İyi ki şu Adem’le Havva miti var, değil mi? Yoksa ne yapardı erkek-adamlar? Hani şu “erkek gibi erkek” olanlar. Elbette bu tanımı yapmadan önce bir not düşmeli, çünkü ve de bilindiği gibi yeryüzünde yalnızca “kadın” adamlar olduğu gibi, “erkek” kadınlar da var. Herkes kendi kimliğini kendi kuruyor, ama gerçek kadına yöneltilen suçlamaların dili hiç değişmiyor.
Dönelim o kadim ve kutsal sayılan o öyküye; Adem’le Havva’nın Cennet’ten kovuluşuna... Hani şu yılanın fısıltısıyla baştan çıkarılan Havva’nın, yasak meyveyi Adem’e sunmasıyla başlayan kadim anlatı... Dört kutsal kitapta da bir biçimde yer bulmuş bu anlatı, erkek egemen zihniyetin tarih boyunca elinin altındaki en kullanışlı suç kılavuzu oldu. Ne ara kadını kınamak gerekirse, dön bir bak bu mitolojiye; ELMA duruyor orada ilk günahın simgesi, kadının taşıdığı ilk “suç delili” olarak duruyor insanlığın belleğinde...
İşte o elma, yalnızca Havva’nın değil; Pamuk Prenses’in de yaşamına zehir olarak sokuldu. Cadı kraliçenin uzattığı elma; masumiyeti, saflığı, temizliği değil, cezayı getirdi ve 7 cüceyle çevrili bu masal ise 7 ölümcül günahın "şehvet, kıskançlık, kibir, öfke, tembellik, oburluk, hırs" gölgesinde anlatıldı. Pamuk Prenses’i kurtaran ise, yine bir erkek kahraman oldu; Prens, öpücüğüyle kadını ölümden geri döndürdü. Bir başka deyişle erkeğin eli değmeden dirilemeyen, konuşamayan, karar veremeyen olarak bilinç altlarına kazındı kadın mitlerle ya da masallarla...
Havva’dan Pamuk Prenses’e uzanan bu yol, gerçekte kadınların hep “yasak”la, “günah”la ve “bedel”le tanımlandığı bir patikadır. Günümüzdeyse bu patika; dijital çağın sosyal medyasına, sokaklara, işyerlerine, mahkeme salonlarına, hastanelere ve evlerin en kuytu köşelerine kadar uzanıyor. Elmalar artık daha zehirli; daha çok can alıyor, Havva'dan beri kadınlar sürekli yargılanıyor ama sürekli de susturuluyor.
Tüm Masallar Elmalıdır...
Pamuk Prenses’in büyülü elması,
Anadolu masallarındaki
Gökten düşen üç elma,
Ve Havva’nın Adem’i cennetten kovdurtan meyvesi...
Ama ille de sonuncusu
Binlerce yıldır kadınların sancısı.
Obur Adem elmayı yiyince,
Havva çekti bunca yıldır tasayı.
Tanrı mı yazdı bu yasayı,
Yoksa erkek aklı mı dayattı bu masalları?
Tutkular alışkanlığa yenilince,
Masallar yine döner aynı çarka...
Kadına biçilen ilk rol hep Havva’lıktır,
Günahı başlatan, suçla mühürlenen
Hep ama hep kadındır.
Elmalar kurtlanır, ağaçlar kurur,
Ama suçlamalar hep taze kalır.
Adem bir kez cennetten kovuldu,
Havva’nın kızlarıysa her çağda yaşamdan atılıyor.
Kim bilir daha kaç nesil yiyecek bu lanetli elmayı?
Ve bedelini yine kim ödeyecek?
Kadınlar...
Her dönemin sessiz günahkârları...
Ve her masalın ölümcül uykusuna dalanları...
Ama temel soru şu:
Bu kadar haksızlığa karşın,
Suçlamalar, önyargılar, cezalandırmalar karşısında
Acaba kadınlar daha ne kadar susacak?