YA­SAL­LIK ve MEŞRUİYET OL­GU­SU

Ya­sal­lık ve meş­ru­iyet tar­tış­ma­sı, ha­ki­kat ile ger­çek ara­sın­da­ki ge­ri­li­mi de için­de ba­rın­dı­rır.
Ya­sal­lık (Le­ga­li­te): Dev­le­tin koy­du­ğu ku­ral­la­rın, ya­sa­la­rın ve norm­la­rın çer­çe­ve­si­dir. Ya­sal­lık, bi­çim­sel ola­rak ge­çer­li­dir; yani bir yasa yü­rür­lü­ğe gir­di­ğin­de, uy­gu­la­na­bi­lir hale gelir. Ancak ya­sal­lık, her zaman ada­let­le ör­tüş­mez. Ta­rih­te bir­çok bas­kı­cı düzen, ya­sal­lık ze­mi­nin­de ku­rul­muş­tur. Yasa ev­ren­sel bir söy­lem­dir ve hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü kap­sa­mın­da ol­du­ğu var­sa­yı­lır. Bu olgu ona genel ge­çer­lik sağ­lar. Kanun ise ül­ke­sel ve gö­re­ce­dir. Bu ne­den­le ka­nun­lar ya­sa­ya uygun ol­ma­lı­dır di­ye­bi­li­riz.
Meş­ru­iyet (Le­gi­ti­mi­te): Hal­kın vic­da­nın­da, top­lum­sal kabul ve ha­ki­kat te­me­lin­de doğan ge­çer­li­lik­tir. Meş­ru­iyet, yal­nız­ca hu­ku­ki değil, aynı za­man­da ah­la­ki ve top­lum­sal bir onay­dır. Ya­sal­lık ol­ma­dan meş­ru­iyet ola­bi­lir; meş­ru­iyet ol­ma­dan ya­sal­lık ise çoğu zaman zor­ba­lı­ğa dö­nü­şür.
Ger­çek ve Ha­ki­kat:
Ger­çek ol­gu­sal dü­zey­de var olan şey­dir; göz­lem­le­ne­bi­lir, öl­çü­le­bi­lir. Daha açık­ça­sı ger­çek is­te­nen ve bek­le­nen ol­ma­ya­bi­lir. Afet bek­len­me­me­si­ne kar­şın, so­nuç­la­rı is­ten­me­yen ger­çek­tir.
Ha­ki­kat ise ger­çe­ğin öte­sin­de, an­la­mın ve vic­da­nın süz­ge­cin­den geçen şey­dir. Top­lum ta­ra­fın­dan is­te­nen, bek­le­nen ve onay­la­nan­dır, tar­tış­ma­sız ola­rak olsun is­te­nen­dir. Ha­ki­kat top­lum­sal bi­linç­te ve in­sa­nın vic­da­ni sez­gi­sin­de kök salar. Gü­zel­lik­ler, dü­rüst­lük ve ahlak bu kök­ten vücut bulur.
Bu­ra­da kri­tik olan nokta: Ya­sal­lık, ger­çe­ğe da­ya­na­bi­lir; ama meş­ru­iyet, ha­ki­ka­te da­ya­nır. Bir yasa, yü­rür­lük­te ol­du­ğu için ger­çek­tir; fakat hal­kın vic­da­nın­da kabul gör­me­di­ğin­de ha­ki­kat­ten kopar. İşte bu kopuş, top­lum­sal ça­tış­ma­nın ve dö­nü­şü­mün baş­lan­gıç nok­ta­sı­dır. Bu tür ça­tış­ma­lar is­te­nir ge­le­ce­ği do­ğu­rur.
“Yasa, gücün ka­le­miy­le ya­zı­lır; meş­ru­iyet, hal­kın vic­da­nın­da mü­hür­le­nir. Hal­kın onayı ta­ri­he iz bı­ra­kır ve si­lin­mez.”
“Hukuk ege­me­nin sü­pür­ge­si­dir.” Bu me­ta­for, ya­sal­lık ile meş­ru­iyet ara­sın­da­ki uçu­ru­mu ber­rak­laş­tı­rı­yor. Ya­sal­lık, ege­me­nin çı­ka­rı­na göre bi­çim­len­miş bir araç ol­du­ğun­da, hukuk ada­le­tin değil, ik­ti­da­rın hiz­met­kâ­rı olur. O zaman yasa, hal­kın hak­la­rı­nı ko­ru­yan bir kal­kan değil; ik­ti­da­rın pis­lik­le­ri­ni giz­le­yen bir sü­pür­ge­ye dö­nü­şür. İste­dik­le­ri zaman pis­lik­le­ri­ni örter ve gerek duy­duk­la­rın­da mu­ha­lif­le­ri sü­pü­rür­ler! Ya­sal­lık ve Meş­ru­iyet Ma­ni­fes­to­su
1. Ya­sal­lık: Bi­çim­sel Gü­ven­ce mi, Ege­me­nin Sü­pür­ge­si mi?
Ya­sa­lar, çoğu zaman hal­kın değil, ik­ti­da­rın ih­ti­yaç­la­rı­na göre ya­zı­lır.
Hukuk, ege­me­nin pis­lik­le­ri­ni sü­pür­mek için kul­la­nıl­dı­ğın­da, ada­le­tin değil bas­kı­nın ara­cı­na dö­nü­şür.
2. Meş­ru­iyet: Hal­kın Vic­da­nın­da­ki Ha­ki­kat
Meş­ru­iyet, yal­nız­ca ya­sa­la­rın var­lı­ğıy­la değil, hal­kın vic­da­nın­da­ki kabul ile doğar.
Bir yasa, yü­rür­lük­te ola­bi­lir; ama hal­kın gö­zün­de adil de­ğil­se, meşru de­ğil­dir.
3. Ger­çek ve Ha­ki­kat Ay­rı­mı
Ger­çek: Ege­me­nin yaz­dı­ğı yasa me­tin­le­ri, mah­ke­me ka­rar­la­rı, uy­gu­la­ma­lar.
Ha­ki­kat: Hal­kın vic­da­nın­da yan­kı­la­nan ada­let duy­gu­su.
Ya­sal­lık ger­çe­ğe da­ya­nır; meş­ru­iyet ha­ki­ka­te.
4. Ege­me­nin Sü­pür­ge­si Ola­rak Hukuk
Ege­men, hu­ku­ku kendi çı­kar­la­rı­nı giz­le­mek ve mu­ha­lif­le­ri bas­tır­mak için kul­la­nır.
Bu du­rum­da hukuk, ada­le­tin değil, ik­ti­da­rın pis­lik­le­ri­ni sü­pü­ren bir araç­tır.
5. Top­lum­sal Ça­tış­ma ve Dö­nü­şüm
Ya­sal­lık ile meş­ru­iyet ara­sın­da­ki kopuş, top­lum­sal ça­tış­ma­nın kay­na­ğı­dır.
Halk, ha­ki­kat adına ya­sal­lı­ğa karşı di­ren­di­ğin­de, dö­nü­şüm baş­lar.
“Yasa ege­me­nin sü­pür­ge­si ol­du­ğun­da, ha­ki­kat hal­kın vic­da­nın­da ye­ni­den doğar.”
Ya­sal­lık ve Meş­ru­iyet — Di­ze­ler
1. Ya­sal­lık: Ege­me­nin Sü­pür­ge­si Yasa ya­zı­lır, kalem güç­ten­dir, Ada­let değil, çıkar hük­mün­de­dir. Sü­pür­ge olur hukuk, Pis­lik­le­ri giz­ler, mu­ha­li­fi siler.
2. Meş­ru­iyet: Hal­kın Vic­da­nı Meş­ru­iyet doğar vic­dan­dan, Ha­ki­kat yan­kı­la­nır so­kak­tan. Yasa yü­rür­lük­te olsa da Hal­kın gö­zün­de düşer, hü­küm­süz kalır.
3. Ger­çek ve Ha­ki­kat Ger­çek: metin, karar, uy­gu­la­ma. Ha­ki­kat: vic­dan, sezgi, ada­let. Ya­sal­lık ger­çe­ğe yas­la­nır, Meş­ru­iyet ha­ki­ka­te kök salar.
4. Ça­tış­ma ve Dö­nü­şüm Yasa ile ha­ki­kat ça­tış­tı­ğın­da, Top­lu­mun kalbi is­yan­la çar­par. Ege­men sü­pü­rür, halk di­re­nir, Ha­ki­kat ye­ni­den doğar.

Ap­ho­ris­tik Ka­pa­nış
“Yasa sü­pü­rür; ha­ki­kat di­re­nir. Ege­men giz­ler; halk açığa çı­ka­rır.” “Ger­çe­ğin or­ta­ya çık­mak gibi bir alış­kan­lı­ğı var!”

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }