Bilge Li­de­rin Ha­ya­tı, Mü­ca­de­le­si ve Öz­gür­lük Mi­ra­sı

Aka­de­mik tarih ma­ka­le­si • Bi­yog­ra­fi • Bos­na-Her­sek ta­ri­hi • Dip­not­lu ve kay­nak­ça­lı ça­lış­ma

“Bizi top­ra­ğa göm­me­ye ça­lış­tı­lar, fakat tohum ol­du­ğu­mu­zu bil­mi­yor­lar­dı.”

Bu sözle öz­deş­le­şen Aliya İzzet­be­go­viç, yal­nız­ca Bos­na-Her­sek’in ilk Cum­hur­baş­ka­nı değil; aynı za­man­da öz­gür­lü­ğün, insan onu­ru­nun, inan­cın ve mil­let ira­de­si­nin sem­bo­lü hâ­li­ne gel­miş bir dev­let ada­mı­dır. Onun ha­ya­tı, sa­va­şın ka­ran­lı­ğın­da bir hal­kın var olma mü­ca­de­le­si­ni, büyük acı­lar kar­şı­sın­da in­san­lı­ğı­nı ko­ru­ma ça­ba­sı­nı ve ba­ğım­sız­lık ide­alin­den vaz­geç­me­yen bir li­de­rin ta­ri­hî yü­rü­yü­şü­nü an­la­tır.

Ve­fa­tı­nın se­ne-i dev­ri­ye­sin­de Aliya İzzet­be­go­viç’i anmak, yal­nız­ca bir dev­let baş­ka­nı­nı ha­tır­la­mak de­ğil­dir. Aynı za­man­da Bosna hal­kı­nın ya­şa­dı­ğı zulmü, ver­di­ği ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­si­ni ve in­san­lık ta­ri­hi­ne bı­rak­tı­ğı ah­la­ki mi­ra­sı ye­ni­den dü­şün­mek­tir.

Öz

Bu ma­ka­le, Aliya İzzet­be­go­viç’in 1925–2003 yıl­la­rı ara­sın­da­ki ha­ya­tı­nı, dü­şün­sel ge­li­şi­mi­ni, si­ya­si mü­ca­de­le­si­ni, Bos­na-Her­sek’in ba­ğım­sız­lık sü­re­cin­de­ki ro­lü­nü ve Bosna Sa­va­şı sı­ra­sın­da üst­len­di­ği ta­ri­hî so­rum­lu­lu­ğu in­ce­le­mek­te­dir. Ça­lış­ma­da, onun yal­nız­ca bir si­ya­si lider değil, aynı za­man­da ahlak, öz­gür­lük, inanç ve insan onuru üze­ri­ne dü­şü­nen bir mü­te­fek­kir ol­du­ğu or­ta­ya ko­nul­mak­ta­dır. Ma­ka­le; bi­yog­ra­fik kay­nak­lar, tarih araş­tır­ma­la­rı ve dö­ne­min si­ya­si ge­liş­me­le­ri te­me­lin­de ha­zır­lan­mış­tır.

Anah­tar ke­li­me­ler: Aliya İzzet­be­go­viç, Bos­na-Her­sek, Boş­nak­lar, ba­ğım­sız­lık, Bosna Sa­va­şı, Day­ton Barış Ant­laş­ma­sı, insan hak­la­rı, öz­gür­lük.

1. Giriş: Bir hal­kın ha­fı­za­sın­da ya­şa­yan lider

Tarih, bazı in­san­la­rı yal­nız­ca yap­tık­la­rı gö­rev­ler­le değil, zor za­man­lar­da or­ta­ya koy­duk­la­rı ka­rak­ter­le­riy­le de ha­tır­lar. Aliya İzzet­be­go­viç, Bal­kan­lar’ın kanlı ça­tış­ma­lar­la sar­sıl­dı­ğı bir dö­nem­de hal­kı­nın ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­si­ne ön­cü­lük etmiş; inan­cı­nı, dü­şün­ce­si­ni ve si­ya­si ka­rar­lı­lı­ğı­nı aynı hayat çiz­gi­sin­de bir­leş­tir­miş­tir.

8 Ağus­tos 1925’te Bo­sans­ki Šamac’ta dün­ya­ya gelen İzzet­be­go­viç, 19 Ekim 2003’te Sa­ray­bos­na’da ha­ya­tı­nı kay­bet­miş­tir. Bos­na-Her­sek’in de­mok­ra­tik se­çim­ler­le iş ba­şı­na gelen ilk cum­hur­baş­ka­nı ola­rak ül­ke­si­nin ba­ğım­sız­lık sü­re­cin­de be­lir­le­yi­ci bir rol üst­len­miş­tir.

Onun ha­ya­tı­nı an­la­mak için yal­nız­ca si­ya­si gö­rev­le­ri­ne bak­mak ye­ter­li de­ğil­dir. Genç­lik yıl­la­rın­dan iti­ba­ren dü­şün­ce dün­ya­sı­na yö­nel­me­si, bas­kı­lar kar­şı­sın­da­ki tavrı, yıl­lar­ca süren hapis ha­ya­tı ve savaş sı­ra­sın­da ver­di­ği ka­rar­lar bir­lik­te de­ğer­len­di­ril­me­li­dir.

Aliya’nın ta­ri­hî mi­ra­sı, en ağır şart­lar­da bile bir hal­kın özgür ya­şa­ma ira­de­si­nin yok edi­le­me­ye­ce­ği­ni gös­ter­mek­te­dir.

2. Ço­cuk­lu­ğu, eği­ti­mi ve dü­şün­ce dün­ya­sı­nın olu­şu­mu (1925–1945)

Aliya İzzet­be­go­viç, Mus­ta­fa ve Hiba İzzet­be­go­viç’in ço­cu­ğu ola­rak dün­ya­ya geldi. Aile­si, o henüz küçük yaş­tay­ken Sa­ray­bos­na’ya ta­şın­dı. Eği­ti­mi­ni bu şe­hir­de sür­dü­ren Aliya, genç­lik yıl­la­rın­da ede­bi­ya­ta, fel­se­fe­ye, ah­la­ka ve dinî dü­şün­ce­ye ilgi duydu. Dos­to­yevs­ki, Os­wald Speng­ler, Henri Berg­son ve Im­ma­nu­el Kant gibi dü­şü­nür­le­rin eser­le­ri, onun en­te­lek­tü­el ge­li­şi­min­de et­ki­li olan oku­ma­lar ara­sın­da yer aldı.

İkinci Dünya Sa­va­şı yıl­la­rı, Bos­na-Her­sek’in fark­lı si­ya­si ve as­ke­rî güç­le­rin ça­tış­ma ala­nı­na dö­nüş­tü­ğü, sivil hal­kın ağır acı­lar ya­şa­dı­ğı bir dö­nem­di. Fa­şist yö­ne­tim­le­rin, etnik mil­li­yet­çi­lik­le­rin ve sa­va­şın mey­da­na ge­tir­di­ği şid­det, böl­ge­nin top­lum­sal ya­pı­sı­nı de­rin­den et­ki­le­di.

Bu or­tam­da ye­ti­şen Aliya, in­sa­nın inan­cı ve kim­li­ği ne­de­niy­le baskı gör­me­si­ne karşı du­yar­lı­lık ge­liş­tir­di. Onun son­ra­ki yıl­lar­da öz­gür­lük, ada­let ve insan onuru üze­rin­de dur­ma­sı, bu ta­ri­hî tec­rü­be­ler­den ba­ğım­sız dü­şü­nü­le­mez.

3. Genç Müs­lü­man­lar ha­re­ke­ti ve hapis yıl­la­rı (1946–1988)

Aliya İzzet­be­go­viç’in ha­ya­tın­da­ki dönüm nok­ta­la­rın­dan biri, savaş son­ra­sın­da Yu­gos­lav­ya’da ku­ru­lan ko­mü­nist yö­ne­tim­le ya­şa­dı­ğı si­ya­si ve dü­şün­sel an­laş­maz­lık­lar­dır. Genç Müs­lü­man­lar (Mladi Mus­li­ma­ni) ha­re­ke­tiy­le iliş­ki­si ne­de­niy­le 1946’da tu­tuk­lan­mış ve üç yıl hapis ce­za­sı­na çarp­tı­rıl­mış­tır.

Hapis ha­ya­tı onun dü­şün­sel fa­ali­yet­le­ri­ni sona er­dir­me­di. Hukuk eği­ti­mi aldı; daha sonra avu­kat ola­rak ça­lış­tı ve fel­se­fi, si­ya­si ve top­lum­sal me­se­le­ler üze­ri­ne dü­şün­me­yi sür­dür­dü.

1983 yı­lın­da İslam dü­şün­ce­si ve Müs­lü­man ay­dın­la­rın fa­ali­yet­le­ri çev­re­sin­de ge­li­şen si­ya­si da­va­da ye­ni­den yar­gı­lan­dı. Uzun sü­re­li hapis ce­za­sı­na mah­kûm edil­di; ya­pı­lan iti­raz­lar so­nu­cun­da ce­za­sı azal­tıl­dı ve 25 Kasım 1988’de ser­best bı­ra­kıl­dı.

Bu yıl­lar, Aliya’nın ha­ya­tın­da yal­nız­ca öz­gür­lü­ğün­den mah­rum bı­ra­kıl­dı­ğı bir dönem de­ğil­di. Aynı za­man­da dü­şün­ce ve inanç öz­gür­lü­ğü­nün, dev­let bas­kı­sı kar­şı­sın­da bi­re­yin hak­la­rı­nın ve top­lu­mun ah­la­ki so­rum­lu­lu­ğu­nun öne­mi­ni daha güçlü bi­çim­de ele al­dı­ğı bir sü­reç­ti.

Hapis yıl­la­rın­dan sonra si­ya­si ha­ya­ta dön­dü­ğün­de kar­şı­sın­da, çö­zül­mek­te olan Yu­gos­lav­ya ve ge­le­ce­ği be­lir­siz bir Bos­na-Her­sek vardı.

4. De­mok­ra­tik mü­ca­de­le ve cum­hur­baş­kan­lı­ğı­na yük­se­li­şi (1990–1992)

1980’lerin son­la­rın­da Doğu Av­ru­pa’da ko­mü­nist re­jim­le­rin çö­zül­me­si, Yu­gos­lav­ya’daki si­ya­si den­ge­le­ri de de­ğiş­tir­di. Eko­no­mik so­run­lar, cum­hu­ri­yet­ler ara­sın­da­ki an­laş­maz­lık­lar ve yük­se­len mil­li­yet­çi­lik, fe­de­ras­yo­nun ge­le­ce­ği­ni be­lir­siz­leş­tir­di.

Aliya İzzet­be­go­viç, 1990 yı­lın­da De­mok­ra­tik Eylem Par­ti­si’ni (St­ran­ka de­mok­rats­ke ak­ci­je – SDA) kuran isim­le­rin ba­şın­da yer aldı. Aynı yıl ya­pı­lan çok par­ti­li se­çim­le­rin ar­dın­dan Bos­na-Her­sek Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Baş­kan­lı­ğı gö­re­vi­ni üst­len­di.

İzzet­be­go­viç’in si­ya­si yak­la­şı­mın­da Bos­na-Her­sek’in fark­lı etnik ve dinî top­lu­luk­la­rın bir­lik­te ya­şa­ya­bi­le­ce­ği, ba­ğım­sız ve ege­men bir dev­let ola­rak var­lı­ğı­nı sür­dür­me­si temel he­def­ler­den bi­riy­di. Yu­gos­lav­ya’nın re­for­me edi­le­rek bir arada tu­tul­ma­sı için de gi­ri­şim­ler­de bu­lun­du; ancak cum­hu­ri­yet­ler ara­sın­da­ki si­ya­si uz­laş­maz­lık­lar gi­de­rek de­rin­leş­ti.

29 Şubat–1 Mart 1992 ta­rih­le­rin­de ya­pı­lan ba­ğım­sız­lık re­fe­ran­du­mun­da, ka­tı­lan seç­men­le­rin ezici ço­ğun­lu­ğu ba­ğım­sız­lık yö­nün­de oy kul­lan­dı. Re­fe­ran­du­ma ka­tı­lım yak­la­şık yüzde 64 dü­ze­yin­dey­di; ka­tı­lan­la­rın yak­la­şık yüzde 99’u ba­ğım­sız­lı­ğı des­tek­le­di. Ancak Boş­nak­la­rın ve Hır­vat­la­rın önem­li öl­çü­de des­tek­le­di­ği re­fe­ran­dum, Bos­na­lı Sırp­la­rın büyük bö­lü­mün­ce boy­kot edil­di. Bos­na-Her­sek, 1992’de ba­ğım­sız­lı­ğı­nı ilan etti ve ulus­la­ra­ra­sı ta­nın­ma sü­re­ci­ne girdi.

Bu ge­liş­me, Bos­na-Her­sek için yeni bir dev­let kurma sü­re­ci­nin baş­lan­gı­cı olur­ken aynı za­man­da ül­ke­yi büyük bir sa­va­şın eşi­ği­ne ta­şı­dı.

5. Bosna Sa­va­şı: Ku­şat­ma, di­re­niş ve ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­si (1992–1995)


Bos­na-Her­sek’in ba­ğım­sız­lı­ğı­nın ulus­la­ra­ra­sı alan­da ta­nın­ma­sı, ül­ke­de­ki ça­tış­ma­la­rı sona er­dir­me­di. Ak­si­ne, 1992 yı­lın­da baş­la­yan savaş, ül­ke­yi Av­ru­pa’nın İkinci Dünya Sa­va­şı son­ra­sın­da­ki en ağır in­sa­ni fe­la­ket­le­rin­den bi­riy­le karşı kar­şı­ya bı­rak­tı.

Sa­ray­bos­na ku­şa­tıl­dı; şe­hir­ler ve köy­ler yı­kı­ma uğ­ra­dı, yüz bin­ler­ce insan ev­le­rin­den edil­di. Si­vil­le­re yö­ne­lik sal­dı­rı­lar, zorla ye­rin­den et­me­ler ve etnik te­miz­lik uy­gu­la­ma­la­rı Bosna top­lu­mun­da derin ya­ra­lar açtı. 1995 yı­lın­da Sreb­re­nit­sa’da ger­çek­leş­ti­ri­len soy­kı­rım ise bu sa­va­şın en kor­kunç olay­la­rın­dan biri ola­rak ta­ri­he geçti.

Aliya İzzet­be­go­viç, savaş bo­yun­ca Bos­na-Her­sek’in dev­let baş­ka­nı ve si­lah­lı kuv­vet­le­ri­nin baş­ko­mu­ta­nı sı­fa­tıy­la ağır bir so­rum­lu­luk üst­len­di. Ül­ke­si­nin top­rak bü­tün­lü­ğü­nü ve ba­ğım­sız­lı­ğı­nı ko­ru­ma­ya ça­lı­şır­ken ulus­la­ra­ra­sı dip­lo­ma­siy­le de mü­ca­de­le etti.

Savaş şart­la­rın­da kar­şı­laş­tı­ğı so­run­lar yal­nız­ca cep­he­de­ki as­ke­rî mü­ca­de­le­den iba­ret de­ğil­di. Silah ve kay­nak ye­ter­siz­li­ği, ku­şat­ma al­tın­da­ki si­vil­le­rin ya­şa­dı­ğı sı­kın­tı­lar, ulus­la­ra­ra­sı top­lu­mun mü­da­ha­le­sin­de­ki ge­cik­me­ler ve ül­ke­nin ge­le­ce­ği­ne iliş­kin si­ya­si an­laş­maz­lık­lar onun ka­rar­la­rı­nı zor­laş­tı­rı­yor­du.

İzzet­be­go­viç’in li­der­li­ği­ni önem­li kılan un­sur­lar­dan biri, sa­va­şın or­ta­sın­da dahi Bos­na-Her­sek’in bü­tün­lü­ğü­nü sa­vun­ma­sı ve dinî, etnik ya da si­ya­si fark­lı­lık­lar ne­de­niy­le kim­se­nin zulme uğ­ra­ma­dı­ğı bir dev­let ide­ali­ni dile ge­tir­me­siy­di.

Sa­ray­bos­na ku­şat­ma­sı ve in­san­lık sı­na­vı

Sa­ray­bos­na’nın ku­şa­tıl­ma­sı, bir şeh­rin fi­zik­sel ola­rak ku­şa­tıl­ma­sı­nın öte­sin­de, in­san­la­rın gün­de­lik ha­yat­la­rı­nın, gü­ven­lik­le­ri­nin ve ge­lecek umut­la­rı­nın hedef alın­dı­ğı bir dö­nem­di. Si­vil­le­rin yaşam mü­ca­de­le­si ver­di­ği bu yıl­lar­da İzzet­be­go­viç, ül­ke­si­nin si­ya­si var­lı­ğı­nı ulus­la­ra­ra­sı plat­form­lar­da sa­vun­ma­ya devam etti.

Bosna hal­kı­nın di­re­ni­şi, yal­nız­ca as­ke­rî bir mü­ca­de­le değil, aynı za­man­da evini, aile­si­ni, kül­tü­rü­nü ve özgür ya­şa­ma hak­kı­nı ko­ru­ma ça­ba­sıy­dı.

Bu dö­ne­mi de­ğer­len­di­rir­ken Bosna Sa­va­şı’nda fark­lı ta­raf­lar­ca iş­le­nen suç­la­rın ta­rih­sel ka­yıt­lar­la ele alın­ma­sı; si­vil­le­re yö­ne­lik şid­de­tin, etnik te­miz­li­ğin ve soy­kı­rı­mın hiç­bir si­ya­si ge­rek­çey­le meş­ru­laş­tı­rıl­ma­ma­sı ge­re­kir.

6. Day­ton Barış Ant­laş­ma­sı: Zor şart­lar­da barış ara­yı­şı (1995)


1995 yılı, Bos­na-Her­sek’in ge­le­ce­ği açı­sın­dan be­lir­le­yi­ci oldu. Sa­va­şın sona er­di­ril­me­si ama­cıy­la yü­rü­tü­len gö­rüş­me­ler, Kasım 1995’te ABD’nin Ohio eya­le­tin­de­ki Day­ton ken­tin­de bir an­laş­ma met­ni­nin kabul edil­me­siy­le so­nuç­lan­dı. Ant­laş­ma, 14 Ara­lık 1995’te Paris’te res­men im­za­lan­dı.

Aliya İzzet­be­go­viç, Sır­bis­tan Cum­hur­baş­ka­nı Slo­bo­dan Milošević ve Hır­va­tis­tan Cum­hur­baş­ka­nı Fran­jo Tuđman ile bir­lik­te an­laş­ma­nın ta­raf­la­rı ara­sın­da yer aldı.

Day­ton Barış Ant­laş­ma­sı, Bos­na-Her­sek’in ulus­la­ra­ra­sı hukuk ba­kı­mın­dan dev­let ola­rak de­va­mı­nı, ege­men­li­ği­ni ve top­rak bü­tün­lü­ğü­nü esas aldı. Bu­nun­la bir­lik­te, ül­ke­ye iki en­ti­te­den olu­şan kar­ma­şık bir si­ya­si ve idari yapı ge­tir­di. Bu düzen, sa­va­şın sona er­me­si­ne katkı sağ­lar­ken savaş son­ra­sı yö­ne­tim ba­kı­mın­dan yeni güç­lük­ler de do­ğur­du.

İzzet­be­go­viç’in an­laş­ma son­ra­sın­da yap­tı­ğı de­ğer­len­dir­me­yi özet­le­yen ve sıkça ak­ta­rı­lan yak­la­şım, ba­rı­şın adil ol­ma­dı­ğı ancak sa­va­şın sür­me­sin­den daha iyi ol­du­ğu­dur. Bu tutum, onun için­de bu­lun­du­ğu si­ya­si şart­la­rın ağır­lı­ğı­nı ve yeni can ka­yıp­la­rı­nı ön­le­me zo­run­lu­lu­ğu­nu or­ta­ya koy­mak­ta­dır.

Day­ton, bütün so­run­la­rı or­ta­dan kal­dı­ran ku­sur­suz bir çözüm de­ğil­di. Fakat yıl­lar­ca süren sa­va­şın sona er­di­ril­me­si ve ba­ğım­sız Bos­na-Her­sek’in var­lı­ğı­nın ko­run­ma­sı açı­sın­dan ta­ri­hî önem ta­şı­dı.

7. Aliya İzzet­be­go­viç’in dü­şün­ce dün­ya­sı ve eser­le­ri

Aliya İzzet­be­go­viç’i yal­nız­ca savaş yıl­la­rın­da­ki si­ya­si ro­lüy­le de­ğer­len­dir­mek, onun dü­şün­sel mi­ra­sı­nı eksik bı­ra­kır. O, si­ya­set­çi kim­li­ği­nin ya­nın­da ahlak, din, me­de­ni­yet, insan öz­gür­lü­ğü ve mo­dern top­lum üze­ri­ne eser­ler ka­le­me alan bir dü­şü­nür­dü.

Baş­lı­ca eser­le­ri ara­sın­da şun­lar bu­lun­mak­ta­dır:

* Doğu ve Batı Ara­sın­da İslam: İslam dü­şün­ce­si­ni, in­sa­nı ve me­de­ni­yet an­la­yı­şı­nı fark­lı fel­se­fi yak­la­şım­lar çer­çe­ve­sin­de ele alır.

* İslam Dek­la­ras­yo­nu: Müs­lü­man top­lum­la­rın dü­şün­sel, top­lum­sal ve si­ya­si me­se­le­le­ri­ne iliş­kin gö­rüş­le­ri­ni or­ta­ya koyar.

* Öz­gür­lü­ğe Ka­çı­şım: Ha­pis­ha­ne yıl­la­rıy­la ve dü­şün­sel dün­ya­sıy­la bağ­lan­tı­lı me­tin­le­ri­ni içe­rir.

* Ta­ri­he Ta­nık­lı­ğım: Ha­ya­tı­nı, si­ya­si mü­ca­de­le­si­ni ve Bos­na-Her­sek’in çal­kan­tı­lı ta­ri­hi­ni kendi bakış açı­sın­dan de­ğer­len­dir­di­ği ha­tı­ra­tı­dır.

Bu eser­ler­de öne çıkan temel me­se­le­ler­den biri, in­sa­nın yal­nız­ca maddi ih­ti­yaç­la­rı olan bir var­lık ol­ma­dı­ğı; ah­la­ki so­rum­lu­luk, vic­dan, inanç ve öz­gür­lük ara­yı­şıy­la da ta­nım­lan­dı­ğı dü­şün­ce­si­dir.

İzzet­be­go­viç’in fi­kir­le­ri, si­ya­si ha­ya­tı­nın zor­luk­la­rıy­la bir­lik­te okun­ma­lı­dır. Onun dü­şün­sel mi­ra­sı, bütün gö­rüş­le­ri­nin tar­tış­ma dışı kabul edil­me­si­ni değil; insan, top­lum ve dev­let üze­ri­ne or­ta­ya koy­du­ğu so­ru­la­rın eleş­ti­rel bi­çim­de in­ce­len­me­si­ni ge­rek­ti­rir.

8. Cum­hur­baş­kan­lı­ğın­dan çe­ki­li­şi ve ve­fa­tı (2000–2003)

Bos­na-Her­sek’in savaş son­ra­sın­da­ki ye­ni­den ya­pı­lan­ma sü­re­cin­de gö­re­vi­ni sür­dü­ren İzzet­be­go­viç, sağ­lık so­run­la­rı ne­de­niy­le 2000 yı­lın­da dev­let baş­kan­lı­ğı gö­re­vin­den çe­kil­di. Si­ya­si ça­lış­ma­la­rı­nı bir süre daha sür­dür­dü; ha­tı­ra­la­rı ve ül­ke­si­nin ge­le­ce­ği üze­ri­ne dü­şün­me­ye devam etti.

19 Ekim 2003’te Sa­ray­bos­na’da ha­ya­tı­nı kay­bet­ti. Va­si­ye­ti doğ­rul­tu­sun­da, sa­vaş­ta ha­ya­tı­nı kay­be­den­le­rin de def­ne­dil­di­ği Ko­va­çi Şe­hit­li­ği’ne gö­mül­dü. Ce­na­ze­si­ne çok sa­yı­da insan ka­tıl­dı; böy­le­ce onun­la bir­lik­te Bosna’nın yakın ta­ri­hi­nin önem­li bir dö­ne­mi de ha­fı­za­lar­da ye­ni­den can­lan­dı.

Bugün Aliya İzzet­be­go­viç’in me­za­rı, yal­nız­ca bir dev­let ada­mı­nın son is­ti­ra­hat­gâ­hı değil, Bos­na-Her­sek’in ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­si­ni ve sa­vaş­ta ha­ya­tı­nı kay­be­den­le­ri ha­tır­la­tan ta­ri­hî bir me­kân­dır.

9. “Tohum” me­ta­fo­ru: Öz­gür­lük ve ye­ni­den doğuş

“Bizi top­ra­ğa göm­me­ye ça­lış­tı­lar, fakat tohum ol­du­ğu­mu­zu bil­mi­yor­lar­dı.”

Aliya İzzet­be­go­viç’e at­fe­di­len bu söz, ölü­mün, bas­kı­nın ve zul­mün bir hal­kın öz­gür­lük ar­zu­su­nu bü­tü­nüy­le yok ede­me­ye­ce­ği­ni an­la­tan güçlü bir me­ta­for ola­rak ha­fı­za­lar­da yer et­miş­tir. Bu­nun­la bir­lik­te, sözün ilk kay­na­ğı­na iliş­kin kesin bir belge gös­te­ril­me­den onu doğ­ru­lan­mış, ke­li­me­si ke­li­me­si­ne bir alın­tı ola­rak sun­ma­mak ge­re­kir.

Tohum, top­ra­ğın al­tın­da gö­rün­mez hâle gelse de uygun şart­lar­da ye­ni­den fi­liz­le­nir. Bu ben­zet­me, Bosna hal­kı­nın ya­şa­dı­ğı ta­ri­hî tec­rü­bey­le anlam ka­za­nır. Ev­le­ri yı­kı­lan, sev­dik­le­ri­ni kay­be­den, yurt­la­rın­dan uzak­laş­tı­rı­lan in­san­lar; kül­tür­le­ri­ni, dil­le­ri­ni, inanç­la­rı­nı ve ge­lecek umut­la­rı­nı ya­şat­ma mü­ca­de­le­si­ni sür­dür­müş­tür.

Aliya’nın ha­ya­tı da bu sem­bo­lik an­lam­la bir­lik­te de­ğer­len­di­ri­lir. Hapis yıl­la­rın­dan sa­va­şın en ka­ran­lık gün­le­ri­ne kadar, si­ya­si bas­kı­la­rın ve as­ke­rî ye­nil­gi ih­ti­ma­li­nin bir hal­kın öz­gür­lük ide­ali­ni or­ta­dan kal­dır­ma­ya yet­me­ye­ce­ği­ni gös­te­ren bir mü­ca­de­le yü­rüt­müş­tür.

Ancak bu mi­ra­sı an­la­mak, yal­nız­ca di­re­ni­şi yü­celt­mek de­ğil­dir. Aynı za­man­da ba­rı­şın, ada­le­tin, insan hak­la­rı­nın ve fark­lı top­lu­luk­la­rın bir arada ya­şa­ma so­rum­lu­lu­ğu­nun öne­mi­ni kabul et­mek­tir.

10. Sonuç: Bosna’nın ha­fı­za­sın­da, in­san­lı­ğın vic­da­nın­da

Aliya İzzet­be­go­viç’in ha­ya­tı, 20. yüz­yı­lın çal­kan­tı­lı ta­ri­hin­den ba­ğım­sız dü­şü­nü­le­mez. O; sa­vaş­la­rın, si­ya­si bas­kı­la­rın, ide­olo­jik ça­tış­ma­la­rın ve ulus­la­ra­ra­sı güç mü­ca­de­le­le­ri­nin or­ta­sın­da ül­ke­si­nin ba­ğım­sız­lı­ğı için ça­lı­şan bir lider, aynı za­man­da ahlak ve me­de­ni­yet me­se­le­le­ri üze­ri­ne dü­şü­nen bir ya­zar­dı.

Onun mü­ca­de­le­si­nin ta­ri­hî önemi, yal­nız­ca Bos­na-Her­sek’in ba­ğım­sız­lı­ğı­nın ko­run­ma­sın­da değil; büyük acı­lar kar­şı­sın­da insan onu­ru­nu ve öz­gür­lük ide­ali­ni gün­dem­de tut­ma­sın­da da aran­ma­lı­dır.

Aliya İzzet­be­go­viç’i anmak, Bosna Sa­va­şı’nda ha­ya­tı­nı kay­be­den bütün si­vil­le­ri, şe­hit­le­ri ve masum in­san­la­rı ha­tır­la­mak; savaş suç­la­rı­nın unu­tul­ma­ma­sı ve yeni ku­şak­la­rın ba­rı­şın de­ğe­ri­ni kav­ra­ma­sı için ta­ri­hî ha­fı­za­yı canlı tut­mak de­mek­tir.

Ve­fa­tı­nın se­ne-i dev­ri­ye­sin­de onu say­gıy­la anar­ken, Bos­na-Her­sek hal­kı­nın ba­ğım­sız­lık ve var olma mü­ca­de­le­si­ni de ha­tır­lı­yo­ruz.

Ruhu şad, me­kâ­nı cen­net olsun.

Bosna’nın acı­sı­nı yü­re­ğin­de ta­şı­yan­la­ra, öz­gür­lü­ğün ve ada­le­tin de­ğe­ri­ni bi­len­le­re selam olsun. Tarih bize bir kez daha gös­te­ri­yor ki bir hal­kın ge­le­ce­ği, yal­nız­ca si­lah­lar­la değil; ha­fı­za­sıy­la, ira­de­siy­le, kül­tü­rüy­le ve barış için­de ya­şa­ma ka­rar­lı­lı­ğıy­la da şe­kil­le­nir.

Dip­not­lar

* Aliya İzzet­be­go­viç’in do­ğu­mu, eği­ti­mi, si­ya­si fa­ali­yet­le­ri ve ha­ya­tı­nın genel seyri için bk. TDV İslâm An­sik­lo­pe­di­si, “İzzet­be­go­viç, Aliya”.

* İzzet­be­go­viç’in hapis yıl­la­rı, 1988’de ser­best bı­ra­kıl­ma­sı ve 1990’da si­ya­si ha­ya­ta dö­nü­şü için bk. Aliya İzzet­be­go­viç Vakfı, “Bi­yog­ra­fi”.

* Bos­na-Her­sek’in ba­ğım­sız­lık re­fe­ran­du­mu, ulus­la­ra­ra­sı ta­nın­ma sü­re­ci ve savaş dö­ne­mi için bk. Muzej Alija Izet­be­go­vić, “Bi­og­raphy”.

* Day­ton Barış Ant­laş­ma­sı’nın gö­rüş­me­le­ri ve im­za­lan­ma­sı için bk. The Gu­ar­di­an, “The Day­ton Ac­cords: a peace ag­re­ement for Bos­nia”.

* İzzet­be­go­viç’in ve­fa­tı, Ko­va­çi Şe­hit­li­ği’ne defni ve bı­rak­tı­ğı eser­ler için bk. Ana­do­lu Ajan­sı, “Boş­nak lider İzet­be­go­viç, ölü­mü­nün 21. yı­lın­da kabri ba­şın­da anıl­dı”.

Kay­nak­ça

* Ana­do­lu Ajan­sı. (2024, 19 Ekim). Boş­nak lider İzet­be­go­viç, ölü­mü­nün 21. yı­lın­da kabri ba­şın­da anıl­dı. Kay­na­ğa ula­şın.

* Aliya İzzet­be­go­viç Vakfı. Aliya İzzet­be­go­viç bi­yog­ra­fi­si. Vak­fın bi­yog­ra­fi say­fa­sı.

* İzzet­be­go­viç, A. Doğu ve Batı Ara­sın­da İslam. (Ese­rin Türk­çe bas­kı­la­rı).

* İzzet­be­go­viç, A. Ta­ri­he Ta­nık­lı­ğım. (Ese­rin Türk­çe bas­kı­la­rı).

* Mu­la­os­ma­no­vić, A. (2020). “İzzet­be­go­viç, Aliya.” TDV İslâm An­sik­lo­pe­di­si. An­sik­lo­pe­di mad­de­si.

* Muzej Alija Izet­be­go­vić. Bi­og­raphy. Müze bi­yog­ra­fi say­fa­sı.

* The Gu­ar­di­an. (2020, 18 Kasım). The Day­ton Ac­cords: a peace ag­re­ement for Bos­nia. Day­ton Ant­laş­ma­sı üze­ri­ne ta­rih­sel kay­nak.

Tarih notu: Aliya İzzet­be­go­viç 19 Ekim 2003’te vefat et­miş­tir. Bugün, 19 Ekim 2026, ve­fa­tı­nın 23. yıl dö­nü­mü­dür. Min­net­le yad edi­yo­ruz

De­ğer­li oku­yu­cu­la­rı­mız, tarih sa­de­ce geç­mi­şin ay­na­sı değil, ge­le­ce­ğin pu­su­la­sı­dır. Biz­ler de bu pu­su­la­yı iyi oku­ma­lı, ta­ri­hi­mi­ze, ec­da­dı­mı­za ve on­la­rın bize bı­rak­tı­ğı onur­lu mi­ra­sa sahip çık­ma­lı­yız.
Bir son­ra­ki ya­zı­mız­da bu­luş­mak di­le­ğiy­le...
Ne mutlu Türk’üm di­ye­ne! Son­suz Sevgi ve Say­gı­la­rım­la