Seçim yaklaşıyor.
Algınızı (aklınızı) yönetmek isteyenler sizi ikna edici şeyler sunarlar, bazen de yanıltmayı amaçlarlar. En çok dikkatinizi nerelere yönlendiriyorsanız oradan algınız etkilenecektir.
Kitlelerin algısını yönetmek isteyenler etkisiz yollara girmezler. Bir seçim biter bitmez diğer seçime hazırlık olarak propaganda savaşları hemen başlar. Siyaset, algı işidir. Etkileme, söz söyleme, görselleşen dünyada vücut dilini iyi kullanma günümüzde önem kazanmıştır.
Algıya uzanan bir sürü yol (mecra) var; Genel medya, internet medyası, sosyal medya haberleri, sosyal medya görselleri, animasyonlar, dokunaklı sosyal medya metinleri, bulvar afişleri, dijital dev ekranlarda oynatılan görseller, halka seslenişler, resmi bültenler, röportajlar, anketler, resmi raporlar, demeçler, bilim çevrelerinin açıklamaları, gazeteler, dergiler, kitaplar, broşürler, filmler,.. görsel, işitsel, dokunsal varlıklar (promosyonlar), kokular, tatlı yiyecek ve içecekler, güler yüzlü ikna grupları, yüksek sesli duyurumlar, megafonlarla duyurular, gezici araçlarla megafon duyuruları vb. algı oluşturmak üzere kullanılır...
Manipule olmamak çok zordur. Ancak, bazı şeylerin farkında olursanız size sunulandan, inandırılmak istendiğiniz şeylerden sıyrılabilirsiniz.
Şöyle ki;
*** Kişinin söylediklerine değil de kişiye saldırılıyorsa, örneğin inancına veya etnik kökenine değiniliyorsa ve bu çok sık tekrarlanıyorsa rakip bu şekilde itibarsız kılınmak istenerek algınız yönetiliyordur.
*** Rakibin angajman üretmekte zorlanabileceği bir konuyu sıklıkla haber konusu yapılıyorsa algınız yönetiliyordur. Örneğin; önceden algı yönetimi ile şeytanlaştırılmış bir kişiyle veya grupla yıpratılmak istenen rakip “görüşecek mi” sorusunu devamlı gündem haberi olarak tekrarlamak.
Bir sanatçı, politikacı olamayan ama sevilen bir kişi siyasete sokuluyorsa algınızı yönetmek içindir. Yine kişinin söylemi değil kendisi öne çıkarılmış olur. Siyasi cenaha bu şekilde sempati oluşturulur.
*** Bazen, bilinçaltınızdaki korkular kullanılır. Ülkeye saldırı tehlikesinin olduğu panik havası ile sunulabilir. Komşumuz Yunanistan bunu çok yapıyor. Saldırı söylemi, ihtilal yapanların da algı yönetiminde kullandıkları temel angajmandır. Bu söylem savaş, terör gibi sosyal risklerin yüksek olduğu dönemlerde işe yarayabilir. Özü korkutmadır. Korku, algıyı çözebilecek muhakeme kabiliyetini yok eder.
İnsanlar ön yargılarına hitap eden her mesajı kolay kabul eder. Örneğin; bir hırsızlık olayı olduğunda ‘bunu şu ülkeden gelen göçmenler yapmıştır’ denirse sorgulamadan kabul edebilirler.
*** İnsanlar toplumdan ayrı kalmaktan hoşlanmazlar, toplumun genelinin yönelimi başlıbaşına bir algı oluşturur. Bunu bilen algı yapanlar toplumun yönelimine uygun söylemler geliştirirler ve bu şekilde “herkes bizimle beraber hareket ediyor” algısını oluşturmaya gayret ederler. Özellikle sosyal medyada örgütlenen ve işi bu algıyı yapmak olanlar ya da taraftarlarca trend topic yapılan mesajlar bu amaca hizmet eder.
Güçlünün veya güçlü görünenin yanında olmak birey olarak kendini zayıf hisseden kişi için aidiyet ve güven duygusu oluşturabilir. Güvende olma isteği önemli bir istektir, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde sevgiden önce gelir. Güçlünün ya da güçlü görünenin yanında görünmek insan zaafiyeti olduğundan algı yapan kendini olduğundan daha güçlü gösterir.
*** İnsanlar kaybetmeyi sevmezler, kazanan olmak isterler. Algıyı yönetmek isteyenler, kendisinin kesin kazanan olacağı izlenimini verirler. Anketler, bu algı zaafiyetini yönlendirebilir. Kesin kazanacak algısı yükseltilirse oy da yükselir.
Bilhassa duygusal toplumlarda mağduriyet yaşamış partilere veya liderlere sempati oluşur. Mağduriyete uğramış algısını oluşturmak ülkemizde daha etkilidir. İnsanımız; zayıflığı sevmez, güçlünün yanında olmak ister, ama mağdura acır.
*** Bazen başarısızlık, doğruluğu kesin olmayan, muğlak ama etkili bir belirsizlik içeren söylemle örtülebilir. Doğru olanla doğru olmayan ayırt edilemez ise söylem en sonunda halkın altta yatan gerçekleri görebilmeye ilişkin algısının yerini alır. Dış güçler söyleminde olduğu gibi, doğrulama imkanı olmasa da olabilirliği yönündeki belirsizlik etkili olur.
Arada kalmak, aidiyet olmadan yaşamak insanları tedirgin eder. Özellikle kararsız olanları netleştirmek için karar verme dürtüsü oluşturacak söylemler üretilebilir. Çok geç olmadan...., sonra pişman olma..., yanlış yapma gibi. Böylelikle karşı fikirlerin ve başka seçeneklerin akla gelmesi de önlenmiş olur.
*** İnsanlar şartlanma ile kavramayı sever, bu şekilde hızlı düşündüğünü düşünür. Şöyle ki; namı kötü ve kaba bir kişi olan Hasan’la aynı cümlede Mehmet’in adı söylenince Hasan ve onun kötülüğüyle kabalığı hatıra gelir. Bu söylem, Mehmet’i zihinde sorgulama zahmetine girmeden (zihinde) kurulan ilişki nedeniyle Mehmet için de olumsuz bir algı oluşturur. Bir mafya liderinin adı rakiple aynı cümlede kullanılırsa olumsuz algısal ilişki oluşturulabilir.
Geniş kitleler zenginliğe özenir ama zenginlerin tavrını kibirli bulurlar. Eğitimli kişilerle ilgili olarak da benzer algıya sahiptirler. Bu durumda; yer sofrasında yemek yemek, kahvede çay içmek, tavla oynamak, yoksul mahalledeki lokantada çorba içmek, kuru fasulye pilav yemek, taksi şoförlüğü yapmak, mütevazi görünümlü mutfakta yemek yapmak, gittiği yörenin sembol bir giysisini giymek, yörenin şivesinde iki kelime söylemek vb. gibi yöntemlerle kendi bakış açılarını ortalama bir insanın bakış açısıyla özdeşleştirmeye çalışarak sıradan dil ve tavırlar içinde olmak iyi bir algı oluşturur. *** Aradaki eğitim, kültür ve zenginlik farkı kaybolur. Bu şekilde önemli bir iletişim bariyeri kırılmış olur. Bu durumda söylenen sözler etkili olur. Söz söylenmemiş olsa da medyada servis edilebilecek görüntüler istenen mesajı iletir.
Algı oluşturmak başlıbaşına etik dışı bir şey olarak ele alınabilir. Bazen de algı oluşturanlar etik dışılığı da geçip “büyük gürültü çıkararak” algı oluştururlar. Algı yöneticisi rakibin güvenilirliğini baltalamak için tasarlanmış olumsuz ve yanlış bilgileri yaydırır, kendisi durumu bilmezmiş gibi davranır, rakibi için “yok o öyle değildir” der, zayıf tonla kınar, etik değerleri olan biri gibi davranır. *** *** Ancak; geniş kitleler ilk söyleneni hatırlarlar, sonraki düzeltmeyi duysalar bile...
Rakip taraftarları heterojen gruplardan oluşuyorsa farklılıklarını vurgulamak, ayrıştırmak aralarında çatışmaya neden olabilir. Ayrışmayı körükleyen algıya yönelik mesajlar sık sık gündeme getirilirse grupların beraber hareket etmeleri zorlaşır, rakibin hedef kitlesini tekrar birleştirebilmesi için zaman kaybetmesi gerekir.
*** Uzlaşmaz liderler kitleler için olumsuz algı oluşturur. Bu nedenle rakibi uzlaşmaz göstermek için makul görünümlü ama rakibin hayır diyeceği (genelde popülist) angajmanlar deklare edilir. Rakip bunu kabul etmeyince bu sefer uzlaşmazlığı üzerine cümleler kurulmaya başlanır. (Algı tuzağına düşmek ihtimali nedeniyle ile net bir şekilde evet veya hayır demek tehlikelidir. Bu tuzağa rahmetli Süleyman Demirel hiç düşmemiştir).
*** Halkta mutluluk oluşturan bir olay kurgulanıp babacan algısı oluşturulabilir. Yetiştirme yurdundaki çocuklara hediyeler vermek, bazı sembol kurumları halkın kullanımına sunmak, acı yaşamış birine sarılıp ağlamak, ilave zam vaadi vermek...
*** Aynı olumsuz algıyı oluşturacak asılsız bir söylemi rakibi için değişik zamanlarda ve ortamlarda sık sık tekrarlamak, değişik kişilere de bunu sık sık söyletmek söylemin doğru olduğu izlenimini doğurur. Yapılan tekrarlarla asılsız söylem kitleler tarafından kesin doğruymuş gibi algılanır, sorgulama isteğini doğurmaz.
Milli ve manevi değerlerle pek ilişkili olmayan bir hususu, kitlelere sorgulamadan kabul ettirmek için o hususu milli ve manevi değeri yüksek kavramlarla ilişkiliymiş gibi aynı cümlede dile getirmek kitlelerin sorgulama yeteneğinde hareketsizliğe neden olur. Sorgulayanlar da bu değerlere karşıymış gibi görünmemek için tepki göstermez.
*** Algı oluşturmak isteyen kişi; rakibin yapmayı hedef kitlesine vaat ettiği bir fikri, bunun hedef kitle tarafından kin ve nefret duyulan gruplar arasında yaygın olduğunu öne sürerek hedef kitleyi bu eylem veya fikri onaylamamaya ikna etmek ister. Yaptığı söylem asılsız olsa bile ilk andaki algı önemli bir etki yapar ve rakibin hedef kitlesinde kırılma, gündeminden düşme meydana gelir. Rakip için kitleyi tekrar toparlamak ve aynı heyecanı oluşturmak zor olacaktır.
*** Geniş kitlelere anlayacağı kelimelerle doğru zamanlarda aşırı bilgi verilirse (bilgi bombardımanına tutulursa) karar vermek zorunda bırakılırlar. Kaliteli kararlar veremezler. Bol bilgi muhatabı pasifize edebilir, böylece algı yöneticisi angajmanını kabul ettirme hedefinin önündeki direnci yıkmış olur.
,,,
*** Algı metodları çok sayıdadır. Farkında olmadan maruz kalırız. Algı yapan tarafından hedeflenen şey; zihnin sorgulayan bölümünün lehte karar vermesini hızlandırmaktır ya da sorgulamadan lehte karar vermesini sağlamaktır. İnsanlar için mantıkla sorgulama yapmak yorucu bir eylemdir, bunun yerine sorgulama ihtiyacı duymadan karar vermeye itilmek hoşlarına gider.