SABRET ANADOLU

Sabır kavramı Türkçe’ye Arapçadan alınmıştır. Acı, üzüntü ve sıkıntı gibi durumlarda yılmayıp dayanma anlamına gelir.
Anadolu diyorum, çünkü Trakya ve İç Anadolu’dan deprem fay hattı geçmiyor.
Epimerkez Gaziantep olan büyük depreme tahammül etmekten başka çare yok. Karşıt anlam telâş etmektir, bu durumda insan hata üstüne hata yapar.
Şu ana kadar on ilde kasaba ve köyleriyle birlikte 23 milyon insanın depremden zarar gördüğü tahmin ediliyor. 6 Şubat 2023 tarihinde, saat 4:00 civarında insanları uykuda yakaladı.
8 Şubat 2023 tarihi itibarıyla Kuzey Suriye ile birlikte 15 bin ölü 9 bin yaralı var. Zararın fazla olması Türkiye’nin deprem bölgesinde yer alması ve sarsıntının şiddetli olmasından kaynaklanıyor. Aynı zamanda binaların depreme dayanıklı inşa edilmemesi gösteriliyor.
Kaynak olarak kullandığım kitapta Türkiye’de yetişmiş deprem uzmanların sözleri yazılı. Yani ülkenin kendi üniversitelerinde yetiştirdiği ve BATI ülkelerinde kıvılcım olarak gidip, alev olarak dönen bilim insanları var.


Sorun, bilim insanların yolunda gitmeyen, gücü elinde tutan ülkeyi idare edenler ve inşaat sektöründe para severler, sağlam bina yapmayanlarda. İnsanları öldüren, enkaz altında kalmalarına sebep olan kader değil, binalar olduğunu artık duymayan, bilmeyen kalmadı.
Dünya deprem ölçme merkezi Potsdam/Berlin uzmanları, 900 yıldan beri meydana gelen en büyük deprem olduğunu söylediler.
Japonya’da 8 şiddetinde depremde bile binaların esnek olduğu, yıkılmayıp sallandığı bildiriliyor.
Haritada görüldüğü gibi Anadolu’dan üç deprem fay hattı geçiyor. Kuzeyde Marmara Bölgesinden Karadeniz Bölgesine, oradan Doğu Anadolu’ya ulaşıyor. İkinci fay hattı şimdiki depremin bulunduğu Akdeniz’den İskenderun, Hatay’dan geçiyor.
Burada Arap yarımada levhasıyla Güney Doğu Anadolu levhası çarpıştı. Üçüncü fay hattı Ege Bölgesi’nde. Batı Anadolu’da   yılda 1,5 cm Güneybatı’ya yeryüzünde ve altında kayma olduğu ölçülüyor.
Depremden önce yeryüzünde duyulmayan akımlar var. Bilim insanları bu hareketi ölçme için çare arıyorlar. Önceden ölçmek mümkün olursa, önlem alınabilir. Aslında hayvanlar bu sesleri duyabiliyor. Deprem öncesi hayvanların davranışları gözlenmeli.
Ova üzerine Havaalanı gibi ulaşım hizmeti verecek meydanlara inşaat yapılmamalı, dağ eteklerinde binalarda daha az hasar olduğu gözleniyor.
Coğrafya insana kader olmaktan çıkardı, şayet ülkeler sınırları kapatıp, duvarlar örüp seyahat ve göçlere imkânı engellemeseydi. Ticari çıkarlar küresel oluyor, para severlerin cebi dolduruluyor. 

Ama aynı hak gezegende insanlara bu hürriyeti vermiyor. 
Bu deprem, ikinci haritada görüldüğü gibi 5,6,7,8 şiddetinde olmak üzere 300 kilometre kare alanı kaplıyor. Bu, haritada görüldüğü gibi Almanya yüz ölçümünün yarısına isabet ediyor.
Anadolu insanı çok deprem gördü. İki bina arasında kalan bina çökmüyor. Diğer ikisi yıkılıyor, kalan bina 1999 yılı Gölcük depreminden sonra yasaya göre inşa edilmiş olabilir. Demek ki eski binalarda koruyucu önlem alınmamış. Eski binaların da depreme karşı korunması mümkündür. Önemli olan geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılması.
Okulda öğrencilere haber vermeden Berlin-Spandau yangın alarm kurtulma denemeleri yaptığımızı hatırlıyorum. Okul müdürümüz hazırlık esnasında ders defterini alma ihmal edilmeyecek, demişti. Görevli bir öğretmen arkadaş sınıfların sırayla birbirini ezmeden okul avlusuna çıkmasını organize ediyordu. Berlin’de yapılan böyle hazırlıklar Türkiye’nin her yerinde gelecekte deprem alarmı yapılması şart olmuştur.
Sosyal medyada herkes geçmiş olsun, diye temennilerini yazıyor. Acısını, üzüntüsünü paylaşıyor. Elbette geçecek, ama izleri yıllarca kalacak.
En son hatırlanan deprem Gölcük Epimerkez olmak üzere, 17 Ağustos 1999 yılında meydana gelmişti. Saat 03:01’de ve 
45 saniye sürmüştü. Yerde 2,60 m kayma görüldü. Aylarca artçı sarsıntılar devam etti. 
12.11.1999 tarihinde 7,2 şiddetinde Düzce’de artçı sarsıntı meydana geldi. 60 bin bina tamamıyla yıkıldı, 54 bin bina hasar gördü. 16 bin insan öldü, 23 bin yaralı vardı, 200 bin insan evsiz sokakta kaldı. Arkasından meydana gelen Tüpraş yangını ayrı bir felâket olmuştu. 25 milyar Dolar ekonomik kayıp olduğu tahmin ediliyor.
Anadolu halkı sabırlıdır, daha nice depremler atlattı.
27.6.1998 Adana ve Ceyhan’da 1500 bina yıkıldı, 145 can kaybı, 6,2 şiddetinde, 550 milyon Dolar ekonomik kayıp vardı.
1.10.1995 Ege Bölgesinde 100 can kaybı, 6 şiddetindeydi.
13.3.1992, Doğu Anadolu Bölgesinde 6,3 şiddetinde, 500 can kaybı oldu.
30.10.1983 Yine Doğu Anadolu Bölgesinde 6, 6,9 şiddetinde, 1342 can kaybı, Erzurum civarında 77 mekânda hasar meydana geldi.
24.11.1976, Doğu Anadolu Bölgesi Muradiye civarı, 7,6 şiddetinde 3800 can kaybı.
6.9.1975 Doğu Anadolu Bölgesi Lice civarı 6,8 şiddetinde, 
5000 can kaybı.
22.5.1971, Doğu Anadolu Bölgesinde Bingöl civarı, 6,7 şiddetinde, 1000 can kaybı,
12.5.1971, Ege Bölgesi Burdur civarı, 8 şiddetinde, 70 can kaybı, 1500 bina hasar gördü.
28.3.1970, Ege Bölgesi Gediz civarı, 7,4 şiddetinde, 2000 insan vefat etti, Gediz ve Emet yerle bir oldu.
Bu sayılar sorumluları düşündürmeli, alınan ve alınması gereken önlemler gözden geçirilmelidir. Hatalardan ders çıkarılmalı ve depremle yaşama öğrenilmelidir. 


Dünya’dan yardım, bağış yağmur gibi yurda geliyor. Organize etme zorluğu duyuluyor. Avrupa’da Türk ve Türk kökenliler başta olmak üzere herkes umut haberleri bekliyor. Teşkilatlı eğitimli köpeklerle arama ve kurtarma ekipleri Türkiye’ye ulaştığı haberi ikinci günde geldi.
Zaman birlik, dayanışma zamanı, ne mutlu insanım diyebilmektir.  
İlk kurtarılan çocuğun bir Yunan itfaiyeci tarafından kurtarıldığı haberi geldi. Hiç kimse Türk’e Türk’ten başka dost olmaz, sözünü bir daha kullanmasın. Biraz önce her yıl tatilini Antalya’da geçiren bir Alman komşum göz yaşları döküyordu. Almanya’da yas ilan edildi, resmî dairelerde bayraklar yarıya indirildi. Alman Telekom’u Türkiye iletişimde bir hafta ücret almayacağını açıkladı.
Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyük Elçimiz Ahmet Başar Şen, Türk halkı adına Almanya devlet ve halkına teşekkür etti. Ayrıca Avrupa’dan giden arama ve kurtarma ekiplerine de minnettar olduğunu Alman basını aracılığı ile iletti.
İyi insanlar kazanacak, Türkiye’de şimdi lâzım olduğu için battaniye fiyatını üç katına pahalıya satanlar, cesetlerden ziynet eşyası çalanlar insan olamaz. Fırsatçılara öbür dünyaya para götürülmeyeceğini öğretmek iyi insanların borcudur, görevidir.
Aslında ağıt makalesi yazma içimden geçiyordu. Fakat fıkırdaşım, eşim Lothar Türkiye sevdalısı olarak okuyucuların senden düşünme, öğrenme, okuma, araştırma, merak etme ve tarihten ders çıkarılacak makale yazmanı bekler, diyerek bana cesaret verdi. Kaynak bulmada yardımcı oldu.
  
Sabırla kalın!


Kaynak, bilim kitabı:
Wolf-Dieter Hüttenroth, Volker Höhfeld, Länderkunde Türkei, Wissenschaftliche Buchgesellschaft, Darmstadt 2002, 
sayfa 38 - 41         
ISBN 3-534-13712-4