John F. Kennedy, 1961’de Amerikalılara şöyle seslenmişti:
“Ask not what your country can do for you — ask what you can do for your country.”
Birebir Türkçesiyle:
“Ülkenizin sizin için ne yapabileceğini sormayın; sizin ülkeniz için ne yapabileceğinizi sorun.”
Kennedy ülkesini düşünüyordu. Ben bugün çalışanı düşünüyorum.
Çünkü iş yaşamı da insana neredeyse aynı soruyu soruyor:
“İşin senin için ne yapıyor diye sorma; sen işin için daha ne yapabilirsin?”
Ne yapacak?
Çalışacak. Daha çok çalışacak.
Yeni program öğrenecek. Yeni sertifika alacak.
Yapay zekâyı öğrenecek. İngilizcesini geliştirecek. Kendini geliştirecek. Sonra kendini yeniden geliştirecek.
Yetmedi mi?
Update edecek!
Telefon güncelleniyor. Bilgisayar güncelleniyor. Programlar güncelleniyor.
Eh, insan niye güncellenmesin?
Bugün Zeynep 3.2.
Yarın Zeynep 4.1.
Bir gün de ekrana şu uyarı gelir artık:
“Bu sürüm desteklenmiyor.”
Gülmeyin. Bu uyarının gülünecek tarafı kadar acınacak tarafı da var.
Elbette öğrenmek güzeldir. Merak etmek güzeldir. Yeni bir şey bilmek insanı büyütür, geliştirir.
Ama insan yalnızca işe yarar kalmak için öğreniyorsa orada durup düşünmek gerekmez mi?
“Geri kalırsam?”
“İşimi kaybedersem?”
“Yerime yapay zekâ gelirse?”
“Benden daha genci bulunursa?”
İşte insan o an kendisini geliştirmiyor yalnızca; kendini piyasada tutmaya çalışıyor.
CV güncel. Profil güncel. Sertifikalar güncel. Yetenekler güncel.
Peki insan?
O da güncel.
Bir tek şu soru biraz eski kalmış:
Ben ne istiyorum?
Önceki yazılarımdan birinde “Dinlenmek de mi yasak?” diye sormuştum.
Meğer dinlenmekle iş bitmiyormuş.
İnsan şimdi dinlenirken şarj oluyor, çalışırken performans gösteriyor, boş kalınca da kendini geliştiriyor.
Daha açık bir anlatımla boş kalmak da boşuna değil artık.
Her şey işe yarayacak. Her şey kariyere yarayacak. Her şey bir yerlere yazılacak.
İyi de kardeşim... İnsan ne zaman yalnızca insan olacak?
Eskiden patron işyerindeydi. Şimdi kafanın içinde.
Bir de üstüne güncelleme gönderiyor:
“Yeni beceri gerekli.”
“Performans artırılmalı.”
“Daha hızlı ol.”
“Daha esnek ol.”
“Daha çok üret.”
Bir gün şu mesajı da görürsek şaşırmayacağım:
“Yorgunsunuz. İnsanlığınızın bir bölümü devre dışı bırakıldı.”
Çünkü işin garip tarafı şu:
İnsan çalışır. Üretir. Öğrenir. Ama bütün bunları yaşamak için yapar.
Yoksa yaşamak, çalışmanın arasında kalan boşluk mudur?
Kennedy yıllar önce “Ülken için ne yapabilirsin?” diye sormuştu.
Bugünün iş yaşamı “İşin için daha ne yapabilirsin?” diye soruyor.
Ben de başka bir soru soruyorum:
Bugün kendin için ne yapabilirsin?
Bir de en önemlisi:
İnsan durmadan işe uyum sağlıyor da, iş ne ara insana uyum sağlayacak?
Bu gidişle robotlaşan benliklerde insanlık özelliklerinden acaba geriye ne kalacak?