Sessizliğin Coğrafyası

Kadının kamusal yaşamdaki yeri, çoğunlukla mekânla ya da toplumsal alanla kurduğu ilişki üzerinden belirlenir. Yaşlı kadın söz konusu olduğunda ise bu ilişki daha da kısıtlı, daha da silik duruma gelir. O artık “sokağın kadını” değil, “evin kadını” değil, sanki “olmayanın” kadınıdır. Sessizliğin coğrafyası da tam burada başlar. Kamu alanları yaşlı kadınlar için tasarlanmamıştır. Parklar gençler içindir, kafeler genç çiftler ya da arkadaş grupları içindir, ofisler üretkenlik çağındakiler içindir, üniversiteler ise genç zihinler içindir. Oysa yaşlı kadın ne yalnızca tüketici ne de yalnızca “geçmişin yadigârı/hatırası/anısı”dır. Yaşlı kadın; deneyim taşıyıcısı, toplumsal belleğin canlı ögesi, duyarlılığın ve sezginin kamusal aktörü olabilir. Ama bu rol ona verilmez. Çünkü yaşlı kadın için toplumsal alanlar ya daraltılır ya da tümüyle yok sayılır. Toplu taşımada otobüsün en arka sırası, evde oturma odasının dip köşesi, kamusal tartışmalarda ise sessizliğin zemini uygun görülür. Bu temsil-siz-lik, yalnızca fiziksel bir dışlama değil; aynı anda kültürel ve siyasal bir yok saymadır. Kadın yaşlılığına ilişkin bu sessizliğin kamusal alan politikalarında karşılığı vardır. Kent planlamalarında yaşlı kadınların toplumsal yaşama katılabileceği, güvenle var olabileceği kamusal alanlar ne yazık ki yeterince düşünülmemektedir. Kentsel dönüşüm politikaları yaşlı kadınları, özellikle de yalnız yaşayanları, evlerinden koparırken; kamusal adalet bir kez daha erkek, genç ve güçlü olan lehine işlemektedir. Oysa yaşlı kadının varlığı, kamusal alanı yumuşatır, insanlaştırır ve derinleştirir. Bir parkta torununa masal anlatan bir büyükanne yalnızca biyolojik bir figür değil; toplumsal bağın, geçmişle kurulan ilişkinin simgesidir. Yaşlı kadının kamusal alanda yer alması, o alanın yaşama açık olduğunu gösterir. Sessizliğin coğrafyasını görünürlüğün haritasına çevirmek, yalnızca yaşlı kadın için değil; toplumun tümü için daha adil ve duyarlı bir kamusal alan düşlemektir. Bu düşleme, yaşlı kadınla başlar; onunla çoğalır. Üstelik unutulmamalıdır; yaşlanma kaçınılması olanaksız biyolojik bir süreçtir, doğan her canlı bu süreci yaşayacaktır.

n, bilge, yol gösterici, mentor ya da ulu iken, buna karşın yaşlı kadın insanlık için değersiz midir?

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }