Yaşam kısa; göz açıp kapayıncaya değin geçen bir süre... Acılarla, kıskançlıklarla, çirkinliklerle, kavgalarla, tedirginliklerle, savaşlarla daha da kısaltmaya hiç kimsenin ama hiç kimsenin hakkı yok. İşte bu nedenle iyimserliği duyumsayabilmek, karamsarlıktan uzaklaşabilmek için; sakinleştirici ilaç şişesinin kapağını açmak yerine, gerçek bir dosta içinizi açın, eğer gerçek bir dostunuz yoksa alın kağıdı kalemi elinize içinizi yazılara dökün. Sonra çevrenize şöyle bir bakın; doyumsuz hırslar, yalanlar, dolanlar, kurnazlıklar içinde yaşayanların düştüğü olumsuz koşulları da görün. Kendi küçük ama sorunsuz dünyanızda elinizde olanlarla mutlulukla yaşamın tadına varın; bakın iyimserlik de nasıl benliğinize dolacak, nasıl sizi sarıp sarmalayacak ?
Yazılarımızda dijital çağ, yapay zeka, algoritmalarla belirlenen geleceğimiz derken...
Şimdi bu duygusallık da nereden, neden diye soracak olan değerli okurlarımız; 1 Şubat 2026 Pazar gecesi; Didim'de yaşanan ölümcül bir olay ve altındaki neden-sonuç ilişkini yargılamadan, yorumlamadan, eleştirmeden...
"Sıradan ölümlüler olarak bir kez yaşama şansımız olan bu gezegenden; ayrılmak için bunca çaba neden?" diye sormaktan başka bir şey gelmiyor içimden...
Ne yazık ki geçen Pazar gecesi; iki insan öldü, ama diğer iki insan da yaşarken öldü.
İşte bu nedenle insanlara yalnızca yeşil banknotlar, binlikler değil... Daha çok iyimserlik, sevgi, hoşgörü ve vicdanlı bir benlik gerekli diyorum.