KOALİSYON

Koalisyon farklı öbeklerin ilkeli ve gönüllü birlikteliği akla gelir. Birlikteliğin temelinde farklılıkların uzlaşması yer alır. En önde akla gelenler arasında partiler arasındaki işbirliği var. Aslında bunun yadırganır bir yanı olmamalıdır. Çünkü söz konusu olan aynı ülkenin siyasi partileridir. Ansiklopedi (Vikipedi) konuyu şöyle  özetliyor:
Yasama meclislerinde bir tek partinin çoğunluğu elde edemediği durumlarda, en çok sandalyeye sahip partinin başkanının kabineyi kurmakla görevlendirilmesi kuraldır. Bu durumda, meclisten güvenoyu alabilmek için başka parti ya da gruplarla (bağımsızlar) anlaşma yoluna gidilir ve bir ortak hükümet kurulur. Koalisyon hükümetlerine daha çok seçimlerde nispi temsil sistemini benimsemiş ülkelerde rastlanır. Çoğunluk usulüne dayalı seçim sisteminde bir parti parlamentoda salt çoğunluğu kolayca elde ederek kendi hükümetini kurabilir ve güvenoyu alabilir. Partilerin ülke çapında aldıkları oy oranlarına yakın oranlarda parlamentoda temsilini sağlayan nispi temsil usulünde ise çoğu kez koalisyon hükümetlerinin kurulması kaçınılmaz hale gelir.”


Aslında bu zorunluluk çoğunluk partilerini kontrol eden azınlıktaki egemenler tarafından hiç istenmez. Bu nedenle de koalisyonlar hep kötülenir. Sahibinin sesi medyada buna bilerek ve isteyerek destek olur. Medya bu olumsuz işleviyle, özgürlüklerin önündeki en büyük engel olur(!) Basın, bağımlılıkları asgariye indirilen oluşumlar olmalıdır.
Koalisyon doğal yaşamın en doğal ve olumlu eylemlerinden biridir. Doğal yaşamımıza farkında olmadığımız koalisyonlar egemendir. Hal böyle olmasına karşın, çoğunluğu yöneten azınlıklar; koşulsuz katılımları ve itaatleri istediklerinden dolayı koalisyonlara sıcak bakmazlar. Koalisyon istemsiz ödün demektir ki; bu da kardan zarar etmek anlamına gelir. Koalisyonları istemeyen varsıl azınlıklardır. Buna karşın genel çoğunluğu oluşturan emekçiler için koalisyon yaşama tutunma nedenlerinden biridir. Aynı ülkede yaşamak durumunda olanların zorunlu birlikteliği, son belirlemede ülke yararınadır.
Egemenler sahip oldukları ekonomik güç nedeniyle çoğunluğa hükmetme olanağına sahiptirler. Örneğin; 100 liralık bir gelirin 54 lirasını bir kişi(egemen) alırken, 99 kişide 46 lirayı (eşitsiz olarak) paylaşmaktadırlar. Sonuçta azınlıktaki varsıllar çoğunluk olan emekçileri yönetmektedirler. Bu kompozisyonun bozulmasını istemediklerinden, koalisyon istememektedirler. Koalisyon istememek, “öteki” yaratan bir yaklaşımdır ve adil paylaşımdan kaçınmaktır. Özgürlüğü sadece kendisi için istemek bir bencilliktir. Daha açıkçası, sınıfsal bir tercihtir. Paylaşımda adaletli bir yaklaşım, toplumun kültür düzeyini yansıtır. Demokratik bir biçimde ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yönetilen bir ülkede koalisyon yadırganmamalıdır.


Koalisyon sınıflar arası ve sınıf içi farklılıkların birlikteliğidir. Yaşam alanlarını paylaşanların, parlamentoda iktidarı paylaşmasıdır. Örgütlü toplumun üst düzeyde(parlamentoda) uzlaşmasıdır. Siyasi partiler sosyal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanır. Birey bazında siyasi partiler kişisel katılımlı bir koalisyondur. Aynı görüşte olan ya da aynı görüşe yakın olan gruplar bileşeni olarak parti ortaya çıkar. Fakat aynı çatı altına farklı beklentileri olan kişiler yığışır. Gelir bölüşümünün iki ucunda yer alan kişilerin aynı siyasi partide yer almaları, açıklanması güç çelişkilerden biridir.
Demokratik toplumlarda gelir dağılımında uçurumlar olmaz. “İhracattan ve büyümeden dar gelirliler hariç her kes yararlanmıştır.” Biçiminde bir cümle gerçekte nüfusun %17’sine tekabül etmektedir. Adaletsiz gelir dağılımında farklı çıkar gruplarının olması kaçınılmazdır. Bu gerçeklik çok sayıda siyasi partinin ortaya çıkmasının nedenlerinden biridir. Siyasi partiler ülke çıkarlarını(bu eskidendi) ve üyelerinin çıkarlarını savunurlar. Bu iki temel ilke partilerin uzlaşmasının engeli değil ortak paydasıdır. Koalisyonlara karşı çıkmak ülkenin birliğine ve beraberliğine karşı çıkmaktır. Ülke yararı temelinde bir araya gelen partiler, öncelikli sorunları çözmek için gerekliliğinde ötesinde kaçınılmazdır!
Demokratik yönetimlerde devletin değil, devlet karşısında vatandaşların korunması gerekir. Devlet olduğu için vatandaşlar “var” olan değil, vatandaşlar olduğu için devlet var olandır. Hal böyle olunca, önce devleti var kılan vatandaşın korunması gerekir. Bunun için koalisyon en uygar yöntemlerden biridir! Uzlaşmanın, şeffaflığın ve ülke yararını gerçekleştirmenin en etkili araçlarından biridir!