMEZ

İşte bu çarpıcı benzetmem üzerinden kurgulanmış bir yorum ile yola çıkayım dedim

Hamiline Yazılan Gelecekler ve Kimliksiz Çocuklar

Çocuğun kim olduğuyla değil kağıda yazılan karekteristik yapıyı içimizden çıkarmalıyız.

Günümüz dünyasında anne babalık, kutsal bir rehberlikten ziyade bir yatırım ortaklığına dönüşmüş durumda.

Çocuklar artık ailelerin hayallerini gerçekleştirecek birer "proje" ya da piyasada karşılığı olan birer "değerli evrak" gibi görülüyor.

Bu durumun en acı yanı ise şüphesiz şudur: Çocuklarımızı hamiline çek yazar gibi yetiştiriyoruz.

Rakamların Gölgesinde Kalan Karakterler
Hamiline çekin üzerinde bir isim yazmaz; onun tek bir amacı vardır, o da üzerindeki rakamın tahsil edilmesidir.

Çocukların karakterleri, özgünlükleri ve ruhsal ihtiyaçları çoğu zaman o meşhur "başarı" rakamlarının gerisinde kalıyor.

Sınav notları, girilen prestijli okullar ve kazanılan madalyalar, çocuğun kim olduğundan daha önemli hale geliyor.

Tıpkı çekin üzerindeki rakam büyüdükçe değerinin artması gibi, çocuk da sadece dışsal başarılarıyla değer görüyor.

"Kim Olduğun Değil, Ne Getirdiğin Önemli"
Bu anlayışla büyüyen bir çocuk, sevgiyi hak edilmesi gereken bir ödül sanmaya başlar.

Eğer hamiline yazılan o çek bankada karşılıksız çıkarsa, yani çocuk toplumun veya ailenin beklediği "başarıyı" getiremezse, bir anda değersizleştiğini hisseder.

Oysa çocuk bir ödeme aracı değil, kendi hikayesi olan bir öznedir. Onu bir çek gibi piyasaya sürmek, onun iç dünyasını boşaltıp sadece dışarıdan görünen bir "tutar" haline getirmektir.

Karşılıksız Kalan Hayaller
Bu yaklaşımın en büyük tehlikesi, günün sonunda o çekin "karşılıksız" çıkmasıdır.

Hayatın sadece rakamlardan ve rekabetten ibaret olmadığını anlayan genç; kimliksiz, hobisiz ve tutkusuz bir yetişkine dönüşür.

Elinde yüksek meblağlı diplomalar olsa da, aynaya baktığında isimsiz bir boşluk görür.

Çünkü ailesi ona bir isim, bir karakter ve bir duruş kazandırmak yerine; sadece başkaları tarafından bozdurulabilecek bir değer yüklemiştir.

Sonuç Olarak
Çocuklarımızı birer yatırım aracı olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Onlar, toplumun her köşesinde el değiştiren "hamiline çekler" değil; üzerine sevgiyle, emekle ve özenle isimleri yazılmış, hikayeleri olmalıdır.

Eğitimin amacı cebi dolduracak birer belge üretmek değil, ruhu doyuracak birer şahsiyet inşa etmek olmalıdır.

Aksi takdirde, maddi olarak zengin ama manevi olarak iflas etmiş bir nesille karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır

Atalay Yörükoğlu ne demişti:

Bana gelen çocukların anne babalarını tedavi edip gönderiyordum.

Çocuk için vere bilecrğimiz her şey elimizde..

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }