21 Mart, Dünya Ormancılık Günüdür, devamı günler Orman Haftası olarak kutlanır. 22 Mart ise Dünya Su Günüdür. 21 Mart aynı zamanda geniş coğrafyalarda Nevruz Bayramı olarak kutlanır. Biz bugün ormanlarımızdan bahsedeceğiz. Karbon tutmada en başarılı varlıklar ormanlardır. Sel ve erozyon gibi afetlerin sigortası da ormanlardır.
Ormanın tanımı
Dünya Gıda ve Tarım Organizasyonuna (FAO) göre Orman tanımı şu şekildedir: Orman ağacı olarak en az 5 metre boylanabilen orman ağacı türlerinin bulunduğu alanın en az 0,5 hektar olması ve ağaç tepelerinin toprak yüzeyini örtme oranının en az yüzde 10 olduğu yerler orman olarak adlandırılır. Kapalılığı yüzde 10’dan düşük olan alanlar orman olarak değil ağaçlıklı orman olarak tanımlanıyor. Bu tanıma uyan orman alanlarımız toplam alanın yarısından çok az fazladır.
Orman alanlarımız ne kadardır?
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde okuduğum yıllarda (1983-87) orman alanımız 20.2 milyon hektar (ha.) olarak hesaplanırdı. (Bir hektar; 1.9 futbol sahası büyüklüğünde olup on dönümdür). 2000’li yılların başında ise yaklaşık 21 milyon ha. orman sahamızın olduğu istatistiklerde yer aldı. Bugün 23 milyon 100 bin hektar orman varlığımız olduğu ormancılık istatistiklerinde yer almaktadır. Rakamlara bakınca 2.9 milyon ha. gibi ciddi bir artış görülüyor. Dünyada orman sahasını artıran beşinci ülke olarak bültenlerde yer almaktayız.
Bu artışın içeriği şu şekildedir: 2002’den bu yana 650 bin ha. ağaçlandırma yapıldı. Kalan ise orman kadastro çalışmaları ile orman alanına dahil edilen orman içi açıklıklar ve orman toprağı adı verilen sahalardır. Orman köylülerinin ve hayvancılığın azalması nedeniyle geçmişte fiilen mera olan bu topraklar bu sefer kadastro yolu ile ormanlaştırılmıştır.
Orman alanlarımızın yönetimi iç açıcı değil
Ormancılığımızda iç açıcı olmayan çok sayıda gelişme olmuştur. 6831 sayılı Orman Kanunu 1956 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanunda, 1956 dan 2002 ye kadar 15 kez, 2002’den bugüne kadar 35 kez değişiklik yapılmıştır. Değşikliklerin çoğu orman alanlarının aleyhine işleyen nitelikler taşımaktadır.
Orman kayıpları
Coğrafyamız çöle sınır konumdadır. Küresel ısınma çölleri Kuzeye doğru genişletmektedir. Çok kritik bir yerde iken ormancılık politikasındaki yönetim hatalarıyla da orman kayıpları yaşamaktayız.
Orman kaybımızı şu başlıklar altında ele alabiliriz; İzin ve irtifaklar, 2B sahaları, Yangınlar.
İzin ve irtifaklarla kurumlara ve firmalara devredilen alanlar orman olarak kullanılmıyor
1956 yılından 2002 yılına kadar yaklaşık 250 bin ha. alan izin ve irtifaklarla fiilen orman olmaktan uzaklaştırılmıştır. 2002 yılından bugüne kadar ise yaklaşık 540 bin ha. alan izin irtifaklarla tahsis edilmiştir. Bu sahalar; otoyollar, oteller, gol sahaları, açık maden ocakları, açık taş ocakları, barajlar, HES’ler, RES’ler, JES’ler, GES’ler, turistik tesisler, kamu kurum yapı ve tesisleri, ... yapılmak üzere kurumlara ve firmalara verilen izinlerle uzun sürelerle (önce kırk dokuz ıla, sonra yüz yıla kadar uzatılmak suretiyle) orman dışı kullanıma sunulmuştur. Artık fiilen orman olarak kullanılmayan bu yerler orman alanı sayılırlar. HES’lere, JES’lere karşı ormanı, suyu ve doğayı savunan insanlar baştan sona haklılar. Bu sahalarda, çoğunlukla bitki örtüsü de uzaklaştırılmış vaziyettedir. İzinler, yüz yıla kadar uzanan süreler boyunca devam edebileceğinden, günümüzde ve önümüzdeki uzun yıllardaki kullanım şekli nedeniyle (zihinlerdeki ağaçlarla örtülü orman sahalarını düşününce) bu sahalara orman demek anlamlı değildir. Hesaplamalarda ise bu yerler (yaklaşık 790 bin ha. alan) istatistiklerdeki orman alanı sayılan 23.1 milyon ha. içinde yer almaktadır.
Orman dışına çıkarma
2B sahası olarak adlandırılıp 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerler orman dışına çıkarılmaktadır. Bugüne kadar 2B ile orman dışına çıkarılan sahalar 650 bin ha.dır.
Esasında bir sahanın, ilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş olduğunu söylemek pek mümkün değildir, çünkü orman mühendislerince bilim ve tekniğe uygun yapılan ağaçlandırmalar ile taşlık ve çakıllıklar bile ormana dönüştürülebiliyor.
Yangınlar
Yanan orman alanlarına müdahalede son yıllarda yetersizlik yaşandı. Bu kış kurak geçti, yazın daha büyük yangınlar yaşamamayı umuyoruz. Yangınlarda son yıllarda ortalama 9000 ha./yıl orman kaybediyoruz.
Bu yıl ormanlarımız yine yanar mı?
Yangınlarla her yıl yanan ormanlar ertesi yıl derhal ağaçlandırılır. Orman yeniden oluşturulur. İzin ve irtifaka da konu edilemez. Yani yangınlar, alan olarak orman alanını daraltmaz.
Buna karşın; bugüne kadar yanan alanların yaklaşık iki buçuk katı olan (yılda yaklaşık 22 bin 500 ha.) orman alanı; otoyollar, oteller, gol sahaları, açık maden ocakları, açık taş ocakları, barajlar, HES’ler, RES’ler, JES’ler, GES’ler, turistik tesislerin yapılması için izin ve irtifaklarla uzun yıllar için orman dışı kullanıma tahsis edildi, ilave olarak orman niteliğini kaybettiği iddiasıyla (2B ile) orman sahası dışına çıkarmalarla da geniş sahalar artık orman değil.
Özetle, yukarıda açıklanan sebeplerle kaybedilmiş “ormanlık alanların” yıllık ortalaması 30 bin ha.ı geçmektedir. Yaşadığımız büyük yangınlardan daha büyük tehlikeleri yaşıyoruz ama bu pek kolay farkedilemiyor.