22 Şubat 2026 Sabahı Ukrayna Rusya'nın bombardımanıyla güne başladı. Bu soğuk kış günlerinde enerji sorunu yaşayan Ukrayna'nın enerji merkezlerini hedef alan Rusya; İkinci Dünya Savaşı günlerinde Stalin döneminde Ukrayna halkını açlığa mahkum edip ölmelerine neden olarak "açlıkla katliam anlamına gelen" bir HOLODOMOR faciası yaşatmıştı. Bu kez de Ukrayna halkının soğuktan donarak ölmeleri amaçlanmış gibi...

Şimdi burada Rusya'yı, Ukrayna'ya yönelik insanlık dışı girişimleriyle bir yana koyalım ve bu soruya yanıt arayalım: Acaba neden Zelenski ile Putin bir türlü barışmıyor ya da barışamıyor, neden bu savaşı sonlandırmıyorlar?

Neden mi?

Çünkü uluslararası medyada yer alan duyumlara göre İngiltere ve Almanya savaşın bitmesini istemiyormuş.

Bu iki ülke acaba neden savaşın bitmesini istemiyor olabilir?

Acaba Rusya, Ukrayna ile uğraşırken; bu iki ülkeye saldırmaya kalkışmasın diye mi sinsi bir amaçla savaşın son bulmasını istemiyorlar? Kendi güvenlikleri için mi Almanya ve İngiltere Zelenski'yi kışkırtıp, Putin ile barışmasını engellemek için çalışıyorlar? Ve böylece kendi ülkelerini savaştan uzak tutmak için mi Ukrayna halkını Ruslar'a yem ediyorlar?

Dünlerde Osmanlı Devleti'nin Rusya ile karşı karşıya getirildiği gibi günümüzde de Avrupa ülkelerinin, özellikle de Almanya ve İngiltere'nin güvenliği için bu kez de Ukrayna mı oyuna getiriliyor ve kullanılıyor, Alman domuzu ile İngiliz tilkisi; Rus ayısının önüne bir et parçası gibi Ukrayna'yı atıyor? Ve Amerikan Boz ayısı da olan bitene umursamazca uzaktan bakıyor?

Gerçekten de yıllardır bu savaş neden bitmiyor? Zelenski ile Putin neden bir türlü masaya oturmuyor ya da oturtulmuyor?

Uluslararası medyada dolaşan duyumlar, işin perde arkasında daha soğuk bir hesaplaşma olduğunu fısıldıyor. İngiltere ve Almanya’nın savaşın bitmesini istemediği konuşuluyor.

Tarihe baktığımızda, bu senaryo bize yabancı değil. Anımsanacağı gibi Osmanlı Devleti, Avrupa ülkelerinin öncelikle de İngiltere'nin kışkırtmasıyla Rusya ile savaş alanlarında karşı karşıya getirildi. Osmanlı Devleti; kendi topraklarında, kendi halkıyla, başkalarının hesaplaşmalarını yaşadı. Bugün de benzer bir oyun sahneleniyor; yalnızca roller ve oyuncular değişti, bugün sahnenin ortasında Ukrayna var.

İngiltere (o kurnaz tilki) ve Almanya (o güçlü domuz) belki de şunu düşünüyor olabilir. Örneğin “Rusya Ukrayna ile uğraştığı sürece bize saldırmaz.” Kendi sınırlarını güvence altına almak için Ukrayna’nın bir tampon bölge, bir “yem” olarak kalmasını istiyor olabilir bu uyanık, bu güvenilmez Batılılar... Zelenski’yi "arkandayız" diye yanıltırken, bir yandan da Putin’i kışkırtan ya da kızdıran bu sessiz destek, savaşın sona ermesini engelliyor. Oysa savaşın her günü, Ukrayna topraklarında kan, gözyaşı ve donmuş bedenler demek... Ukrayna halkına yaşatılan bir insanlık dramı demek...

Ukrayna topraklarında yaşananlar üzerine uluslararası alanda yer alan duyumlar hiç kuşkusuz bir komplo teorisi değil, jeopolitik bir gerçekliktir. İnsanlık tarihi boyunca pek çok kez görülmüştür ki büyük güçler, kendi çıkarları söz konusu olduğunda, küçük devletlerin insanlık dramını göz ardı edebilir, onları ateşe atabilirler. İşte bugün Ukrayna; Batı’nın güvenliği için bir kalkan görevi görüyor ama bu kalkanın bedelini Ukrayna halkı ödüyor, dünlerde Osmanlı’nın, Kırım’da, Kafkaslar'da bedel ödediği gibi...

Bu soğuk günlerde Ukrayna yine donuyor ama belki de gerçek soğuk hava dalgası; Moskova’dan değil, Londra ve Berlin’den kaynaklanıyor. Çünkü savaşın bitmemesi için belki de sessizce dua edenler; gerçekte soğuğun daha da derinden duyulmasına, Ukrayna halkının yaşadığı insanlık dışı koşulların son bulmamasına neden oluyorlar.

Kanımızca tarih bir kez daha tekerrür ediyor ve yine bir halk; büyük devletlerin küçük oyunlarında piyon olarak kullanılıyor. Umalım ki Ukrayna halkı bu oyunu görür ve gerçek barışı; kendi halkının can, kan bedeliyle değil, aklıyla bulur. Çünkü tilkilerle domuzlar rahat ederken, ayının önüne atılan et, hep en zayıf olanlardır.