Sanat dünyası bugünlerde yapay zekadan yana kaygılıymış. Seslerinin kopyalanmasından, yüzlerinin taklit edilmesinden, sahne kimliklerinin dijital olarak çoğaltılmasından yakınıyorlarmış. Haklı olabilirler; elbette hiç kimsenin sesi, yüzü, yorumu ve kişiliği izinsiz biçimde yapay zekaya yem edilmemelidir. Bu durum; dijital haklar bağlamında açıkça kişilik, emek, üretim ve telif sorunsalıdır.
Ama işin bir de ironik yanı var. Yıllardır filtrelerle gençleşen, kliplerde kusursuzlaştırılan, afişlerde kırışıklıkları silinen, stüdyo teknolojileriyle detone sesleri parlatılan, sahnede yarı gerçek yarı kurgu bir imajla var olan popüler kültür dünyası, şimdi yapay zeka aynı imajı taklit etmeye başlayınca birdenbire “gerçek”, “emek” ve “özgünlük” kavramlarını anımsamaya başlamış. Oysa yıllardır gerçek olmayan gençlikleri, güzellikleri, olmayan sesleri, aşırma şarkı sözleri ya da senaryolarıyla paraya, para demiyorlardı. Birdenbire ne oldu? Akademi dünyasından sonra, gösteri dünyası da mı yapay zeka karşısında yok olma kaygısını yaşamaya başladı?
Bugünün gösteri dünyasında sanatçı artık yalnızca şarkı söyleyen kişi değildir. Ses, yüz, beden, marka, sosyal medya görünürlüğü ve algoritmik etkileşimden oluşan bir pakettir. Gösteri dünyası uzun süredir gerçek duygudan çok, duygu efektini satıyor; aşk efekti, hüzün efekti, isyan efekti, gençlik efekti, içtenlik efekti gibi...
İşte tam da bu nedenle yapay zeka korkutucu; çünkü gösteri dünyasında yer alanların ruhunu değil belki, ama star sisteminin formülünü kopyalayabiliyor dijital dünyanın tüm araçları... Dolayısıyla bu değişen düzende çifte standart ya da ikiyüzlülük bar bar bağırıyor. Şöyle ki teknoloji sanatçının çıkarlarına hizmet ettiğinde yapılan işlem “estetik tercih” oluyor; yüzü gençleştirince “imaj yönetimi”, sesi düzeltince “prodüksiyon kalitesi”, sahneyi büyütünce “şov”... Ama aynı teknoloji sanatçının sesine benzeyen bir ses ürettiğinde “dijital gasp” çığlıkları atılıyor.
Kuşkusuz izinsiz kullanım gasp sayılmalıdır. Buna kimse karşı çıkmaz ama yıllardır kendi gerçekliğini dijital işlemden geçirenlerin, dijital gerçeklik kendilerine dokununca "parasal ince hesapları söz konusu olunca" parıltılı imaj düzeninin küçük kralları ve kraliçelerinin "gerçek" savunusuna girişmesi bal gibi çifte standart, tam tamına ikiyüzlülük değil mi?
Temel sorun yapay zekânın varlığı değil; onun kimin elinde, hangi izinle, hangi veriyle ve hangi gelir modeliyle kullanıldığıdır. Sanatçının sesi korunmalıdır. Ama yalnızca ünlülerin değil; bestecinin, söz yazarının, aranjörün, vokalistin, anonim kültürün ve görünmez emekçinin hakkı da korunmalıdır. Çünkü dijital çağda yalnızca starların sesi değil, herkesin emeği veriye dönüştürülüyor.
Bugünün popüler sanat dünyası şu gerçeği görmelidir ve bilinmelidir ki yapay zekâ gökten düşmedi. Kültür endüstrisinin yıllardır büyüttüğü imaj, taklit, parıltı ve pazarlama düzeninin dijital çocuğu olarak dünyamıza çıkageldi. Şimdi o çocuk büyüdü ve aynayı anne babasına tuttu.
Sanatçılar yapay zekâdan korkmakta haksız değiller ama biraz da kendi yarattıkları simülasyon düzeninden korkuyorlar. Çünkü yapay zekâ onlara acımasızca şunu söylüyor:
“Siz zaten kopyalanabilir duruma gelmiştiniz.”
İşte asıl panik burada.
Sesin çalınması kadar, sesin formüle indirgenebilir olduğunun anlaşılması. Yüzün taklit edilmesi kadar, yüzün zaten yıllardır imaj mühendisliğiyle yeniden üretildiğinin görülmesi. Duygunun kopyalanması kadar, piyasaya sunulan duygunun çoğunlukla tüketilebilir bir efekt olduğunun açığa çıkmasıdır.
Bu nedenle sorun yalnızca “yapay zeka aracılığıyla insan emeğine saygısızlık ” sorunu değildir. Sorun; simülasyon çağının yıldızlarının, kendi simülasyonlarının gölgesinde kalmaktan korkmalarıdır. Çünkü Yapay Zeka; gerçeğin yerine, simülasyonunu paylaştıkça dijital ortamda, kimseler fahiş bilet fiyatlarıyla pazarlanan gösterilere eskisi kadar kolay gitmeyecekler, evlerinin konforlu ortamında gönüllerince eğlenecekler. Sonuç olarak yapay zeka; star sisteminin dayattığı 'ekonomik elitizmi' sarsarak, sanatın dijital düzlemde demokratikleşmesine ve halkın çoğunluğuna ulaşmasına kapı aralamaktadır.