Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453 yılında İstanbul’u fethetti.

Bu nedenle her yılın 29 Mayıs günü bu fetih gününü kutlanıyor.

Peki, Fatih Sultan Mehmet yalnız İstanbul’u mu fethetti?

Elbette hayır!

Peki, neden diğer fetihlerinin yıldönümlerini kutlamıyoruz?

Örnekler:

Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında Mora’yı fethetti.

Peki, biz neden Mora’nın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih Sultan Mehmet, 1462 yılında Eflak’ı fethetti.

Peki, biz neden Eflak’ın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih Sultan Mehmet, 1463 yılında Midilli’yi fethetti.

Peki, biz neden Midilli’nin fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih Sultan Mehmet, 1475 yılında Kırım’ı fethetti.

Peki, biz neden Kırım’ın fethini günümüzde kutlamıyoruz?a

Fatih Sultan Mehmet, 1476 yılında Buğdan’ı fethetti.

Peki, biz neden Buğdan’ın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih Sultan Mehmet, 1479 yılında İşkodra’yı fethetti.

Peki, biz neden İşkodra’nın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih’ten sonra Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır’ı fethetti

Peki, biz neden Mısır’ın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Fatih’ten sonra IV. Murat, 1638 yılında Bağdat’ı fethetti.

Peki, biz neden Bağdat’ın fethini günümüzde kutlamıyoruz?

Bu sorularım sizlere garip, tuhaf ve anlamsız gelebilir!

Biraz önce sorduğum sorulara şu mantıklı ve doğru yanıtı verebilirsiniz:

Mora’nın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Mora Yunanlılar tarafından ele geçirildi.

Eflâk’ın fethini kutlamıyoruz, çünkü Eflak Romanyalılar tarafından ele geçirildi.

Midilli’nin fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Midilli Yunanlar tarafından ele geçirildi.

Kırım’ın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Kırım Ruslar tarafından ele geçirildi.

Buğdan’nın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Buğdan Rumenler tarafından ele geçirildi.

İşkodra’nın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü İşkodra Arnavutlar tarafından ele geçirildi.

Mısır’ın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Mısır önce İngilizlerin eline geçti, çok daha sonra bağımsızlığına kavuştu.

Bağdat’ın fethini artık kutlamıyoruz, çünkü Bağdat önce İngilizlerin eline geçti, yakın zamanda Amerika tarafından işgal edildi.

Özetleyecek olursak, bir zamanlar Fatih Sultan Mehmet’in, Yavuz Sultan Selimin ve IV. Murat’ın fethettiği ama sonradan yabancıların eline geçmiş kentlerin fetih günlerini artık kutlamıyoruz.

Peki, Fatih Sultan Mehmet’in 29 Mayıs 1453 yılında fethettiği İstanbul, sonraları düşmanın eline geçmedi mi?

İşte Tarihi Yanıt:

Almanlarla beraber girdiği Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914–1918) Osmanlı Devleti yenik çıktı. Hem de öyle bir yenilgi ki, Osmanlı Devleti resmen yıkıldı!

Bakın nasıl:

Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde, Galip Devletlerle (İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan), Mondros Silah Bırakışma Antlaşması’nı imzaladı.

Osmanlı Devleti’nin ordusu tam teslim oldu, silahları bıraktı, asker terhis edildi, ordu dağıtıldı. Ordusu tam teslim olmuş bir devletin varlığından söz edilebilir mi?

OSMANLI DEVLETİ, 30 EKİM 1918 GÜNÜ RESMEN SONA ERMİŞTİ.

İş bu kadarla kalmadı.

13 KASIM 1918 GÜNÜ GALİP DEVLETLER İSTANBUL’U İŞGAL ETTİLER.

İşte, İşgalcilerin Askeri Güçleri

Kara Kuvvetleri:

İngiltere: 894 subay, 26.525 asker. (27 batarya, 160 makineli tüfek).

Fransa: 572 subay, 18.497 asker. (30 top, 91 makineli tüfek).

İtalya: 210 subay, 3.782 asker.

Yunanistan: 83 subay, 712 asker (160 makineli tüfek)

Toplam:

1.759 subay, 49.516 asker.

57 top, 411 makineli tüfek

İşgalcilerin Donanma Gücü:

İngiltere: 67 harp gemisi.

Fransa: 22 harp gemisi.

İtalya: 10 harp gemisi.

Yunanistan: 1 harp gemisi.

Ve diğer yardımcı sınıf gemiler.

Toplam: 167 gemi.

13 Kasım 1918 günü, Osmanlı Devleti’nin 465 yıllık Başkenti, “Payitaht” dediği İstanbul’a İLK KEZ yabancı askerler giriyor, Türk halkı esaretle tanışıyordu.

Fatih Sultan Mehmet’in 29 Mayıs 1453 tarihinde fethettiği İstanbul, fetihten 465 yıl sonra düşmanların eline geçiyor, Osmanlı Devleti’nin elinden çıkıyordu.

Peki, Osmanlı Devleti, elinden alınan İstanbul’u sonradan kendi gücüyle, kendi askerleri ile mi tekrar ele geçirdi?

Hayır!

30 Ekim 1918’de ordusu düşmana teslim olan Osmanlı Devleti’nin padişahı 6. Mehmet Vahdettin, 17 Kasım 1922’de tahtını, tacını, İstanbul’u ve kullarını bırakarak, bir düşman gemisiyle kaçtı!

Padişah’ın sadrazamı, yani başbakanı Damat Ferit Paşa da ülkeyi terk edip kaçtı!

Son Padişah Vahdettin, atası Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği İstanbul’u düşmanlara bırakarak kaçmıştı!

İstanbul’u düşmanlardan Osmanlı Ordusu geri almadı!

İSTANBUL’U DÜŞMANLARDAN, MUSTAFA KEMAL PAŞA VE ASKERLERİ

 6 EKİM 1923 GÜNÜ GERİ ALDI.

Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Paşası değildi!

Mustafa Kemal Paşa ve Bağımsızlık savaşının öncü komutanlarının boynunda, Osmanlı Devleti’nin idam fermanları vardı!

6 EKİM 1923 GÜNÜ İSTANBUL’A GİREN ASKERLER, OSMANLI ORDUSUNUN ASKERLERİ DEĞİLDİ, TÜRK ORDUSUNUN ASKERLERİYDİ.

İstanbul’un son fatihi, Mustafa Kemal ATATÜRK’tür.

Öyleyse artık İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinden söz etmek, her yılın 29 Mayıs günü fetih kutlamaları yapmak gerçekçi olamazdı!

Nasıl artık Mora’nın, Eflak’ın, Midilli’nin, Kırım’ın, Buğdan’ın, İşkodra’nın, Mısır’ın, Bağdat’ın fetih yıldönümlerini kutlamıyorsak, İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethini de kutlayamazdık!

TÜRKLER, HER YILIN 6 EKİM GÜNÜ, İSTANBUL’UN FETHİNİ KUTLAMA HAKKINA SAHİPTİRLER.