Uy­gar­lı­ğın ge­liş­me­siy­le bir­lik­te suyun yer­yü­zün­de­ki doğal akışı et­ki­len­mek­te, suyun ni­te­li­ği olum­suz yönde de­ğiş­mek­te­dir.
Su­la­rın kul­lan­ma ya da elekt­rik ener­ji­si üret­me ama­cıy­la ba­raj­lar­da, gö­let­ler­de bi­rik­ti­ril­me­si, su da­ğı­tım dü­ze­nek­le­ri­nin ku­rul­ma­sı, kent­sel alan­lar­da ve sa­na­yi­de kul­la­nı­lan su­la­rın kir­len­me­si, son­ra­sın­da da arın­dı­rıl­ma­dan doğ­ru­dan do­ğa­ya ve­ril­me­si... Bütün bu ey­lem­ler suyun ni­te­li­ği­ni boz­mak­ta, daha açık bir an­la­tım­la suyun kir­len­me­si­ne neden ol­mak­ta­dır. Yine suyun içine ka­tı­lan de­ter­jan­lar­la kir­le­ti­len sular; ka­na­li­zas­yon­lar ara­cı­lı­ğıy­la geri atıl­dı­ğın­da yine kir­li­lik oluş­mak­ta­dır.
Doğ­ru­dan insan ey­lem­le­ri so­nu­cu olu­şan bu tür kir­li­lik­le­rin yanı sıra, yine insan ey­lem­le­ri­nin, uğ­raş­la­rı­nın et­ki­siy­le ama doğal yolla bir başka kir­len­me­den de söz ede­bi­li­riz. Ki bu da ta­rım­sal ilaç­la­ma so­nu­cun­da olu­şan kir­li­lik­tir. Ör­ne­ğin; ta­rım­sal ilaç­la­ma son­ra­sın­da, yağan yağ­mur­la­rın bu ilaç­la­rı top­ra­ğa in­dir­me­si, ora­dan da su kay­nak­la­rı­na ka­rış­tır­ma­sıy­la su kay­nak­la­rı kir­len­miş olur.
Ne yazık ki su kay­nak­la­rı­nın insan uğ­raş­la­rı so­nu­cun­da kir­len­me­siy­le; suyun doğal ya­pı­sı bo­zu­lu­yor, bu bo­zul­ma da uzun dö­nem­de insan sağ­lı­ğı­nı olum­suz yönde et­ki­li­yor. El­bet­te ki yal­nız­ca insan sağ­lı­ğı­nı değil su kay­nak­la­rın­da ya­şa­yan tüm can­lı­la­rın, özel­lik­le de ba­lık­la­rın sağ­lı­ğı­nı et­ki­li­yor, on­la­rın ze­hir­len­me­si­ne neden olu­yor. Ta­rım­da kul­la­nı­lan kim­ya­sal gübre ve ilaç­lar; su kay­nak­la­rı­nı kir­le­ti­yor.
Kuş­ku­suz suyun kendi, ken­di­ni te­miz­le­me gücü var ama biz bu gü­cü­nün üs­tün­de sü­rek­li bir kir­li­lik ya­ra­tır­sak, su ken­di­si­ni te­miz­le­ye­mez, arı­ta­maz. Bi­lin­di­ği gibi suyun için­de­ki can­lı­lar suyu arı­tır­lar. Ama sa­na­yi­leş­me ve kent­leş­me ya da ta­rım­sal ilaç­la­ma so­nu­cun­da aşırı bir kir­li­lik varsa, suyun arı­tıl­ma­sı ola­nak­sız­la­şır. Do­la­yı­sıy­la su kir­len­miş olur, kul­la­nıl­maz olur.
Kent­ler­de kul­la­nı­lan sular arın­dı­rıl­ma­dan su kay­nak­la­rı­na geri ve­ri­li­yor.
Ve sa­na­yi böl­ge­le­rin­de kul­la­nı­lan sular da arı­tıl­ma­dan su kay­nak­la­rı­na geri ve­ri­li­yor. Bu sular da do­ğa­ya bı­ra­kıl­dı­ğın­da başta insan olmak üzere, do­ğa­da var olan tüm can­lı­lar bu kir­li­lik­ten et­ki­le­ni­yor.
Kö­mür­le ça­lı­şan sant­ral­ler­de ba­ca­dan çıkıp, ha­va­ya ya­yı­lan ze­hir­li gaz­lar yağ­mur­la ye­ni­den yer­yü­zü­ne dönüp su kay­nak­la­rı­na ka­rış­tı­ğın­da kir­li­lik ya­ra­tı­yor.
Ve deniz araç­la­rı; de­ni­zin su­yu­nu kul­la­nı­yor­lar. Kul­lan­dık­la­rı su­la­rı da kir­le­til­miş ola­rak de­ni­ze geri ve­ri­yor­lar.
Su ta­şıt­la­rı­nın yap­tı­ğı ka­za­lar, kir­li­li­ğin bir diğer yö­nü­nü oluş­tu­ru­yor. Kaza so­nu­cun­da de­ni­ze akan pet­rol, de­ni­zin doğal den­ge­si­ni olum­suz yönde et­ki­li­yor.


Ge­nel­den ye­re­le bak­tı­ğı­mız­da; kü­re­sel iklim de­ği­şik­li­ği­nin olum­suz dış­sal­lık­la­rı bağ­la­mın­da, en bek­len­me­dik an­lar­da, an­sı­zın baş­la­yan şid­det­li yağ­mur ve ar­dın­dan sel al­tın­da kalan Didim so­kak­la­rı, cad­de­le­ri... Ve çamur, bal­çık yüklü sel­le­rin de­ni­ze ka­rış­ma­sı...
Didim; kır­sal ya­pı­şın­dan gi­de­rek uzak­la­şıp, kent­leş­me "ama çar­pık bir kent­leş­me" yö­nün­de hızla yol alır­ken... Ne yazık ki su kir­li­li­ği Didim'in göz ardı edi­len bir derdi, bir başka so­ru­nu... Çünkü Didim ol­duk­ça yağış alan bir yöre ve Didim'in so­kak­la­rı­na, yol­la­rı­na sü­rek­li as­falt dö­kül­dük­çe... Top­rak suyu içine çe­ke­mi­yor, top­rak suyu eme­mi­yor, olu­şan sel­ler­le yağ­mur su­la­rı de­ni­ze akı­yor. Üs­te­lik de ça­mu­ru da içine ka­ta­rak, de­ni­zin de kir­len­me­si­ne kat­kı­da bu­lu­nu­yor. Oysa as­falt ye­ri­ne, parke taş­lar, Ar­na­vut kal­dı­rım­la­rı dö­şen­se yol­la­ra...​Top­rak da içine çekse yağ­mur su­yu­nu doya, doya... Hem ye­ral­tı su­la­rı artar, hem de top­ra­ğın ve­ri­mi... Üs­te­lik Didim'in içi­le­bi­lir ni­te­lik­te su kay­nak­la­rı bu­lun­ma­dı­ğı ger­çe­ği de du­rur­ken kar­şı­mız­da...
Su AL­TIN­dan da de­ğer­li­dir, PET­ROL­den de de­ğer­li­dir; yal­nız­ca insan sağ­lı­ğı değil, tüm can­lı­la­rın sağ­lı­ğı söz ko­nu­su olun­ca, sü­rek­li sudan söz­ler de etmek ge­re­kir eğer çevre için kay­gı­la­nı­yor­sak... Çünkü su önem­li­dir ya­şam­da ka­la­bil­mek için...
Ön­ce­lik­le so­lu­na­bi­lir hava, son­ra­sın­da da içi­le­bi­lir su ge­rek­li­dir. Üçün­cü sı­ra­da besin, en son sı­ra­da "insan icadı" para gelir. Ama insan türü pa­ra­yı ko­yar­sa ilk sı­ra­ya; ne yazık ki ne so­lu­na­bi­lir hava, ne içi­le­bi­lir su...​Tez­den gelir insan tü­rü­nün sonu!
Sıcak yaz gün­le­ri yak­la­şır­ken; su­yu­mu­zun de­ğe­ri­ni bir kez daha gün­de­me ge­ti­re­lim, de­ğe­ri­ni iyi bi­le­lim dedik.