Atatürk Bulvarı üzerinde bir ofiste gerçekleşen toplantıda Didim Derneği Başkanı Filiz Hekimoğlu, dernek yönetimi ve ilçedeki bazı basın mensupları katıldı.

Didim Derneği Başkanı Filiz Hekimoğlu, dernek olarak mümkün olduğunca doğayı korumak, yaşanılan toprakları korumak adına ve Didim'e olan sevdaları nedeniyle havasının suyunu, toprağını korumak adına gelen yatırımları incelemeye çalıştıklarını ifade etti. Hekimoğlu, dernek olarak 1280 parsel, 1100 parsel ve Manastır koyu olmak üzere 3 davayla ilgili basına bilgi verdi.

Hekimoğlu, Özelleştirme idaresi başkanlığı tarafından onaylanan 3 tane imar planı olduğunu ifade ederek, “3 imar planı da tarafımızca incelendiğinde içerisinde kusurların olduğunu, bazı eksikliklerin olduğunu gördük ve biz bunu bilim insanları ve karara varsın diye yargıya taşıdık. Her 3 davanın da keşfi aynı gün geçmiş dönemlerde yapılmıştı. Her 3 davanın bilirkişi incelemeleri de tamamlandı. Ancak Danıştay Başsavcılığı mütalaasını bekledik tabii. Henüz karara bağlanmadı. Bilirkişinin hazırladığı raporlar doğrultusuna Danıştay Savcılığı da aynı konulara değindiğinden büyük bir olasılıkla imar planlarının iptalini bekliyoruz. Önemli olan gelecek olan yatırım kararlarının mevzuatlarımız dahilinde hazırlanması ve Didim'in daha sağlıklı bir şekilde geleceğe taşınması Bu amaçla eminim ki idareler de üstlerine düşen değişiklikleri yapacaklardır.” dedi.

PLAN, RAPORUYLA BÜTÜNDÜR

Hekimoğlu, ilk olarak Hisar Mahallesi’ndeki yer alan eski adıyla 1280 parsel olarak bilinen davayla ilgili “Hisar Mahallesi'nde bulunan bu alan 100 binlik ölçekte de değişikliğe gidilmişti. İlk başta emsal 0.67 yani 100 metrekarelik bir yeriniz varsa 60 metrekarelik inşaat yapma hakkı veriyordu. Biliyoruz ki Didim'de böyle bir inşaat hakkı yok artık. Konut genişletme alanlarında biz emsal 30 tanımlanmış vaziyette. Turizm Bakanlığının bu 25 binlikteki öngörüsünü Didim Belediyesi de uyguluyor ve kentin bu şekilde gelişmesi hem merkezi idarenin hem de yerel idarenin ortak kararıyla alınmış bir karardı. Ama özelleştirme idaresi bu noktada farklı bir karar getirmişti. Bu yargıya taşındı. Hisar Mahallesi'yle ilgili olarak şöyle bir karar veriyor Danıştay savcısı. Bu noktada alana nitelikleri temelinde doğanın bütünselliği yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiği dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın doğrudan bir orman alanı ya da tarım alanı olmayışının bu bölgenin yapılaşmaya açılması için gerekçe oluşturmayacağım. Didim ilçesinin gelişme dinamikliğin projeksiyon nüfus aşmasına neden olacak bir içerikte olduğu yani bizim aslında emsal 0.30 diye verdiğimiz bir yerde bir tane konut yapma hakkı var müteahhitlerin burada daha fazla konut yapma veriyor. Bu kapsamda plan değişikliği açıklama raporunda herhangi bir veriye yer verilmemiş olması teknik ve nesnel, bilimsel bir tarif yapılmamış olması yine alan niteliklerindeki benzersizlik tartışan bir analiz çalışmasının bulunmamasından da rapor niteliği açısından önemli bir eksikliktir. Biz hep şunu söyleriz. Plan yaparken sadece kağıda bakmayın. Plan, raporuyla bütündür deriz. Raporda bu tür eksikliklerin olduğuna dikkat çekiyor savcı. Detaylı bilimsel ve nesnel gerekçelere dayalı analiz ve eşik çalışmalarına Plan açıklama raporu içerisine yer verilmediğini söylüyor. Aslında bunları biz hep incelemelerde görmüştük. İtiraz nedenlerimiz de aynı şeylerin bilirkişiler tarafından da ve savcı tarafından da dile getirilmesi bizim için kayda değer önemli bir gelişme. Neticede dikkate alındığında diyor imar mevzuatı şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından sakıncalar içermektedir diyor. 1280 parseli böylece görüşünde imar mevzuatına uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır diyor.” dedi.

fdsfsfs

1100 PARSELE SANIRIM ÖZEL BİR ANLAM KATIYOR

Hekimoğlu, ikinci olarak Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan 1100 parselle ilgili bilgi verdi. Hekimoğlu, davayla ilgili olarak, “Hisar Mahallesi'ndeki planlarla ilgili diğer önemli şeyimiz 1100 parsel. Bu sanayinin oradaki bölge. Bu biraz kendi içerisinde aslında dikkat çekici bir alan. 1100 parselde imar planları yapılırken yürütmeyi durdurma da istiyoruz demiştik. Çünkü hatalı bir işlem varsa devamı gelmesin. Bina mesela imar uygulaması yapılıyor. Peşinden işte binalar dikiliyor falan. Ve siz diyorsunuz ki dava süreci sonunuza aslında bu binaların dikildiği alandaki planlar kusurlu Bu çok büyük ne denir? Hem kamu zararı hem özel mülkiyetin için zarar hem vatandaş bilmeden arsalardan evler alıyor. Onlar için zarar. Biz burada yürütmeyi durdurmayı o yüzden ivedilikle istememizin nedeni budur 1100 parselde ne yazık ki yürütme durdurma almadı.

Bir kent nefes almaz mı dediğimiz alanlara böyle sahip oluyoruz. Yeterli donatıları koymadığınızda, yeterli yol koymadığınızda yeterli otopark alanları koymadığınızda aslında bir ulaşım aracı olarak planladığınız yolun her iki tarafına araç park ederek sağlıklı bir kent modeli oluşturmamış oluyorsunuz. Ama imar uygulamalarının yapılmış olması binaların çıkmaya başlamış olması 1100 parsele sanırım özel bir anlam katıyor. Ki karar farklı çıkacak gibi gözüküyor.” dedi.

İNŞAAT HAKKINI 5 KAT ARTTIRIYOR

Hekimoğlu son olarak Manastır koyu bölgesiyle ilgili “Manastır Koyu gerçekten Didim'in can damarlarından biri ve herkesin çok sevdiği koylarımızdan biri. Turizm Bakanlığının bu bölgeyle ilgili bir tasarrufu vardı. Emsal 0.10 demişti..  Özelleştirme idaresi satışı cezbedecek, kıyı bölgesindeki yatırımların bir an önce cazip hale gelmesini sağlayacak bir karara imza atıyor, planlarda ve emsal 0.50 diyor. İnşaat hakkını 5 kat arttırıyor.

Derneğin dava açma hakkı yok deniliyor. Bu biraz süre kazanma anlamında iyi oluyor karşı taraf için… Ehliyeti yönünden itirazların yerinde görülmediği ve dava açma hakkımızın olduğunu bir kez daha kamuoyu bilgisiyle paylaşmak istiyoruz. Dava açma hakkımız vardır. Toprağını, havasını, suyunu, kentinin yerlerini korumak adına dava açıyorsak bu bize yargının da anayasal hak olarak bize tanımladığı bir karardır.

Manastır koyunda çok fazla maddeler sıralanmış. Dava konusu 1/500 ölçekli nazım İmar planı vardı.. Ancak 25 binlik ölçekli planına ilişkin emsal 0.10 yapılaşma koşulu geçemez hükmüne karşın konusu planlarda emsal 0.50 yapılaşma koşulunun verilmesinin üst ölçekli planla uyumlu olmadığı görülmüştür diyor. Bu noktadan sonra gerisine bakmaya gerek yok zaten aslında. İdarelerin, kurum görüşlerini verirken biraz daha teknik incelemelere dayanarak kurum görüşleri vermesini önemsiyoruz. Mevzuatlar açısından uygun olması şartıyla ifadesi çok genel bir ifadedir. Bu kurum görüşü değildir. Lütfen önlerine gelen planları idareler önem vererek incelesinler. Ona göre rapor tutup ilgili idareyle göndersinler. Eğer bir plan üst ölçek plana aykırıysa ben onun alt ölçekte ne getirdiğine zaten bakmam. Çünkü anayasaya aykırı olan bir yasa çıkarmışsınız gibi bir şey oluyor.

CHP’Lİ BÜLBÜL’DEN YARGI PAKETİ AÇIKLAMASI CHP’Lİ BÜLBÜL’DEN YARGI PAKETİ AÇIKLAMASI

KIYILARI İŞGAL EDEN İMAR PLANLARIYLA KARŞILAŞMAYALIM

100 bin ölçekli çevre düzeni, plan değişikliğinin plan açıklama raporu incelendiğinde de planlama çalışmasının amacı plan belgesi ve plan hükümlerini içerdiği ancak plan gerekçesinin temelinde teknik ve nesnel bilimsel verilerin sunulmadığı görüldüğü gibi.. Bu açılardan dava konusu 100 bin ölçekli çevre düzeni planlı değişikliğin gerekçelerin nesnel ve ölçülebilir nitelikler ve analizler çerçevesinde sunulmadığı tespit edilmiştir. Bunun dışında bizim kıyılarla ilgili Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığının bir projesi, planı var. Bütünleşik kıyı alanları planı deniliyor. Onunla ilgili ilişkisi de incelenmiş. Aydın, Muğla, Denizli planlama bölgesi 100 bin ölçekli çevre üzerine planlık hükümleriyle paralel olan bütünleşip kıyı planı yani aslında ikisi birbiriyle örtüşüyor. Kıyı alanlarında deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi bunun için ise kıyı alanlarının yeni yapılaşmaya açılmaması da gerekli kılındığı ancak dava konusu çevre düzeni plan değişikliğinin alanın Kültür ve Turizm Koruma ve gelişim bölgesi turizm merkezleri plan niteliğini yalnızca turizm tesis alanı olarak değerlendirerek yeni yapılaşmaya açmaya olanak sağlayacak ve mevcut çevre düzeni planı ile bütünleşip kıyı alan planı ilke ve kararları ve hükümlülerin aksine bir mekansal düzen ortaya sunacak bir içerikte olduğu görüldüğünden dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin imar mevzuatı şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmayan bir içerikte olduğu görülmüştür. Bu da aslında kıyı bölgelerimizin Didim'de nasıl değerlendirilmesi gerektiği kararlarına göre açıkça ortaya koyuyor. Dileriz ki bundan sonra kıyı bölgelerine yan yana yan yana beşer katlı kocaman kocaman otellere açan imar planı kararlarıyla karşılaşmayız.” ifadelerini kullandı.

HABER: ELİF DİKBAŞ