Üniformalı ruhlarda saklı kalan
Sinerjik tonların nüans yürüteçleri..
Dünya denilen bu devasa sahnede, başrol oyuncularından figüranlarına kadar değişmeyen bir "kostüm disiplini" hüküm sürüyor.
Ne zaman bir lider rüştünü ispat etme gayretine girse veya ne zaman marjinal bir figür sistemin çarklarına eklemlenme ihtiyacı duysa, karşımıza aynı klasik terkip çıkıyor:
Kar beyazı bir gömlek ve ateş kırmızısı bir kravat.
Peki, bu görsel tercih sadece bir moda alışkanlığı mı, yoksa derin bir "perdeleme" sanatı mı?
Görsel Bir Muhtıra: Kırmızının Otoritesi
Kırmızı, doğası gereği agresiftir; dikkati hapseder, nabzı zorlar. Siyaset terminolojisindeki tabiriyle "Power Tie" (Güç Kravatı), benliğin "buradayım" haykırışıdır.
Liderler, kalabalıkların içinde birer siluete dönüşmemek, otoritenin sarsılmaz olduğunu telkin etmek için kırmızının o tavizsiz tonuna sığınırlar. Bu, muhatabına verilen sessiz bir muhtıradır: "Ben güçlüyüm, kararlıyım ve yönetmeye talibim."
Arınma ve İtimat Durakları kırmızı kravatta
Beyaz gömlek ise bu güç gösterisinin dengeleyicisidir. Şeffaflığı, dürüstlüğü ve nizami bir geçmişi simgeler. Özellikle siyasi bagajı ağır olan veya "aykırı" fikirleriyle tanınan figürler için beyaz gömlek, bir nevi "siyasi vaftiz" aracıdır.
Marjinalliğin hırçın dalgaları, beyazın o steril limanında durulur. Üzerine geçirilen bu beyaz zırh ile kişiye şu imaj giydirilir: "Fikirlerim ne kadar keskin olursa olsun, ben bu sistemin nezaketine ve kurallarına tabiyim."
Marjinalliğin Kamuflajı
Asıl maharet, o kırmızı düğümün ardına gizlenen dünyadadır. Statükoya bayrak açanların, iktidar kürsüsüne yaklaştıkça en muhafazakar kıyafetlere bürünmesi tesadüf değildir. Aykırılığı bir "üniforma" ile örtmek, kitlelere sunulan bir güven tazeleme projesidir. Zira dünya kamuoyu, radikal söylemleri ancak tanıdık ve "usturuplu" bir ambalaj içinde gördüğünde hazmedebilir.
Ezcümle; kırmızı kravat ve beyaz gömlek, modern zamanların en etkili illüzyonudur.
Kimisi bu kombinasyonla rüştünü ispat edip devleşir, kimisi ise sadece sistemin içinde kaybolmamaya çalışan bir figüran olarak kalır. Fakat her halükarda bu kıyafet, şahsi hırsların üzerine örtülen kurumsal bir tül, ferdi marjinalliğin toplumsal kabulle takas edildiği bir diplomasi dilidir..
Ne zaman ki kaybolmaya yüz tutan bir figüran görsem tıknaz- fidan- çakan, boyunu meşalenin ucuna takar çıkar kırmızı beyaz renk cümbüşüne..rüştünü davetine ispat eyler..
Gri dünyaya beyaz tülbendini saran analara selam olsun.