Esneklik ile esnetmek aynı şey değildir. Esneklik yaşama uyumda seçenek kullanmak iken; esnetmek bir oluşum, olgu veya duruşu işlevinden ve konumundan uzaklaştırmaktır. Uyum yaşamın gerçeği iken, esnetmek kaybı işaret eder. Esneme hallerinin pozitif salınımı ile, negatif salınımı her iki durumda güçlerin(emek-sermaye) konum ve koşullarıyla ilişkilidir. Ne niye esnetilir sorusunun yanıtlanması gerekir. Sermaye için vergi esnekliği bağışlama veya taksitlendirme olarak uygulanabilir. Bu, sermaye açısından pozitif esnekliktir. Emekçilerin işten çıkarılmasını kolaylaştıracak koşulları sağlandığında negatif esneklik söz konusudur. Esneklik emekten beklendiğinde, kaybedilen alanı sermaye kazanır. Aslında olay şu; her şey normal iken esneklik yaşam kolaylaştırıcısıdır. Özel koşullarda sermayenin konum ve koşulları belirleyici olmaktadır.

Tez: Esneklik, yaşamın devamlılığını sağlayan bir uyum mekanizmasıdır; ancak toplumsal ve ekonomik bağlamda esneklik, çoğu zaman emekçilerin hak kayıplarına yol açan bir araç haline gelir.

Esneklik = Yaşama uyum.

Maddi dünyada esneklik, kırılmaları önler; canlılarda ise yaşama tutunmanın en kısa yoludur.

Esneklik, değişim ve dönüşüme uyumla doğrudan bağlantılıdır. Yani esneklik sürdürülebilirliğin ön gereğidir.

Pozitif yaklaşım: esneklik, yaşamın akışını kolaylaştırır, alışkanlık ve kuralları aşarak varlığın tazeliğini korur. Gereksiz güç harcanmasını önleyerek zaman kazandırır. Varlığın kendini sürdürülebilir hale getirmesi, değişim ve dönüşümlere olanaklar sunmasını gerektirir. Bu yaşama uyum esnekliğidir.

Toplumsal ve Ekonomik Boyut.

Olumsuz kullanım: İş yaşamında esneklik, emek-sermaye ilişkilerinde çoğunlukla emekçilerin aleyhine işler. İş yaşamı söz konusu olduğunda esneklik genellikle kazanımlardan kayıp anlamına gelir. Kuruluşla oluşturulan sistemler buna olanak sağlar.

Egemen sınıf, bireysel uyumun mantığını topluma uyarlayarak yasal görünümlü değişimler yaratır.

Özelleştirme örneği: halka ait olanın kişi veya gruplara devri.

Sahiplik sorunu: “Bir olmak ya da olmamak” meselesi olduğu sürece; varlıklardan koparılanlar yaşamdan da kopar.

Teorik Çerçeve

Doğa–Toplum Analojisi: Doğada esneklik yaşamı sürdürürken, toplumda esneklik çoğu zaman sömürüye kapı aralar. Genellikle de emek için kurulan tuzaklara dönüşür. Bu ve benzeri tuzaklar halkın meclisinde ve halkın temsilcileri eliyle engellenebilir.

Güç ve Çürüme İlişkisi: Katılık, ölümün yoldaşıdır; esneklik ise yaşamın tazeliği. Esneklik yeni yaşam formalarına olanaklar sunabilir.

Hak ve Sahiplik: Esneklik, hakların korunmadığı koşullarda bireyi ve toplumu kırılgan hale getirir. Hak ve sahipliklerin alanı açık ve anlaşılır biçimde belirlenmelidir. Hak sahibi olmak, farklı bir yola girmektir. Girilen bu farklı alanlarda yeni kazançlar söz konusu olabilir. Bu olanaklar sosyal, siyasi ve ekonomik hak ve olanaklar sağlayabilir. Büyüme ve güçlenme özünde bir ayrışmadır, konum ve koşulları değiştirir. Fakat, hak sahipliği adı altında doğada ilk çiti çeviren; insanlığa ve tüm varlıklara karşı en büyük günahı işlemiştir. Sahiplenmek ve el koymak, günah temelli bir olumsuzluktur diyebiliriz!...

Sonuç ve Tartışma

Esneklik, bireysel düzeyde yaşamın sigortasıdır; toplumsal düzeyde ise dikkatle sınırlandırılmadığında sömürü aracına dönüşür.

Akademik önerme: Esneklik, reel olana uyarlanmalı; ancak toplumsal düzlemde hak ve sahiplik ilkeleriyle dengelenmelidir. Böylesi bir dengeleme, toplumsal sözleşme ve uzlaşma niteliğindedir. Reel olana uyarlama önermesi, esnekliğin pozitif anlamda kullanılmasını gerektirir. Pozitif anlamın gerek koşulları adil paylaşımın yapıldığı; temel hakların ve hukukun üstünlüğünün gözetildiği, demokratik ve laik bir toplum yapısının yaşama geçirildiği bir oluşumdan söz edilmektedir. İşte o zaman esneklik yaşamın yararına olur. Aslında dünya insanlık ailesi bunu hak etmektedir. Aynı yaklaşım, öteki tüm canlı ve cansız varlıklar içinde geçerli kılınmalıdır…

Manifesto kapanışı: “Esneklik yaşamın nefesi, ama hakların yokluğunda zincirin sessiz halkasıdır.”