İDEAL (ÜLKÜ) 

   Ülkünün sözlük anlamı : “ İnsanı umut içinde yaşatan, ruhunu güçlü tutan, her vakit erişilemeyen ve uğrunda özveride bulunmaktan çekinilmeyen yüce dilek, mefkure, emel, gaye, hayalde yaşayan kemal.” olarak geçer.
    Yaşayan her insanın hatta milletlerin dahi birer ideallerinin olması gerekir. Gayesi, emeli, hedefi, ideali olmayan kişilerin robottan farkı yoktur. O tip kişiler adeta ot gibi yaşarlar. Hatta 1980 öncesinde ideolojisi olmayan kişilere argoda “Ot” olarak nitelendirirlerdi. Bununla ilgili olarak Necip Fazıl Kısakürek (merhum) : “ Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.” demiştir.    
    Yeryüzünde yaşayan büyük milletlerin kendilerine göre ulaşmak istedikleri hayalleri, nihai hedefleri vardır. Sovyetler Birliği’nin Çarlık Rusya’sından beri sıcak denizlere ulaşmak istemesi; İsrailoğulları’nın dünya hakimiyeti, Türklerin Kızılelma (Turan) ülküsü, Marksist Leninistlerin Dünya Proletarya Devletinin kurulması gibi milli idealleri vardır.
    İlkokulda okuyan bir öğrencinin dahi kendisine hedef seçmesi : “ Ben şu olacağım, ben bu olacağım” demesi onun da kendine göre bir idealinin olduğunu gösterir. Öğrenci de o isteği doğrultusunda derslerini çalışır. Kendisine hedef seçmeyen kişiler rüzgarda savrulan bir yaprak gibi yollarını alırlar.
    İsrailoğulları kendi ideolojilerini yani milli ülkülerini gerçekleştirmek için yüzyıllardan beri sistemli bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedirler. Aynı şekilde Yunanlılar da Megalo İdea’larını gerçekleştirmek için kendi ülkülerini çocuklarının kafalarına daha ilkokul çağlarında enjekte etmektedirler. İsrail Parlamentosundan içeriye girildiğinde ise tam karşıda : “ Sen istedikten sonra o bir hayal değildir.” ibaresi yazılıdır. 
    Biz Türklerin Milli Ülküsü Turan (Bütün Türklerin tek bayrak altında toplanması) olmasına rağmen kültür erozyonuna ve dejenerasyonuna uğramamız nedeniyle bu ülkü etrafında toplanan kişilerin sayısı henüz istenilen düzeye ulaşmamış ve bir devlet politikası haline getirilememiştir. Bu mefkure Ziya Gökalp tarafından bir sistem haline getirilmiş, Hüseyin Nihal Atsız tarafından geniş kitlelere aktarılmış; Alparslan Türkeş tarafından siyaset sahnesine konulmuştur. 1989 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beş Türk Cumhuriyeti daha tarih sahnesine çıkmış, Turan idealinin henüz gerçekleşme imkanı olmamıştır.
    Gerek fert olarak, gerekse millet olarak hedefimizi daima yüksek tutmamız gerekir. Aksi taktirde Dünya Milletleri içerisinde söz sahibi olmamız mümkün değildir. Basit ve günlük işlerle uğraşan, gününü gün eden kişiler ve milletler başkalarının sevk ve idaresi altında yaşamaya mahkumdurlar.
    Satırlarımızı General MC. Arthur’un şu güzel sözüyle sonlandıralım.
    “ İnsanoğlunu ihtiyarlatan  geride bıraktığı yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur. Fakat idealsizlik ruhu öldürür.”  

----------------- ŞİİR KÖŞESİ ------------------------

 İNCİTME

Anlamaz gülden goncadan,
Bülbülden sümbülden.
Sevgi bilmez, yol bilmez, hal bilmez…
Böbürlenir yükseklerde,
Kaf dağından inmez de inmez…
Yaratmış özenle Yaradan,
Niyedir diye hiç sormaz…
Can boğaza dayanınca,
Dehşet bedeni sarınca,
Güzel gözler, al benizler solunca
Ah eder, vah eder, tüh eder.
Ey gönül, uyma bahtsıza!
Yol belli, dağ belli, hak belli; İncitme!

Anlamaz yardan yurttan,
Anadan atadan.
Gönül bilmez, âlem bilmez, âdem bilmez…
Otlanmış yaban ellerde,
Çalımından geçilmez de geçilmez…
Memleketin hali,
Nicedir diye hiç sormaz…
Derin uykudan uyanınca,
Mahmur gözler açılınca,
Hakikatler ortaya saçılınca,
Ah eder, vah eder, tüh eder.
Ey sevgili, uyma bahtsıza!
Can belli, canan belli, hak belli; İncitme!
Bekir AYGÜL – AYDIN 

--------------------------------------------------------

 VERMEM  ELLERE

Gülün özündesin Ay’ın yüzünde
Bulunmaz benzerin Âlem içinde
Özenmiş yaradan güzel gözünde
Yaksın beni Nar’lar vermem ellere
Göklerde nazlısın yerde edalı    
Gönülde saklısın dilde vefalı
Övgüler düzerim petekli ballı
Mahşer kurulsa da vermem ellere
Çiçekte goncasın canlarda canan
Rüyada sultansın dünyada reyhan
Gözümün nurusun sürsün bu devran
Mavi gök çökse de vermem ellere

Bekir AYGÜL – AYDIN

--------------------------------------------

 DİYEMEDİM 
 

Bu son şiirim artık tükendi hecelerim 
Umutsuz sevdaya ne yazılır diyemedim 
Şimdi bir başına kaldı uzun gecelerim 
Dert ortağım karanlığa bir şey diyemedim. 
 
Yaşamak hayalimdi nefesim yetmez oldu 
Aşkı bulduğum gözlerden yaşım gitmez oldu 
Yanıyor bu yüreğim dumanım tütmez oldu 
İçten içe yanarım kimseye diyemedim. 
 
Yârim derdin derdimdir acısı yüreğimde 
Tutuşmuş her bir yanım eriyor iliğimde 
Sevenler acı çekmez bilirim güldüğünde 
Gülerken de ağladım bilesin diyemedim. 
 
Kalmadı hevesim umut tükendi yürekte 
Dermanım bulunmuyor geçip gitti elekte 
Dertlerimin merhemi şimdi bekler kürekte 
Kabrimi derinlere kazmayın diyemedim. 
 
Dünya sevilmez mi Güner sevemedim işte 
Hayalinle uyurum kâbuslar boğar düşte 
Cehennem azabından hele ben gibi geçte 
Yanmış bu bedenimi yakmayın diyemedim. 

       Güner TEKİN - KARS 

------------------------------------------