30 Ekim Sisam depreminin 3.yıl dönümünde TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın il Temsilcisi Hasan Kuru açıklama yaptı. Kuru tarafından yapılan açıklamada 30 Ekim 2020 günü, Sisam adası kuzeyinde Ege denizi içerisinde, yerin 16.54 km. derinliğinde sığ odaklı bir deprem meydana geldiğini hatırlattı.  

Kuru açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Sisam Adasını kuzeyden sınırlayan, yaklaşık 30 km uzunlukta BKB-DGD gidişli, kuzeye eğimli normal fayın kırılması ile oluşan 6.6 (AFAD) büyüklüğündeki deprem sonucunda, İzmir ili, Seferihisar ve Sığacık yerleşim merkezlerinin kıyıları boyunca 30-60 cm yüksekliğinde dalgaların oluşturduğu Tsunami gelişmiştir.

Depremden sonrasında en büyük hasarın merkez üssüne yaklaşık 70 km uzaklıktaki İzmir’in Bayraklı ve Bornova ilçelerinde olması dikkat çekicidir. AFAD ın deprem sonrası yayınlamış olduğu “Ön Değerlendirme Raporun” da verilen ivme kayıtlarına göre en büyük ivme 0905 kodlu (Kuşadası/Aydın) ivme ölçer istasyonunun Kuzey-Güney bileşeninde 180,16 gal-0.183 g olarak ölçülmüştür. Veriler, afet bölgesinde meydana gelen ivme değerinin 30-40 gal-0.030-0.040 g civarında olduğunu göstermektedir.

Deprem de İzmir ili Bayraklı ve Bornova ilçelerinde 9 bina tamamen yıkılmış, 618 ağır hasarlı, 660 orta hasarlı, 7671 az hasarlı bina tespit edilmiştir. Afet sonucu 118 yurttaşımız yaşamını yitirmiş 1032 yurttaşımız yaralanmıştır.

Depremde en büyük hasarın olduğu Bayraklı ilçesinin yerleşim merkezi, Meles deltasının İzmir Körfezine açıldığı lokasyonda halen gelişimine devam etmektedir. Bayraklı ve Bornova ilçelerinin depremden en çok etkilenen bölümlerinde zemini oluşturan birim, Standart Penetrasyon direnci çok düşük, suya doygun, kalın, çok gevşek-çok yumuşak ve çoğunlukla ince daneli güncel dere alüvyonudur. Yeni deprem yönetmeliğine göre adı geçen birim ZE-ZF zemin  grubu olarak tanımlanmaktadır.

 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren yeni deprem yönetmeliği ve Yenilenmiş Türkiye Haritası verilerine göre, bölgede  standart tasarım yer hareketi (DD2) ye karşılık gelen 475 YIL tekrarlı depremlerin 50 yılda aşılma olasılığının %10 olduğu spektral büyüklük karşılığı ivme değeri 0.40-0.50 arasındadır(Bu değer,önceki deprem yönetmeliklerinde dahi Z4 zemin sınıfı içi 0.40 g değerinin altında değildir).

Bu veriler değerlendirildiğinde, merkez üssünden 70 km. uzaklıkta, ihmal edilebilecek kadar küçük bir ivme değerinin büyük bir afete yol açması sorgulanmalıdır. Buna göre;

- Binalar zemin koşullarına göre dizayn edilmemiştir.

- Projeler doğru ancak inşaat uygulamaları yanlıştır.

-  Her şey doğru ancak sonradan binada yapılan modifikasyonlar (kolon kesme vs.) vardır.

Veya yukarıdakilerin hepsi bir araya gelerek Depremi afete dönüştürmüş, yüzlerce bina yıkılmış onlarca yurttaşımız yaşamını yitirmiştir.

Bu deprem fay üzerinde olmasa bile binaların depremle yıkılabileceğinin ders alınacak bir örneğidir.

İçerisinde yaşadığımız Aydın kenti tüm ilçeleri ile birlikte, deprem tehlikesi çok yüksek yerleşim yerleri arasında yer almaktadır. İlçelerinin neredeyse tamamı, Jeoloji literatüründe Menderes Grabeni olarak yer edinmiş, kenarları aktif D-B doğrultulu normal faylarla sınırlı çöküntü havzası içerisinde gelişimine devam eden ilimizde, gerek tarihsel gerekse aletsel dönemde ciddi can ve mal kayıplarına neden olan deprem kaynaklı afetler kayıtlara geçmiştir.1895-1899 yıllarında peş peşe meydan gelen Nazilli ve Aydın depremlerinde, yaklaşık 40 km uzunluğunda fayların kırılması sonucu yer yer 3 m.ye varan düşey atımlar oluşmuştur. Bölgemiz için en yakın tarihli deprem,1955 yılında, Söke ilçesi Balat köyü yakınlarında Sazlı-Priene fay zonu üzerinde meydana gelmiştir. Depremin aletsel büyüklüğü 6.8-6.9 arasındadır.

Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde AFAD verilerine göre 50.783  kişi hayatını kaybederken, 115.353 kişi yaralanmış, 37.984 bina yıkılmıştır.

Ülkemizde meydana gelen böylesine büyük depremler varken, İlimizde, olası bir depremin büyük çaplı bir afete dönüşmemesi için Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği olarak;

1) Yerleşim merkezlerinin planlama öncesi imar planına esas jeolojik-jeoteknik etütleri  ve mikro bölgeleme etütleri ivedilikle tamamlanması gerekmektedir.

2) Kentleşme ve nüfus artışına  paralel olarak yeni ve deprem tehlikesinin en az olduğu yerleşim alanların belirlenmesi çalışmalarına hız verilmeli, kentin gelişme aksı deprem güvenli alanlara kaydırılmalıdır.

3) Aydın Büyükşehir Belediyesi ve diğer tüm ilçeleri kapsayacak şekilde deprem master planı çalışmalarına acilen başlanmalıdır.

4) Fay yasası ülkemiz için artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Yasa koyucunun düzenlemeleri beklenmeden, il-ilçe yerleşim merkezleri içerisinden geçen diri faylar paleosismolojik çalışmalara açılmalı, depremlerin oluş zamanları, tekrarlama peryotları  ve konumları 1/1000 ölçekli haritalara işlenerek sakınım bantları içerisinde kalan binalar için gerekli önlemler alınmalıdır.

5) Aydın Büyük Şehir Belediyesi bünyesinde “Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı”na bağlı ilgili şube müdürlükleri, eleman ve ekipman bakımından yeterli donanıma kavuşturulmalı, mevcut elemanların bilgi ve birikimleri tekrarlı eğitimlerle pekiştirilmelidir.

6) İl ve ilçe belediyelerinde, jeoloji mühendisi istihdamı ivedilikle sağlanmalıdır.

7) İnşaat aşamasında yapılan zemin ve temel etütleri ile etüt sonrası zemin iyileştirme işlemleri etkin kamusal denetime açık olmalı, çalışmalar arazide yerinde denetlenmeli, ayrıca yapı denetim sistemi içerisinde jeoloji mühendisleri mutlaka yer almalıdır.

Yaz gelmeden Menderes’te sular çekildi Yaz gelmeden Menderes’te sular çekildi

8) Özelikle 1999 yılı öncesi ruhsatlandırılmış binaların depreme karşı performansları il ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarınca teste tabi tutularak kent sınırları içerisinde deprem güvenli yapı envanteri oluşturulmalıdır.

9) Büyük Menderes ovası, geçmişten bugüne kadar tarım amacı ile kullanılmış, bu yönü ile mitlere, efsanelere ve özlü sözlere konu olmuştur. Ovalar, kamunun malı ve anayasanın güvencesi altındadır. Bayraklı’da ve Kahramanmaraş’ta Depremden etkilenen araziler, suya doygun alüvyon zeminlerdir. Fay olmadan da depremin büyük bir afete dönüştüğünü ve çok acı sonuçları olduğunu defalarca görmemize rağmen Aydın da yapılmakta olan Şehir hastanesinin Işıklı köyü yakınlarında, ovanın ortasında, alüvyonlar üzerine inşa edilmesi kabul edilemez bir uygulamadır.

10) Toplumca deprem bilinci oluşturulması amacıyla ana okullarından başlayarak Afad eğitimi, orta öğretimden başlayarak jeoloji derslerinin verilmesi son derece Önemlidir.

Jeoloji Mühendisleri odası olarak doğa kaynaklı afetlerde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza bir kez daha rahmet, yaralılara şifa ve gece gündüz demeden can kurtarmaya çalışan tüm arama kurtarma ekiplerine yürekten başarılar diliyoruz.

Yakın gelecekte afed  ve felaketlere maruz kalmamak temennimizdir.

HABER: ELİF DİKBAŞ