Simülasyonla Gençleşip Yapay Zekadan Korkanlar

Yıllardır filtrelerle gençleşen, kliplerde kusursuzlaştırılan, afişlerde kırışıklıkları silinen, stüdyo teknolojileriyle detone sesleri parlatılan, sahnede yarı gerçek yarı kurgu bir imajla var olan popüler kültür dünyası, şimdi yapay zeka aynı imajı taklit etmeye başlayınca birdenbire “gerçek”, “emek” ve “özgünlük” kavramlarını anımsamaya başlamış. Oysa yıllardır gerçek olmayan gençlikleri, güzellikleri, olmayan sesleri, aşırma şarkı sözleri ya da senaryolarıyla paraya, para demiyorlardı. Birdenbire ne oldu? Akademi dünyasından sonra, gösteri dünyası da mı yapay zeka karşısında yok olma kaygısını yaşamaya başladı?

İşte tam da bu nedenle yapay zeka korkutucu; çünkü gösteri dünyasında yer alanların ruhunu değil belki, ama star sisteminin formülünü kopyalayabiliyor dijital dünyanın tüm araçları... Dolayısıyla bu değişen düzende çifte standart ya da ikiyüzlülük bar bar bağırıyor. Şöyle ki teknoloji sanatçının çıkarlarına hizmet ettiğinde yapılan işlem “estetik tercih” oluyor; yüzü gençleştirince “imaj yönetimi”, sesi düzeltince “prodüksiyon kalitesi”, sahneyi büyütünce “şov”... Ama aynı teknoloji sanatçının sesine benzeyen bir ses ürettiğinde “dijital gasp” çığlıkları atılıyor.

Çünkü dijital çağda yalnızca starların sesi değil, herkesin emeği veriye dönüştürülüyor.

Şimdi o çocuk büyüdü ve aynayı anne babasına tuttu.

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }