YARGIYA GÜVEN SARSILIRKEN…

"Bizde gelenektir; satıcılar karpuzu kurabiye, hıyarı badem, kavunu reçel, balığı derya kuzusu, armudu tereyağı diye satarlar. Kimi iktidarlar da bu geleneğe uyup, zorbalığı demokrasi diye yutturmaya kalkarlar."(Aziz Nesin)

Ne yazık ki ülkemizde: Haksızlık, zorbalık, hukuksuzluk, şarlatanlık, adaletsizlik; adalet ve demokrasi diye topluma yutturulmaya çalışılıyor…

Ben ekonomistim diyerek; ben yaptım oldubitti anlayışıyla ülkemizi ekonomik bir çöküntüye sürükleyenlerin de ekonomist olmadığı görüldü ama olan fakir fukara halkımıza olurken bu arada yandaşlarından da yeni zenginler türettiler…

Adaletin gücü yerine gücün adaleti, yargının gücü yerine gücün yargısının, hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun hâkim olduğu bir ülkeye döndük…

Almanya üniversitelerinde ekonomi dersleri veren bir arkadaşımın bir yazısından kısa bir alıntıyı sizlerle paylaşıyorum…

“Almanya’da iktisat anabilim dalında profesörlük unvanımı aldım, kendi anabilim dalında yüzlerce kitap ve makale okudum, onlarca uluslararası kongrelere katılıp tebliğler sundum, onlarca akademik makale ve kitaplar yazdım ama hiçbir zaman “faiz sebep, enflasyon sonuç” diye bir deli saçmalığı duymadım, okumadım ve görmedim, çünkü iktisat biliminde ve gerçek iktisadi yaşamda böyle bir olay yoktur.”

***

Ülkemizde yargıya yönelik güven iyice sarsılmış durumda…

Yargının siyasallaştığı; yargının bağımsız olmadığı ve iktidar partisinin emrinde olduğuna yönelik toplumsal algı ne yazık ki gittikçe güçlenmektedir. Bu yönde yapılan anketlerde bunu göstermektedir.

Bu anketlerin ortalamasında tarafsızları ve karasızları da değerlendirdiğimiz zaman halkımızın % 70’e yakını yargının siyasallaştığını ve bağımsız olmadığını düşünüyor ve yargıya güven duymuyor.

Bu oran, aynı zamanda iktidar partisinin seçmen tabanının da yargıya güven duymadığının bir göstergesi oluyor…

Bu yönüyle; yargıya güven zayıflayınca; halkın hak arama yollarının da yön değiştirmeye başladığını söyleyebilmek mümkündür. İnsanlar ya haklarını aramaktan vazgeçiyorlar, ya da hatırı sayılır kişileri devreye sokuyorlar ya da siyasi iktidardaki tanıdıkların kapısını çalıyorlar… Belki de güç- tehdit-şiddet kullanmaya başvuruyorlardır… Para karşılığında, güç ve şiddet kullanarak, hak aramaya aracı olan oluşumların varlığından bile söz edebilmek mümkündür… Tüm bunlar hak, adalet aramanın önündeki büyük engeller olarak bir çöküşün işaretleridir…

***

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na; YSK başkan ve üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verilmesi; kamuoyu vicdanını rahatsız etti. Bu karar, Yargının siyasallaştığı, bağımsız olmadığı yönündeki kanıyı daha da güçlendirdi.

Bağımsız yargı yoksa hukuktan söz edilemeyeceği için hukuken verilen kararlar da hep tartışılır hale gelir…

Genel anlamda yargıçlar, bağımsız, tarafsız, bilgili, güvenilir, korkusuz ve özgür olmalıdır… Ne yazık ki ülkemizde yargıçlar büyük bir baskı altındadırlar… Baskı altında da bu tür kararları veriyorlar… Bu durum da; yargıya güveni sarsıyor… Bu güvensizlikte ulusal ve uluslararası anlamda büyük sıkıntıları da beraberinde getiriyor… Türk yargısına güvenmeyenler her türlü girişimlerini buna göre düzenlemek zorunda kalıyorlar…

***

Yargıya söyledik, gereğini yapacak. Ergenekon’un savcısıyım gibi ifadeler kullanan siyasi anlayış, siyasi gücünü kullanarak; yargının kararlarına yön vermesiyle; o kadar masum insanların hapislerde çürümesine, psikolojilerinin bozulmasına, intihar etmelerine neden olmadı mı…

Halkın %70’e yakını adil olarak yargılanamayacağını düşünüyor ülkemizde. Bu bir felakettir.

Ekrem İmamoğlu’na verilen cezanın da siyasal etki ve baskı altında verildiğini düşünüyorum.

Bu tür kararların, önümüzde yapılacak seçimleri de sorgulanır ve sorunlu hale getirmiştir… Seçimlerde ve seçim sonrasında neler olacağına yönelik kaygılarımız gitgide artmaktadır. Seçimlere gidilen Batılı ülkelerde seçimlerin olduğunu bile farketmezsiniz. Biz de ise sanki seçime değil de savaşa gidiliyormuş gibi bir hava yaratılıyor…

Bu ülkeye daha fazla kötülük etmeyin, elinizi yargıdan çekin, hakça, adaletli, sağlıklı bir seçim yapılmasına yardımcı olun…

Ekrem İmamoğlu, artık bu karardan sonra halkın vicdanıdır ve yalnız da değildir…