Son 24 yıl içerisinde 17 Ağustos 1999 körfez depremi, 6 Şubat Maraş depremi başta olmak üzere bir çok depremde binlerce, hatta on binlerce insanımızı kaybettik.

Meydana gelen depremler sonucu, ailemizi, yakınlarımızı, anılarımızı, kentlerimizin hafızalarını yanı toplum olarak bizleri biz yapan değerleri de kaybettik

Kuruluşun ve kurtuluşun 100. Yılını kutladığımız bu yıl maalesef ülkemizde insanlarımızı güven içinde tutabilecek afet güvenliğinden bahsedemiyoruz.

Yaşamış olduğumuz doğa olayları afete hatta felakete dönüşmüştür. 1999 depremi üzerinden geçen 24 yıla rağmen afetlerle mücadele konusunda hemen hemen hiçbir şeyin yapılmadığını 6 Şubat günü acı bir tecrübeyle gördük. Birçok uygulamanın eksik veya yanlış olduğunu, yasa, yönetmelik ve benzerinden bazılarının uygulanabilir olmadığını gördük.

2000 yılından beri yönetime gelen iktidarlar maalesef afetle mücadele konusunda sınıfta kalmışlardır. Bunun sonucunu milletimiz kanıyla, canıyla ve malıyla ödemek zorunda kalmıştır.

Sorumluluklarını kabul etmeyen çözümün bir parçası olamaz, olamadığını da maalesef acı bir şekilde görmekteyiz.

Yasa ve yönetmeliklerde bulunan yanlışlık ve eksiklikler, yapı denetim mekanizmasını etkin çalıştırmamakta , Çevre şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığı maalesef bu konuda yetersiz kalmaktadır. Bakanlık son yıllarda meslek şovenizmine yenik düşmüş bulunmaktadır. Çıkarılan tüm kanun ve yönetmelikler tek bir meslek dalına yönelik olup, afetlerle mücadele edilememektedir.

1999 sonrası kurulan denetleme sisteminde  sadece yapı bilimini oluşturan meslek disiplinleri görevlendirilmiştir. Yaşadığımız depremler ve doğal afetler de göstermiştir ki yer bilimlerinin olmadığı hiçbir denetim doğru ve yeterli değildir, yeterli olmayacaktır.

Milat olarak kabul ettiğimiz 1999 körfez depreminden sonra oluşturulan denetim sisteminde modern dünyada örneği olmayan bir uygulama yapılarak yerbilimciler yani jeoloji mühendisleri yok sayılmıştır. Jeoloji mühendisleri olmadan afetlerle mücadele mümkün değildir.

Son yıllarda yerbilimcilerin, jeoloji mühendislerinin  görev ve yetkilerini başka bir meslek odasına aktarma çabası içerisinde olan bir meslek odasını ve bu çabaya alet olan kamu idaresinin şovence yaklaşımlarıyla karşı karşıya kalmaktayız.

 24 yıldır yer bilimleri olmadan afetle mücadele etmek isteyen  bu yönetim anlayışının yarattığı ve milletimize yaşattığı yıkım ve can kayıplarının sorumluluğunu yasal ve vicdani olarak kimler verecektir.

ATASÖZÜYLE DEVAM EDERSEK; ‘’BİRİLERİ RANT ve PARA DERDİNDE, MİLLETİMİZ CAN DERDİNDE’’  var mı daha ötesi? 24 yıl geçmiş, çeyrek asır geçmiş dile kolay. Bir plan dâhinde 24 yılda çözüm bulunamaz mıydı?

Afetlerle mücadelede en temel uygulama olan yer bilimlerinin, jeolojinin yok sayıldığı bir afetle mücadele zaten yok hükmündedir. Ancak milletimize bu acıların yaşatılması kabul edilemez, tarifi güç bir sorumsuzluktur. Bu konuyu Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.

AFETLE MÜCADELE İÇİN SİGORTACILIK SİSTEMİNİN OLDUĞU BAĞIMSIZ , ETKİN ve ŞEFFAF ÇÖZÜM BİR AN ÖNCE GEREKLİDİR.

Kipaş Kağıt Fabrikası'ndaki yangın 16 saattir devam ediyor Kipaş Kağıt Fabrikası'ndaki yangın 16 saattir devam ediyor

3-4 yıl öncesine kadar müteahhitlerin para vererek kendini denetlettiği, yer bilimi olmadan afetle mücadele edebileceğini zanneden, imar barışıyla yapı stokumuzu afet güvenliğimizi mahveden ve son 24 yılda neredeyse hiçbir çözüm bulamayarak onbinlerce insanımızın ölmesine yol açan iktidar yönetimleri ve ilgili Çevre şehircilik bakanlığı anlayışı başarısız olmuştur. Bir an önce afet güvenliği mekanizmasının üzerinden elini çekmelidir.

Yer seçiminden, zemin şartlarına ve yapı imalatının her aşamasına kadar hukuksal koruma altında profesyonel yeterlilik sahibi teknik uzman mühendis ve mimarlarca sigortacılık koruması, denetimi, mali ve hukuksal koruma şemsiyesi altında  ZEMİN ve YAPI denetleme sistemi kurulmalıdır. 

Ülke olarak hızlı bir şekilde ;

*Fay yasası çıkarılmalı, afetlerle mücadele için  hukuk çerçevesinde, yerbilimleri temelli sigorta koruma zemin ve yapı denetim sistemi kurulmalı, etkin ve uygulanabilir yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

* Afetlerle mücadele için kapsayıcı ve bütüncül planlama çalışmaları birçok yerde yapılmadı. Acilen bu planların zemin durumları da gözetilerek yapılması gereklidir.

*Belediye ve yapı denetimlerde Jeoloji Mühendisleri görev yapmalıdır.

*Kentlerimizde eksik olan afet ve deprem master planları vakit kaybetmeden yapılmalı.

*Jeoloji  ve zemin açısından uygun yapılaşma  alanları oluşturulmalı, imar çalışmasına hazır hale getirilmeli.

* Aktif fay hatları üzerinde olan yerleşim alanları , afet duyarlı riskli alanlardaki yapılaşmalar, ekonomik fon oluşturularak planlama dahilinde kısa , orta ve uzun vadece uygun alanlara taşınmalıdır.

* Kamu yönetimi, yerel yönetim ve halkımız afet bilinci, afet yönetimi risk yönetimi ve afet öncesi ve sonrası için eğitilmelidir.

AYDIN ÖZELİNDE HATA YAPMA SANŞIMIZ YOK!

Aydın kentimiz, aktif (diri) fay hattı üzerine kurulmuş kentlerimizden birisidir. Zemin ve yapılaşma açısından çok iyi bir noktada olmadığını düşünürsek bundan sonraki doğa olaylarının afete dönüşmemesi  için hata yapma şansımızın olmadığı ortadadır.

DEPREME DİRENÇLİ KENT AYDIN’I OLUŞTURMALIYIZ

Aydın kentimizi depremler başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale getirmemiz gerekmektedir. Bu hususta kamu, yerel idare, jeoloji mühendisleri odası gibi meslek odaları ve halkımızın iş birliği içerinde olduğu uzun soluklu çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.

Merkezi idare acilen Fay yasasını çıkarmalıdır. Hukuksal, uygulanabilir etkin yasa ve yönetmelikler oluşturulmalıdır. Yapı denetim sistemi tamamen değiştirilerek yer bilimi ve yapı biliminin etkin olduğu sigorta sistemi zemin ve yapı denetleme sistemi oluşturulmalıdır. Ülkemiz genelinde belediyelerde ve denetim sisteminde jeoloji mühendisi  ( yer bilimci ) görevlendirilmelidir.

Ülke genelinde bahsedilen bu ana uygulamaların tesisinden sonra Kentimiz bünyesinde deprem ve afet master planları yapılarak uygulama sahası bulmalıdır. Mikro bölgeleme çalışmaları ile jeolojik zemin etüdleri yapılarak imar planlamaları yer bilimine uygun hale getirilmelidir. Kent genelinde aktif-diri fay hatları  çalışılarak imar planlarına işlenmelidir.

JEOLOJİ ( YERBİLİMİ ) OLMADAN RİSKLİ YAPI KONTROLU YAPILAMAZ

Mevcut yapı stoğunun deprem anındaki davranışı,  üzerlerinde bulundukları zeminin jeolojik şartları da dikkate alınarak ortaya çıkarılmalıdır. Bahsi geçen çalışmanın birden fazla meslek disiplini tarafından yapılması ve zemin yapı ilişkisi kurularak ortaya resmi kurumlar tarafından konmalıdır. Vatandaşlarımız münferit olarak kişisel çalışma ve çabalarda bulunmamalıdır. Zemin değerlendirmesi yapılmadan hiçbir bina için güçlendirme çalışması yapılmamalı, zira doğru sonuç vermediği acı tecrübelerle yaşanmıştır.

JEOLOJİK AÇIDAN UYGUN YENİ İMAR ALANLARI TESİS EDİLMELİ

Afet bölgesinde yeni yapıların bile yıkılıp ağır hasar aldığı bir şehirleşme düşünüldüğünde;

Jeoloji  ve zemin açısından uygun yapılaşma  alanları oluşturularak, imar çalışmalarína hazır hale getirilmelidir. Aktif fay hatları üzerinde olan yerleşim alanları , afete duyarlı riskli alanlardaki yapılaşmalar, ekonomik fon oluşturularak planlama dahilinde kısa , orta ve uzun vadede uygun alanlara taşınmalıdır.

Kent dahilindeki alt yapılar ( kanalizasyon, elektrik, doğalgaz ve yollar ), aktif fay hatlarına da dikkat edilerek jeoloji  ( Yer bilimi ) biliminin gösterdiği şekilde Afete karşı uygun hale getirilmelidir.

Depremler başta olmak üzere afetlerle mücadele, baştan sona kadar bir bütün olarak planlanıp zamana yayılarak  uygulanmalıdır. Tüm süreçlerde yönetsel ve toplumsal afet, risk yönetimi ve afet algısı eğitim süreçleri esas ve sürdürülebilir olmalıdır.

HUKUK- GÜVEN- AHLAK- LİYAKAT TEMELİNDE AFETLE MÜCADELE

Her türlü depreme dayanıklı, etkin hukuksal koruma ve denetleme mekanizması altında bina yapmak mümkün yeter ki JEOLOJİ’ ye uygun olsun.

AYNI UYGULAMA ve YÖNTEMLERLE FARKLI SONUÇ BEKLENMESİN

Aydın kentimizi depreme dirençli hale getirecek, mekanları kullanabilir hale getirebilecek ve gerekli alt yapıyı oluşturabilecek bilgi birikim ve algıya sahip yönetim modelini el birliği ile oluşturmamız gerekmektedir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği Olarak yetkin ve yeterli bilgi birikimimizle her zaman Aydın Kentimizin  ve halkımızın yanında ve hizmetinde olacağımızı bildiririz.

                                                                                   TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası

                                                                                                   Aydın İl Temsilcilisi

                                                                                                          Hasan KURU

Haber : Ergun KORKMAZ

Editör: Ergun Korkmaz