Farsçadan Türkçemize giren düşman kelimesinin lügatlerdeki anlamı : “Hasım, yağı, birbirleriyle savaş halinde bulunan devletler ve bunların halkı; aralarında silahlı çatışmaya varacak derecede anlaşmazlık bulunan taraflardan her biri; (Mecaz) bir şeyi aşırı tüketen; bazı şeylerden aşırı nefret eden, iğrenen.” olarak geçer.
Kişinin en büyük düşmanı insanın kendi nefsidir. İnsana en büyük kötülüğü yine kendisi yapar. İçinde arzular kıpırdar durur. Bu arzular hem müspet hem de menfi yönde olabilir. Olumsuz arzulara kişi uyacak olursa sonu hüsranla sonuçlanabilir. Peygamber Efendimiz bir Hadisi şeriflerinde: “Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.” demiştir.
Kişi olgunluk ve büyüklük göstererek düşmanlarına karşı hoşgörülü olarak ve dostça bir tavır sergileyebilirse düşmanlarıyla dostluk kurarak dost olabilir. Bununla ilgili olarak Alain: “Düşmanımı bağışlarsam düşman diye bir şey kalmaz.” demişlerdir. Peygamber Efendimiz yaşadığı zamanlarda düşmanlarına iyi davranarak, onlara iyilik ederek kendi saflarına katmasını bilmiştir.
Yeryüzünde belki de düşmanı en çok olan ülke Türkiye, düşmanı en çok olan millet de Türk Milletidir. Dünyanın en iyi coğrafik konumunda yerleşmiş olmamız diğer ülkelerin iştihasını kabartmıştır. Tarihte üç kıta üzerinde yerleşmiş Devletimizin, diğer milletleri hegemonyası altına alarak idare etmesinden kaynaklanan düşmanlıkları devam etmektedir. En haklı olduğumuz anlarda dahi Birleşmiş Milletlerde veya Avrupa Birliğinde haksız duruma düşürülmekteyiz. Türk’ün tarihteki fırtına devlet haline yeniden gelmesinden korkan diğer devletler ve milletler düşmanlıklarını açıktan veya gizliden devam ettirmektedirler. Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulmuş genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dış politikası “ Yurtta sulh, cihanda sulh” olmasına rağmen bunu bir türlü anlatamadık. Halbuki bizim ne başka bir ülkenin topraklarında gözümüz, ne de başka milletleri sömürge etmek gibi bir emelimiz var. Dünya barışına katkıda bulunmak, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık ilkeleri doğrultusunda var gücümüzle çalışıyoruz. Ama yüzümüze sahte gülücükler veren sözde dostlar kuyumuzu kazmaktan geri kalmamaktadırlar.
Birey olarak önce nefsimize hakim olup kendi öz benliğimizle dost olmamız gerekir. Daha sonra milletçe hiçbir millete ve ülkeye düşmanlık beslemediğimizi dünya barışına katkı sağlamak için çalıştığımızı tüm dünyaya anlatmamız gerekecektir.
Satırlarımızı Ebu Said Hasan-Basri’nin şu güzel sözüyle sonlandıralım.
“ Bir kişinin düşmanlığına karşılık; bin kişinin dostluğu verilse dahi alma.”
------------------ ŞİİR KÖŞESİ -------------------
ÇİVİT MAVİSİ
Sen duvar kâğıtlarını sevmezsin
Yapmacık gelir desenleri
Bu yüzden boyuyorum
Bu duvarları
Gülkurusu yatak odası
Salon çivit mavisi
Bayramlık yeşil elbisemi
Yeni ütüledim
Fırında ıspanaklı börek
Sofrada yaprak sarması
Her şey tam tekmil tamam
Sen yoksun
Oysa Bahçede
Ortancalar açtı
Panjurumuz pembe
Salonumuz çivit mavisi.
Aysel AKGÜN - DİDİM
-------------------------------------
GÖNLÜMDEKİ TAŞLAR
Sevdam, sevdam diyerek, gönlümdeki taşlara
Ömrümden ömür verdim seni bildikten sonra
Yaşadığım gün boyu gözümdeki yaşlara
Mendil koydum ağladım beni sildikten sonra.
Sevgi nedir bilmedim buldum sende yeminle
Sevdan gidince benden kavgalıyım kendimle
Desem de demesem de derdim yaşar benimle
Veda pullu mektubu elden verdikten sonra.
Bir ayrılık türküsü dolaşıyor dillerde
Mızrabı korku almış uzak durur tellerde
Dikenlerin feryadı iz bırakmış güllerde
Bülbülün o diline sevdan girdikten sonra.
Hasretinle boş odam asla senle dolmadan
İstemem asla ölüm seni bende bulmadan
Yaşamak haram olsun ben kendimi vurmadan
Ara sıra gelirsin Güner öldükten sonra.
Güner TEKİN – KARS
----------------------------------------------
SENDEYİM
Yaz güllerinin açtığı yerdeyim
Yüzünden bugün kalbimle şerdeyim
Sevgi rüzgarın alıp savurduğu
Aç yüreğin geldim artık sendeyim.
Yelken açmış maviliğine deniz
Uğruna akan yaşla doldu geniz
Sevdandan kalbimle her daim şeniz
Aç kolların geldim artık sendeyim.
Dağlar kadar yücedir bu sevdamız
Bitmez mezara kadar bu sevdamız
Yanar içinden sönmez kor sevdamız
Aç sevgilim geldim artık sendeyim.
Yoluna yol tuttum ömrüne ömür
Hasretinden oldum mangalda kömür
Gel birazda kalbime gir de sömür
Aç bir tanem geldim artık sendeyim.
Aslanoglu der gönülden severim
Ben ezelden hep aşklara yaverim
Yolunu kaybetmiş bir avareyim
Aç kapını gülüm artık sendeyim.
Çetin ASLAN - AYDIN
-------------------------------------------------
EYLÜL SAÇLIM
Hayali çölüme serilen vaha
Üşürüm, bırakma beni bir daha
Lal olsa geceler küsse sabaha
Yinede gönlümün ışığısın sen.
Aşkınla çağlayıp elemle aktım
Elimle kalbime ateşler yaktım
Selamın bekledim yoluna baktım
Endamın yuvası eşiğisin sen.
Nedendir, bu canın bitmez suçları
Dokunsam tutuşur parmak uçları
Eylüle boyanmış ipek saçları
Ruhumun rengârenk kuşağısın sen.
Ey mahzun bakışlım anlamlı sözüm
Yarınım, güneşim aydınlık yüzüm
Erelim vuslata gel yürek sızım
Çılgın düşlerimin beşiğisin sen.
Eylüller beklerken seni rıhtımda
Umutlar yeşerir kara bahtımda
Bir hülya Bolat’ın gönül tahtında
Ümidin tohumu başağısın sen.
Bolat ÜNSAL - ANTALYA