POLİTİKA YAPMA ZAMANI

Karar süreci olarak politika, yaşama ilişkin bir olgudur ve yaşam var olduğu sürece de var olmaya devam edecektir. Farkında olanlar kadar, farkında olmayanlarda politikaların öznesidir. Buradaki belirleyici ayrım, farkındalık veya farkında olmama halidir. Farkındalık bir bilinç sorunudur. Özgür bireyin öngörmesi bir farkındalıktır. Politika ürete bilirlik konumu bu noktayı dayanak olarak alır. Yaşama ilişkin bir sorun var ise, çözüm için politika üretmek (izlenecek yol ve yöntem) kaçınılmaz olur. Her kurum veya kuruluşun bir politik dayanağı vardır. Bu nedenle de politika belirli kesimlerin kontrolünde olamaz. Bunun doğal sonucu olarak da ihtiyaç duyulduğunda politika yapılabileceği gerçeğini vurgulamak gerekir.
İdeoloji istem ve beklentiler toplamıdır. Özünde de sınıfsaldır. Azınlıkların ayrıcalıklı çıkarlarını güvenceye almak bir politik yaklaşımdır. Bu yaklaşımları gerçekleştirmek için izlenen yol ve yöntemler ise siyasettir. Aslında bu üç kavramın yan yana geldiği veya örtüşüp çakıştığı durumlarla karşılaşırız.
Sorun algısı, yaşamla örtüşmeyen kişileri, karar mercilerinden uzaklaştırmak birincil görevdir. Afetlerin nedenlerini kutsallarıyla açıklayanlar, önlem almak konusunda bir şey yapamazlar(!) Bu zihniyette olan birinden önlem almasını beklemek, ancak bizim yanılgımız olabilir. Afetlere karşı alınacak olan önlemler önceden planlamayı kaçınılmaz kılar. Bütün bunları önceleyen bilimsel yaklaşımların kabulü koşuluyla.
İdeolojiyi biraz daha irdeleyelim. İdeoloji, istem ve beklentiler toplamıdır. İstemler uçuk- kaçık olmayan soyut yaklaşımlardır. Beklentiler ayağı yere basan ve olabilirliklerin en ekonomik ve yararlı olacak olanıdır. Bu bakış açısı bilgi ve bilinçle örtüşür. Bilinç bireyin olanaklarını, yaşamı sürdürmede en akılcı biçimde kullanmasıdır. Aynı zamanda bilinç konumunu ve koşullarını bilerek en az kayıpla beklentilerini gerçekleştirebilmektir. Bilinçli bireyler bunu yaşamlarının her alanında kullanırlar, bu nedenle bilinç yaşam için amaçtır. Bilinç düzeyi düşük olan ve ne olduğunun ayırdında olmayan kişiler araç olmaktan kurtulamayan ve bu doğrultuda bir çabası olmayanlardır. Tamda bu noktada şunu diyebiliriz; bilinçli birey, ideolojik davranabilen bireydir.
Kitlelerde ideolojinin ne olduğu tam olarak kavranmadığı için; özellikle egemenler kendi kontrollerinde olan şeyleri öteki hak sahipleriyle paylaşmak istemediklerinden, ideolojinin iyi bir şey olmadığını kitlelere enjekte ederler. Bu egemen yaklaşımının en masum görünümlü hesaplarındandır. Yani şunu örtük olarak söylemek isterler; ideolojik yaklaşımların benim gibi düşündüğün sürece sakıncalı değildir. Benim istediğim biçimde yaşadığın sürece hiçbir sorun yok. Kendi istediğin ve düşündüğün gibi yaşamak istersen aramız açılır! Aramız açıldığı an, ben ideolojik olan etkisizleştirme ve hatta itibarsızlaştımsa silahını kullanırım(!) Böylece, normalmiş gibi görülen yaşantıların gerçekte bir çatışmalar dizgesi olduğunu görürüz!
Gerçekte halk için olmayan, halkın yararı bir yana onların zararına olan bazı projeleri, dar bir çevrenin çıkarları temelinde planladılar. Bu dar sınıfsallık içeren yaklaşımlar ülkenin yararına olmadı. Bu yatırımlar için verilen güvenceler halkın sırtına borç olarak yüklendi.
Egemenler için ideolojik yaklaşımlar her koşulda güvenceye alınması gerekendir. Bunun için devletin olanakları sonuna dek kullanılacaktır. Emekçilerin ideolojik yaklaşımları, her görüldüğü yerde etkisiz hale getirilmesi gerekendir(!) İnsanlık tarihi emek ve sermayenin mücadele tarihidir. Egemenlerin en büyük avantajı; örgütsüz ve bilinçsiz yığınları, çıkarlarının koruyucusu olarak konumlandırmaktır.
Bilinçli yaşamın her adımı bir ideolojik karardır. Bazı insanlar yaşarken bunun farkına varır, öteki çoğunluk ise; hiçbir şeyin farkına varmadan yaşarlar. Farkına varanlar kendileri için, varmayanlarda başkaları için yaşarlar(!)
Siyaset yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Buna karşın, siyasetin çıkar temelli değil; hak güvenceli ve hukukun üstünlüğüne dayalı, laik ve demokratik bir politika üretmektir.