TURİZM HAFTASI

Turizm Haftası geldiğinde her yıl benzer görüntülerle karşılaşıyoruz: Resmî konuşmalar, protokol ziyaretleri ve çoğu zaman bir kokteyl ile tamamlanan programlar… Oysa turizm dediğimiz olgu, birkaç saatlik etkinliklere sığdırılamayacak kadar derin, yaşanarak anlam kazanan bir kavramdır.

Benim çocukluğumda, henüz turizmin bugünkü anlamı bile yokken, biz aslında turizmi yaşıyorduk. Köy okulunda beş sınıf bir arada okur, tek öğretmenimizin etrafında toplanırdık. Baharın gelişiyle birlikte, bir gün belirlenir ve öğretmenimiz bize “Yarın yiyeceklerinizi hazırlayın, pikniğe gidiyoruz” derdi. O günün heyecanı sadece biz çocukları değil, ailelerimizi de sarardı.

Ertesi gün köy dışına yürüyerek giderdik. Gideceğimiz yeri bilsek de birlikte yola çıkmanın verdiği coşku bambaşkaydı. Herkes evinden bir şeyler getirirdi: pişiler, keteler, kömbeler, un hevlası… Belki farkında değildik ama o günler, köyde adeta küçük bir gastronomi şölenine dönüşürdü. Her hanenin emeği, sevgisi sofraya yansırdı.

Bugün adına “kırsal turizm” ya da “alternatif turizm” dediğimiz şeyin en doğal hâliydi bu. Ama bizim için sadece bir piknikti; paylaşmanın, birlikte olmanın, doğayı tanımanın bir yolu.

Turizm Haftası’nın 1977’lerden bu yana kutlanmaktadır. O yıllarda Türkiye’de modern anlamda bir turizm hareketliliği henüz yeni yeni filizleniyordu. Önce kültürel ve arkeolojik değerlerimiz dünyaya tanıtıldı, ardından kitle turizmi dediğimiz deniz, kum ve güneş turizmi gelişti. Bugün geldiğimiz noktada turizm, ülke ekonomisinin en önemli alanlarından biri hâline geldi.

Ancak bir şey değişmedi: Turizmi anlatma biçimimiz.

Turizm Haftası’nı hâlâ çoğu zaman şekilsel etkinliklerle geçiştiriyoruz. Oysa bu hafta, bulunduğumuz yeri yeniden keşfetmek için bir fırsat olmalı. İnsanlara yaşadıkları şehrin tarihini, doğasını, kültürünü göstermek, yerel değerleri hatırlatmak için bir vesileye dönüşmeli.

Çünkü turizm, önce yakını fark etmekle başlar. Kendi sokağını, kendi köyünü, kendi şehrini tanımayan biri, gelen turiste hiçbir şey anlatamaz ve ne yazık ki zaman zaman biz, yani yerelde yaşayanlar bulunduğu yerin tarihi hakkında ki bilgileri turistlerden alıyoruz.

Belki de Turizm Haftası’nı yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir. Bulunduğumuz yerin hikayesini öğrenerek, tarihini, doğasını, sanatını ön plana çıkararak, gelenlere daha fazla anlatarak ve onları şehrin cazip noktalarına çekerek turizmi anlamlaştırabiliriz, turizme heyecan katabiliriz. Tıpkı bir zamanlar köy yolunda, arkadaşlarımızla birlikte yürürken hissettiğimiz o sade ama unutulmaz heyecan gibi.

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }