Düşünce özgürlüğü, tüm düşüncelerin anasıdır. Bu özgürlük öteki bütün özgürlüklerin doğurganı ve kaynağıdır. Öteki özgürlükler için birtakım kısıtlamalar yapılabilir; ancak bütün özgürlükler kısıtlansa da düşünce özgürlüğü kısıtlanamaz. Düşünen insan her konumda ve koşulda düşünce üretmeye devam eder. Bunun için egemenler ve onlar adına hareket eden diktatörler, düşünmeye olanaklar sunan ortamları ve iklimi yok etmek isterler. Egemenlerin eşit, özgür ve demokratik eğitim olanaklarını yok etmek istemeleri bundandır. Egemenler için eğitim, kendisine hizmet edecek yığınlar yaratmaktır. Yani eğitimin amacı, egemenin gereksinimlerini karşılamaktan ibarettir.

Bilinen bir gerçek var ki, düşünen bir beyni durduracak bir yöntem henüz bulunamamıştır. Yapılmak istenenlerde bazen geri tepmektedir. Bütün okulları İmam Hatip yapmaya çalıştıklarında, deistlerin ve ateistlerin ortaya çıkmasına engel olamamışlardır.

Diktatör, eziyetlerin en etkilisini düşünen fakat genel olarak kısır düşünen bir kafa yapısına sahiptir. Kendisini her şey olarak gördüğünden, gerçekleri görememektedir. Şiddete yönelmesini tetikleyen şey onun korkularıdır. Onun korkusu düşüncenin engellenmesi iken; asıl sorun, yaşamın en etkili fonksiyonu olan düşüncenin var olmasıdır.

Özgürlük duygusu üretme, yaratma, kendine yeterliklere erişirken kendini çoğaltabilme eylemidir. Bu nitelikleri nedeniyle özgür insan üretebilendir ve üretenler kendini çoğaltırken yalnız kalmamayı da başarırlar

Gelişememiş veya geri bıraktırılmış olan ülkelerin en büyük eksiği, nitelikli insanların çok az oluşudur. Kazara bir insan her şeye karşın ötekilerden farklı olmayı başardığında; hemen o değerli insanı yok etmenin bir yolunu bulmaya çalışırlar. Halk farklı olanı yadsıdığı için, egemenler ise çıkarları nedeniyle farklı olanı yok etmeye çalışır(!)

SİVİL OLMAK.

Asker sivil değildir, herhangi bir oluşumun askerleri de sivil olamaz! Sivil olmak özgür olmaktır. Özgür olmak, iradi olarak seçenek kullanabilmektir. Seçenek kullanabilmek sorularına yanıt aramaktır. Yani soru sorabilmek sivil olmanın bir sonucudur, aynı zamanda da başlangıcıdır. Çözüm arayan özgür birey sorular sorarken çözümlerde üretir. Dolayısıyla sivil olmak çözüm üretebilmektir.

Temel haklara, doğaya ve tüm varlıkların yaşamına katkı sunabilmek için soru sorarak çözümler üretebilenler sivil olabilir. Genellikle inanç sistemleri buna imkân tanımaz. Bu nedenle inanç toplulukları ile ilgili yapılanmalar ve o yapılanmalarda yer alan neferler sivil olamaz!

Sosyal, siyasi ve ekonomik koşulların belirlediği bir ortamda koşulların elverdiği ölçüde sivil olmak fiili bir durumu yansıtır. Düşünce bazında sivil olmak herhangi bir sınır tanımaz. Bu nedenle toplumlarda oluşan sivil oluşumlar, mevcut koşullara rağmen ortaya çıkan bir durumdur. Bu haliyle de sivil duruş, muhalif duruşla çakışır. Muhalif duruş var olan tüm koşullara rağmen; yeni farklı, yararlı ve güzel şeyleri kapsar. Hak, hukuk ve adaleti temel alır ve mücadelesini bu zeminde geliştirir. Sivil olmak, mücadeleci hak arayıcılığıdır. Bu olgu mevcut olan her şeye karşıdır.

Özgürlük ile sivil olmak ilişkisini irdelemeye çalıştık. Sivil olabilmek için özgür olmanın bir önkoşul ve dahası zorunluluk olduğunu gördük. Bu noktada sivil topluma ilişkin tanımı paylaşalım. Bir sorun çevresinde, çözüm temelinde, özgür iradi katılımlı bir yapıda yer alan eşitlerden oluşan ve astı, üstü olmayan, aynı zamanda herhangi bir otoriteden emir ve direktif almayan oluşum sivildir. Tanımda yer alan otorite vurgusu kapsamında inanç temelli otoriteler de yer alır.