Vatan Uğruna Evladını Beşikte Bırakan Kahraman: Nene Hatun
Türk milletinin tarih sahnesindeki varlığı yalnızca orduların gücüyle değil; gerektiğinde cepheye koşan anaların, bacıların, yiğit Türk kadınlarının fedakârlığıyla da şekillenmiştir. Bu fedakârlığın en büyük sembollerinden biri ise hiç şüphesiz ki Türk tarihine adı altın harflerle yazılan kahraman kadın Nene Hatun’dur.
“Türk çocuğu öksüz kalır, yurtsuz kalmaz” anlayışını hayatıyla ortaya koyan Nene Hatun, yalnızca bir kadın kahraman değil; Türk milletinin bağımsızlık karakterinin, imanının ve vatan sevgisinin yaşayan abidesidir. Vefatının sene-i devriyesinde onu rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyoruz.
93 Harbi ve Erzurum’un Kara Günleri
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi, tarihte “93 Harbi” olarak anılan ve Osmanlı Devleti’nin en zorlu dönemlerinden biri olan büyük bir mücadeledir. Rus orduları Doğu Anadolu’ya ilerlemiş, Erzurum kapılarına dayanmıştı. Özellikle Aziziye Tabyaları’nın hedef alınması, yalnızca bir askeri saldırı değil; Türk yurduna yönelmiş büyük bir tehdit anlamına geliyordu.
O günlerde Erzurum halkı, devletin ve ordunun yanında topyekûn bir direniş göstermiştir. Kadın, erkek, yaşlı, genç demeden herkes vatan müdafaası için ayağa kalkmıştır. İşte bu direnişin merkezinde, henüz genç bir anne olan Nene Hatun yer almaktadır.
Henüz kırk günlük bebeğini beşikte bırakan Nene Hatun, eline baltasını alarak cepheye koşmuş; “Vatan giderse evlat da yuva da kalmaz” düşüncesiyle Aziziye Tabyaları’ndaki mücadeleye katılmıştır. Onun bu tavrı, Türk milletinin bağımsızlık uğruna her türlü fedakârlığı göze alabildiğinin en açık göstergesidir.
Aziziye Destanı ve Türk Kadınının İradesi
Rus birliklerinin Aziziye Tabyaları’nı ele geçirmesi üzerine Erzurum halkı sabah ezanlarıyla birlikte harekete geçmiş, halk adeta tek yürek olmuştur. Sopalar, baltalar, kazmalar ve eski tüfeklerle tabyalara yürüyen Erzurumlular arasında Nene Hatun da vardı.
Çetin çatışmalar sırasında büyük cesaret gösteren Nene Hatun, yalnızca düşmana karşı savaşmamış; aynı zamanda Türk kadınının gerektiğinde vatanın kaderini değiştirecek iradeye sahip olduğunu da tüm dünyaya göstermiştir.
Aziziye müdafaası, yalnızca bir tabyanın geri alınışı değil; Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğinin ilanıdır. Bu mücadelede Nene Hatun’un gösterdiği kahramanlık, nesilden nesile aktarılan millî bir destana dönüşmüştür.
Türk Kadınının Milli Mücadeledeki Yeri
Nene Hatun’un temsil ettiği ruh, Türk tarihinin her döneminde var olmuştur. Orta Asya bozkırlarından Çanakkale’ye, İstiklal Harbi’nden günümüze kadar Türk kadını; yalnızca ailenin değil, milletin de koruyucusu olmuştur.
Türk kadını gerektiğinde cephede savaşmış, gerektiğinde cephane taşımış, gerektiğinde evladını şehit vermiş; fakat hiçbir zaman vatan sevgisinden vazgeçmemiştir. Nene Hatun’un şahsında şekillenen bu ruh, Kurtuluş Savaşı yıllarında da Kara Fatma, Şerife Bacı, Gördesli Makbule gibi nice kahraman Türk kadınında yeniden hayat bulmuştur.
Bu nedenle Nene Hatun yalnızca bir tarih şahsiyeti değil; Türk milletinin karakterini anlatan yaşayan bir semboldür.
Millet Hafızasında Nene Hatun
Hayatının ilerleyen dönemlerinde de büyük saygı gören Nene Hatun, Türk milletinin gönlünde “kahraman ana” olarak yer edinmiştir. Gösterdiği fedakârlık nedeniyle çeşitli dönemlerde devlet tarafından onurlandırılmış, Türk kadınının cesaret timsali olarak kabul edilmiştir.
1955 yılında “Yılın Annesi” seçilen Nene Hatun, aynı yıl hayatını kaybetmiş; ardında ise unutulmaz bir vatan sevgisi mirası bırakmıştır. Onun adı bugün yalnızca Erzurum’da değil, bütün Türk dünyasında bağımsızlık ve fedakârlık denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olmayı sürdürmektedir.
Sonuç
Nene Hatun’un hayatı, Türk milletinin vatan anlayışını en güçlü biçimde özetleyen destansı bir örnektir. O, evladını beşikte bırakıp cepheye koşarken aslında Türk tarihine şu hakikati kazımıştır:
“Vatan olmazsa ne yuva kalır ne de gelecek…”
Bugün bizlere düşen görev; Nene Hatun ve onun gibi kahramanların emanet ettiği bu vatanın kıymetini bilmek, millî birlik ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.
Vefatının sene-i devriyesinde;
Aziziye’nin kahramanı, Türk kadınının gururu, vatan aşkının ölümsüz sembolü Nene Hatun’u rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Mavi Didim’in değerli okuyucuları, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla