Yaşama ilişkin tüm eylem ve işlemleri, akıl süzgecinden geçirmeyen kişilerin dikkate almadıkları ve araştırmadan kabullendikleri şeyler için muhafazakâr olabilirler. Bu ayrıntılı bakış birçok bireyin bilmeden muhafazakâr olması ile sonuçlanabilir. Burada ön görebilirlik ve farkındalık önemli etkenlerdendir. Değişimi görmek, algılamak ve uyuma geçmek; muhafazakarlık duraksamalarından kurtarır. Değişimin değişmezliği temelinde; yenilenmeleri yenilemek bir genel ilke olarak benimsenmelidir. Bu kapsamda davranışlar ve alışkanlıklar sürekli olarak güncellenmelidir. Bu yaklaşım yaşamın bütününü kapsamalıdır.
Muhafazakârlık, kendisine ait olanı koruma temelli bir yaklaşım biçimidir. Koruma önceliği maddi değerlere tanınır. Maddi değerlerin dağılımı dengesiz olduğu için, bu değerlere sahip olanlar her koşulda (oldukça azınlıkta kaldıkları için) manevi değerlerin koruyucu katkısına gerek duyarlar. Konumunu kavrayamayan yoksullar, varsılların güvencesidir. Varsıllar maddi değerlere sahip olurken, yoksullar manevi değerlerin gönüllü askerleri olurlar.
Her kapitalist kazanmaya, yakın çevrelerini istismar ederek başlar. İnandıklarını söyleyenlerin ilk aldattıkları da onların en yakınında olanlardır. Bu nedenle saf ve temiz insanları aldatanlar, onların en çok inandıkları kişilerdir. Muhafazakârlar inanç giysili kapitalistlerdir!


Tanım, yaşamın değişim duraklarındaki görüntüsünü en ayrıntılı biçimde yansıtan ve görünürlüğünü ön plana alan bir resimdir. Değişimin değişmezliği dikkate alındığında, tanımlar sürekli olarak güncellenmelidir.
Kolayca inananlar, düşünme yoksunu veya kolay yoldan kazanma çabası içinde olanlardır. Şeyhini uçuranların beklentisi, onun sırtından zahmetsizce öteki dünyasını güvenceye alma istem ve çabasıdır.
Soyguncuların kazançlarının temelinde umut pazarlamalarına inanlar var. Oysa avcıların oltasında umut, yem olarak kullanılır. Zaten, “Bedava peynir kapanda olur!”
Muhafazakârlık, sahip olduklarını korumak iken; yeni sahiplikler için esner(!) Mahcup bir değişimin akarına tutunur. Yani, sahip olmak yeni sahiplenmelere de açıktır. Maddi ve manevi olanaklar toplamını 1 olarak kabul edersek, bu alan iki obje tarafından paylaşılır. Maddi sahipliklerin alanı genişleyince, manevi sahiplikler alan kaybeder ve kişi güncel fiili durumlara yönelir. Ne var ki, bu oluşum yaşam bütününü etkiler ama değiştiremez ve muhafazakâr, muhafazakârlığına devam eder(!)
Muhafazakârların değişimi çıkar çemberlerinin belirlediği alanlarla sınırlıdır. Bünyesinde tutucu ve gerici unsurları barındıran muhafazakârlar özde farklılıkları ve değişimleri yadsımalarına karşın, çıkarları söz konusu olduğunda gözlerini kırpmadan ve arkalarına bile bakmadan ülkelerini terk edebilirler(!) Ve giderken, ülkelerini tıpkı bir işgal gücü gibi yağmalamaktan geri durmayabilirler(!) Onların yağmaladıkları şeyler sadece bizim değil; çocuklarımızın ve torunlarımızın olması gerekenlerdir. Muhafazakârların, yabancılarla birlikte yağmalayıp yok ettikleri, ülkemizin geleceğidir!
Muhafazakarlık bir yaşam biçimidir. Yaşama ilişkin tercihler sınıfsaldır ve bu tercihler aynı zamanda ideolojiktir. Çünkü ideoloji, yaşama ilişkin istem ve beklentiler toplamıdır. Bir sınıf mensubiyeti olmasına karşın farklı davrananlar, sınıf engelini aşmayı başaranlardır. En basit örneği, birey olsun istediklerini yalnız kendisi için istiyor ise; muhafazakardır. Birey başkaları için istediklerini kendisi içinde istiyor ise, muhafazakarlık alanının dışındadır. Bu açıdan bakıldığında muhafazakarlık ile kapitalistlik aynılaşıyor. Her kapitalist, herkesin kapitalizm düşüncesini benimsemesini ister ama herkesin kapitalist olmasını istemez. Çünkü böyle bir istem onların da paylaşımdan pay almalarını gerektirir. Oysa egemenler kendileri gibi olmayanları paylaşıma dahil etmez ve onlara varlıklarını sürdürebilecekleri kadar verir(!)
Maddi varlıklara el koyarak sahipliklerini ilan edenler sürekli olarak alanlarını genişletmek isterler. Bu türden genişlemeler maneviyat alanını daraltmaz çünkü; alan genişletenler aynı süreçte maneviyat balonuna üflerler(!) Maneviyat balonları bazan bu nedenle patlar!


Güncelleme bir muhafazakarlık savardır. Bilinçli, özgüvenli ve farkındalıkları algılayan özgür bireyler kendilerini güncelleyerek muhafazakarlıktan sakınmış olurlar. Alışılmışların tekrarı her zaman farklılaşmalara engel olur. Bu nedenle insanlar yaşamlarının büyük bölümünü tutuculukla sürdürürler. Değişimin tabanında düşünme ve soru sorma yer alır. Düşünmek sürekli olarak yaşamı yenilemektir. Değişmek öngörebilmektir ki; bunu sadece amaçlayanlar gerçekleştirebilir. Yeni farklı olduğu gibi, aynı zamanda bilinmeyendir. Bilinmeyenlerden kaçış, tutuculuğun dayanaklarındandır.