Şu üç günlük dünyada; doğduk, yaşıyoruz, kuşkusuz öleceğiz de... Ama öleceğiz diye; o ilk günle, son gün arasında olduğumuz sürede karalar bağlayıp, ağlayalım mı ? Bana kalırsa ölüm gerçeğini bile, bile ama daha da bir içtenlikle yaşama sarılalım derim. Bir de derim ki; alt tarafı ölüm, olaylara, sorunlara, soranlara, yorumlara, yoranlara içinizi karartmadan bakıp, iyimserlikle yaklaşalım. Vara yoğa üzmeyelim canınızı... İyimser olalım; acılar canımıza okumadan, biz acıların canına okuyalım. Çünkü iyimserliğin olduğu yerde; en çözümsüz sorunlar kolayca çözülebilecek, yaşam bize daha çok gülecektir.
İyimserlik...
Zorda, darda kaldığımda, bunaldığımda, birdenbire beynimde algıladığım, benliğimde duyumsadığım bu duyguya sığınırım; iyimserlik duygusuna... O an sıkıntılarımdan sıyrılır, yaşama daha bir sıkı sarılırım. Bu belki benim en çocukça, ama bana göre de en hoşça yanımdır. Ve dostlarıma da iyimser olmalarını, hiç değilse iyimserliği duyumsamalarını salık veririm. Böylece onların da çocukça, ama hoşça bir duygusallıkla yaşama sıkı sıkı bağlanmalarını gönülden isterim.
İyimserlik... Bakın ünlü düşünürVOLTAIRE Candide'de iyimserlik konusunda neler yazmış:
"Uşağı Candide'e sorar:
-İyimserlik ne demek ?...
Candide yanıtlar:
- Ne yazık... Bu, insanların kötü bir durumda olduğu bir zamanda, her şeyin iyi olduğunu ileri sürme deliliğidir."
Benim "çocukça, hoşça" bulduğum bu duyguya, VOLTAIRE de bir çeşit "delilik" tanımlamasını yapmış. Kim bilir belki "çocukluk", belki "delilik" ama kesinlikle mutlu olmanın, mutluluğa ulaşabilmenin ilk adımı...
Yaşam kısa; göz açıp kapayıncaya değin geçen bir süre... Acılarla, kıskançlıklarla, çirkinliklerle, kavgalarla, tedirginliklerle, savaşlarla daha da kısaltmaya hiç kimsenin ama hiç kimsenin hakkı yok. İşte bu nedenle iyimserliği duyumsayabilmek, karamsarlıktan uzaklaşabilmek için; sakinleştirici ilaç şişesinin kapağını açmak yerine, gerçek bir dosta içinizi açın, eğer gerçek bir dostunuz yoksa alın kağıdı kalemi elinize içinizi yazılara dökün. Sonra çevrenize şöyle bir bakın; doyumsuz hırslar, yalanlar, dolanlar, kurnazlıklar içinde yaşayanların düştüğü olumsuz koşulları da görün. Kendi küçük ama sorunsuz dünyanızda elinizde olanlarla mutlulukla yaşamın tadına varın; bakın iyimserlik de nasıl benliğinize dolacak, nasıl sizi sarıp sarmalayacak ?
Yazılarımızda dijital çağ, yapay zeka, algoritmalarla belirlenen geleceğimiz derken...
Şimdi bu duygusallık da nereden, neden diye soracak olan değerli okurlarımız; 1 Şubat 2026 Pazar gecesi; Didim'de yaşanan ölümcül bir olay ve altındaki neden-sonuç ilişkini yargılamadan, yorumlamadan, eleştirmeden...
"Sıradan ölümlüler olarak bir kez yaşama şansımız olan bu gezegenden; ayrılmak için bunca çaba neden?" diye sormaktan başka bir şey gelmiyor içimden...
Ne yazık ki geçen Pazar gecesi; iki insan öldü, ama diğer iki insan da yaşarken öldü.
İşte bu nedenle insanlara yalnızca yeşil banknotlar, binlikler değil... Daha çok iyimserlik, sevgi, hoşgörü ve vicdanlı bir benlik gerekli diyorum.