Yoksulluk bir durum tespitidir ve görecedir. Yakın geçmişte bugünkü olanaklara sahip değildik. Ürettiklerimizin karşılığı olarak elimize geçen para pek fazla değildi. Toplumuzun duymaya alışkın olduğu bir ifadeyle dillendirirsek; “Gül gibi geçinip gidiyorduk!” Aç değildik, açıkta değildik. Gereksinimlerimizi karşılamak için kuyruklara girmezdik(özel konum ve koşullar dışında). Şimdi, bayat ekmek kuyruğu bile var. Düzeysizliklerin tavan yaptığı Ayçiçek yağı kapışması var! Ve ne yazık ki, kuyruğa bile giremeyecek olan yığınlar var(!) Bu olumsuzluklar(yoksulluk) kitleleri başka olumsuzluklarla karşı karşıya getiriyor: “Yoksulluk beyin gelişimini özellikle kortikal gelişimin göstergesi olan beyin yüzölçümünü azaltarak gösteriyor; yaşam süresi göstergesi olan telomer gibi genetik materyellerin kalitesi yoksullukla ve toplumsal eşitsizlik hiyerarşisinin altlarına düştükçe kötüleşiyor, ömür kısalıyor. İstismar, kötü muamele, toplumsal şiddet, dışlanma ve ayrımcılık gibi zorlayıcı yaşam olayları ile karşılaşarak büyümüş çocukların ruhsal durumlarındaki bozuklukların yanısıra özellikle kalp ve damar hastalıkları riskleri artıyor.
Beyin gelişimindeki bu negatif farklılaşma bilişsel kazanımlara yansıyor, odaklanmakta ve öğrenmekte zorluk, peşi sıra başarısızlık geliyor. Okul, zor koşullarda büyüyen ve ev koşullarında gelişimi bir türlü hızlanamayan milyonlarca çocuk için büyük bir gelişim fırsatı sunabilir. Eşitsizliğin derinleşmesini önleyerek bir “eşitleyici” rol oynayarak. Toplum adına.(YANKI YAZGAN, BİRGÜN,20.02.2022)”
Kitlelerin yoksullaşmasına neden olan gelişmeler var. Ne yazık ki, aynı süreçte göz göre göre gelen bir kıtlık var! Normal koşullarda yönetenler, kitleleri korumayı bir görev olarak görürler. Eğer bu gelişmeler görülürken gerekli önlemler alınmıyorsa; önlem alınmamasının nedenleri irdelenmelidir. Olay ve gelişmeleri önemsememek olabilir.. Olabileceklerin ağırlığını kavrayamamak nedeniyle görmezden gelmek de olabilir. Bunların yanı sıra, karar vericilerin siyasi tercihi de olabilir(!) Vurgulanan son şık geçerli ise; kitlelerle yönetenler arasında göz ardı edilemeyecek sorunlar var demektir. Böyle bir olumsuz durumda sorulması gereken sorular vardır. Halkını yoksullaştıranlar ne gibi gerekçeler ileri sürebilirler ki? Hiçbir koşulda hiçbir yönetici bu soruyu kişisel çıkarım için diye yanıtlamaz!
Konuya ilişkin olarak nelerin olduğuna göz atalım:
1- Ekonomi bilimine aykırı bir biçimde faizler indirilirken; olumsuzluk olarak adlandırabileceğimiz çok şey artıyor:
a- Baskılanmasına karşın, kur artıyor.
b- Fiyatlar artıyor ve enflasyon yükseliyor. Akaryakıt fiyatlarının arkasından kurşun yetişmez. Zaten elektrik zamları yıkıp geçti!
c- İşsizlik artıyor, yoksul artıyor; açlığın ayak sesleri duyulurken; güvensizlik artıyor.
d- Varlıkların el değiştirmesi hızlanıyor(!)
e- İşletmeler kapanıyor ve iflaslar artıyor.
Bütün bu oluşumlar, toplumun dengesinin bozulmasına neden oluyor. Özellikle varlıkların el değiştirmesi toplumdaki bütün dengeleri alt-üst ediyor. Öncelikle kamusallık ve yönetime katılım dibe vuruyor. İnsanlar birikimlerini ve üretim araçlarını kaybediyor. Köylüler üretim araçlarını, topraklarını ve öteki varlıklarını kaybediyor. Maddi varlıkları ele geçirenler, manevi değerleri öne çıkararak yığınları yönetiyorlar(!) Din zırhını giyenler dokunulmazlık kazanıyor. Dokunulmazlık kazananlar önce kendilerine inanan ve sığınanlara dokunuyorlar! Bu gelişmeler sonucunda, laiklik sadece kâğıt üzerinde kalıyor(!)
Bu zorlama değişimler, azınlığın varlıklarının ve tahakkümlerinin artmasına neden oluyor. Haksız ve hukuka aykırı olarak zenginleşenler, yoksullaştırdıkları çoğunluğu denetim altına alıyor! Kurumsal destekleri arkasında bulan azınlık, büyük çoğunluğu köleleştirerek kula dönüştürmek çabasındalar(!) Yani bu koca ülke, dünyanın en etkili kurtuluş savaşını vererek, imparatorluğun yıkıntılarından yeni bir cumhuriyet kurarak öteki mazlum ülkelere örnek olmuştu. Şimdi tüm bu kazanımların bir anda yitirilmesine doğru sürükleniyoruz!
Bu olumsuz gelişmeler, ülkenin ve tüm varlıklarının(insanlarda dâhil) teslim alınmasıyla sonuçlanabilir. Acaba, bilerek ve ısrarla yapılan şeylerin nedeni bu mu? Sular durulduğunda, maddi varlıkların el değiştirdiği görünür olacaktır!
Adaleti olmayanın itibarı da olmaz!
Sadakat seçeneksizlik, liyakat özgürlüktür!